Türkiye, linç şiddetine ilişkin sistematik bir devlet kaydına sahip değil. Bu arşiv, o boşluğu doldurmayı hedefliyor.
Etiket: istanbul
8 Mart yürüyüşlerine katılanlar anlatıyor: Umutsuzluğa Kapılırsan Bu Kalabalığı Hatırla!
Henüz geride bıraktığımız 8 Mart, uzun yıllar hatırlanacak anılar, dövizler ve fotoğraflar bıraktı geriye. Özellikle açık bir savaş yürüttüğü ve bunu artık gizleme gereği bile duymadığı bir dönemde, Feminist Gece Yürüyüşlerine olan katılım hepimize güç verdi; coşkusu, neşesi, kudreti ruhlarımızı ve bedenlerimizi sarıp sarmaladı. Tweetlerde, Instagram story’lerinde kalmasın dedik ve 8 Mart akşamı sokaklara çıkanlara hislerini sorduk. Umutsuzluğa kapıldığımızda dönüp bakmak, o kabalığı hatırlamak için…
Benim Adım Yabancı Sezgin
Sezgin İnceel yazdı
Feminist Gece Yürüyüşü’nde gözaltına alınan 112 kişiden hakkında dava açılan tek kişi İris Mozalar oldu: “Trans cinayetleri politiktir” sloganı ve LGBTİ+ bayrağı iddianamede ‘kanunsuz’ sayıldı
İddianamede geçen diğer sloganlar “Jin Jiyan Azadi”,
“Dünya yerinden oynar kadınlar özgür olsa”, “İnadına isyan inadına özgürlük”
Inside Istanbul: Queer art and resistance
By Enes Çelenay
Sevgili kendime mektuplar – IV
Ulaş Sona, geçiş sürecinde kendisine yollamaya başladığı, Berlin-İstanbul-Eskişehir üçgeninde gidip gelmeyi sürdüren mektuplarına kaldığı yerden devam ediyor.
Noel ve Kaktüs
“Yurt dışında yaşadıkça hayatım basitleşecek sanıyordum, karmaşıklaşıyormuş. Bir o tarafa bir bu tarafa, birbirlerini anlatıp duruyorum.”
Sezgin İnceel’den İstanbul-Münih arasında gidip gelen göçmen bir kaktüsün hikayesi.
Kürt LGBT? Yok öyle bir şey!!!
babykilla, Newroz alanlarında gerçekleşen LGBTİ+’lara yönelik saldırıları ve HDP’nin sessizliğini
yazdı.
Sevgili kendime mektuplar – III
Ulaş Sona, geçiş sürecinde kendisine yollamaya başladığı, Berlin-İstanbul-Eskişehir üçgeninde gidip gelmeyi sürdüren mektuplarına devam ediyor.
Lora ve Birileri
“Lora ve Birileri: Öykü, Onur, Ferda’nın ortak derdi, istediğini yapamayan günümüz insanlarının mutsuzluğunun kaynağı apaçık belirliyken içinde kıvrandıkları sistemin onları sürekli kendilerinden şüphe ettirmesi.”
İlker Hepkaner yazdı.