Türkiye’de 1935’ten 2023’e uzanan linç girişimlerini ve kitlesel şiddet vakalarını belgeleyen bağımsız bir arşiv yayınlandı.
turkiyelincharitasi.com adresinden ücretsiz ve sınırsız erişime açılan arşiv, Gerda Henkel Stiftung ve British Academy desteğiyle Dr. Zeynep Koçak tarafından yürütülen; Murat Cem Öztüfekçi ve Göksenin Karaman‘ın katkılarıyla hayata geçirilen bir araştırma projesi. Sekiz ulusal gazetenin dijital arşivleri sistematik biçimde taranarak derlenen veri tabanı; bin 681 vakayı il il harita üzerinde görüntülenebilecek, güdüye, tarihe ve ile göre filtrelenebilecek biçimde sunuyor.
Neden önemli?
Türkiye, linç şiddetine ilişkin sistematik bir devlet kaydına sahip değil. Bu arşiv, o boşluğu doldurmayı hedefliyor.
Veri tabanında LGBTİ+’lara, Kürtlere, Suriyeli ve Afganlı mültecilere, Alevilere ve kadınlara yönelik vakalar yer alıyor. Ana akım medyada hiç yer bulmayan pek çok saldırı dijital, ana akım dışı sayılabilecek gazete arşivleri taranarak derlendi.
Arşiv aynı zamanda şu soruyu soruyor: Linç kalabalıkları karşısında devlet nerede? Veriler, vakaların yarısında polisin müdahale etmediğini, 21 vakada ise polisin bizzat fail konumunda olduğunu gösteriyor.
Yıllara göre: Büyüyen bir örüntü
Arşiv 1935’e uzansa da linç şiddetinin sistematik biçimde yoğunlaşması 2000’lerden itibaren belirginleşiyor. Bunun nedeni pek tabi medyada, dijitalleşmeyle gelen görünürlük de olabilir. Verinin tamamı incelendiğinde birkaç kritik eşik öne çıkıyor:
- 2006 – Zirve yılı (2000’ler): 97 vaka ile o on yılın en yüksek noktası.
- 2015 – Tüm zamanların zirvesi: 125 vaka. Tek bir takvim yılındaki en yüksek kayıtlı sayı.
- 2018 – İkinci en yüksek: 98 vaka.
- 2013–2023 dönemi: Arşivin %42’si bu on yıla ait.
- 2000 öncesi toplam: 89 yıllık (1935–1999) kayıt, toplam 422 vakaya karşılık geliyor; yani son 23 yıl önceki 64 yılın neredeyse üç katı vaka üretiyor.
Şehirlere göre: Coğrafyanın siyasi haritası
Linç vakalarının coğrafi dağılımı, Türkiye’nin toplumsal gerilim hatlarını açıkça ortaya koyuyor. İlk 10 il ve vaka sayıları şöyle:
- İstanbul: 476 vaka (listede açık ara birinci; ikinci sıradan 4,4 kat daha fazla)
- İzmir: 108 vaka
- Ankara: 104 vaka
- Adana: 68 vaka
- Bursa: 66 vaka
- Antalya: 61 vaka
- Diyarbakır, Konya, Şanlıurfa: Her biri 41 vaka
- Kocaeli & Sakarya: Her biri 38 vaka
Nüfusa oranlandığında tablo farklılaşıyor: Nüfus yoğunluğuna göre dağılım haritasında İstanbul etkisi azalırken, Diyarbakır ve Şanlıurfa gibi illerin görece ağırlığı belirgin biçimde artıyor.
Nedenine göre: Ne için linç ediliyor?
- Suç karşısında linç: 491 vaka (en yaygın kategori)
- Siyasi linç: 424 vaka
- Azınlıklara karşı linç (ETH): 323 vaka (etnik ve kimlik temelli)
- Çocuğa cinsel saldırı karşıtı linç: 295 vaka
- Kadına yönelik linç: 101 vaka
- Göçmen karşıtı linç: 50 vaka
- LGBTİ+’lara karşı linç: 16 vaka (gerçek sayının kayıt altına alınandan çok daha yüksek olduğu düşünülüyor)
- Gazetecilere linç: 16 vaka
Veriler, vakaların yalnızca üçte birine polisin müdahale ettiğini gösteriyor; her üç vakadan birinde ise polisin tutumu hâlâ belirsiz.
Devlet nerede?
- Müdahale etti: 569 vaka (%34)
- Müdahale yok: 551 vaka (%33)
- Bilinmiyor: 538 vaka (%32)
- Polis bizzat fail: 21 vaka
Arşiv hakkında
Türkiye Linç Haritası; gazeteciler, araştırmacılar, sivil toplum kuruluşları ve politika yapıcılar için açık erişimli bir kaynak olmayı hedefliyor.

Tam veri tabanına erişim info@turkiyelincharitasi.com adresine e-posta atabilirsiniz.