Henüz geride bıraktığımız 8 Mart, uzun yıllar hatırlanacak anılar, dövizler ve fotoğraflar bıraktı geriye. Özellikle açık bir savaş yürüttüğü ve bunu artık gizleme gereği bile duymadığı bir dönemde, Feminist Gece Yürüyüşlerine olan katılım hepimize güç verdi; coşkusu, neşesi, kudreti ruhlarımızı ve bedenlerimizi sarıp sarmaladı. Tweet’lerde, Instagram story’lerinde kalmasın dedik ve 8 Mart akşamı sokaklara çıkanlara hislerini sorduk. Umutsuzluğa kapıldığımızda dönüp bakmak, o kabalığı hatırlamak için…

Foto: Müberra Ünsal
Her sene haber takibi için gittiğim Feminist Gece Yürüyüşü’ne, bu yıl “Feminist Gazeteciler Burada!” demek için gittim. Yürüyüş boyunca hüngür hüngür ağlamamak için kendimi kaç kez tuttum, hatırlamıyorum. Üzüntüden değil elbette; mücadelenin verdiği güç, umut, yalnız olmama ve yenilmezlik hissiyle doldu gözlerim. Taşınan dövizler ve atılan sloganlarla o gün ilk kez karşılaşmış ama aslında birbirlerini yakından tanıyan, her gün benzer mücadeleleri veren binlerce kadın ve lubunya 8 Mart’ta birbirinden güç buldu. Hepimiz tebessüm ettik, selamlaştık, sarıldık… (bu satırları yazarken bile gözlerim doldu 🙂
Feminist Gece Yürüyüşümüz, anlı şanlı, gümbür gümbür geldi ve geçti, sıra bu mücadeleyi her güne, var olduğumuz her alana yaymakta. “Her dilde yan yana verdiğimiz mücadele sizin ırkınızdan üstündür.”
Bizi çok seviyorum.
Müberra
İstanbul

Foto: Evrim Deniz
Toplumsal muhalefetin zayıfladığı, protesto etmenin zorlaştığı bir dönemde bu yıl özellikle büyük şehirlerde 8 Mart eylemleri, geçen yıllara göre çok daha kalabalık ve coşkulu geçti. Son günlerde art arda gelen kadın cinayetleri ve savaş gündemi keskinleştirdi ama kadınlar bu durumlarda korkmaktansa daha da bileniyor ve eyleme çıkıyor. Sokakta yüzlerce kadınla birlikte yürürken hissedilen; doğru yerde, doğru insanlarla, doğru sözü söylüyor olma duygusu başka hiçbir karma eylemde yaşanmıyor. Kısacık bir gecede bile kadın olmanın ve dayanışmanın ne demek olduğunu yoğun biçimde hatırlatan, öğreten bir deneyim bu. Feminist yürüyüş iyi ki var.
Ezgi
İzmir

Foto: Bir arkadaş 🙂
Bu 8 Mart’ta da vegan feministler, hakları gasp edilen tüm hayvanlar, kadın+’lar için sokaklardaydı. İstanbul’da kortej hazırlığında “neden vegan-feminist kortejlere ihtiyacımız var?” konulu bir forumda bir araya geldik. Kortej grubumuzu oluşturup İzmir ve Ankara’da kortej oluşturan arkadaşlarımızla iletişim içinde ortak bir manifesto yayımladık. Solfasol’den Gözde arkadaşımızla YouTube’da yaptığımız canlı yayında türcülüğün ve patriyarkanın birliğini, feministler olarak vegan olmamızın neden asgari sorumluluğumuz olduğunu konuştuk.
8 Mart sabahı dövizlerimizle ve vegan feministler pankartımızla Kadıköy Boğa heykelinde buluştuk ve diğer kortejlerle birlikte iskeleye doğru sloganlarımızla, coşkumuzla yürüdük. Eylem alanına girerken vegan bayrağı internetten sorgulayan polisler çok komikti. Trans haklarına vurgu yapan dövizlerimizi de, LGBTİ+ bayrağımızı da “sakıncalı” buldular, alana almadılar. Biz, her birimiz o dövizlerde yazılanların, o bayrakların nefes alan temsilleriyiz ve bu engellerin nafile olduğunun farkında değillerdi elbette. Kadıköy eyleminden sonra hep beraber vapurla Taksime geçtik. Taksimde sokakların çoğu kapalı olduğu için labirent gibiydi, bir süre açık yol aradık ve dayanışma ile bulduk, yürüyüş alanında diğer arkadaşlarımızla da buluştuk.
Her iki yürüyüşte de hazırladığımız broşürleri dağıttık. 1 hafta sonra yine buluşalım, bu kez türcülüğü ve patriyarkayı konuşmak için, bütünleşik mücadelemizi güçlendirmek için buluşalım, dedik. Broşürü gülümseyerek alan, geleceğim, diyen kadın+’lar bana çok iyi hissettirdi.
Alanlarımızın zorla elimizden alınmaya çalışıldığı şu dönemde 8 Martlar biz kadınlar ve lubunyalar için çok kıymetli. Bu nedenle Feminist Gece Yürüyüşlerini her sene heyecanla bekliyorum.
Merve
İstanbul

Foto: Mercan Baş
8 Mart Feminist Gece Yürüyüşü’nde Kolektif Vegan Topluluğu’nun oluşturduğu kortej, patriyarkanın yalnızca kadınlara ve lubunyalara değil, aynı tahakküm mantığıyla hayvanlara ve doğaya yönelen şiddetini de görünür kılan önemli bir hat açtı. Feminist mücadele, yaşamı parçalara bölen ve bazı bedenleri diğerleri üzerinde tahakküm kurmaya yetkili gören düzene karşı bir itirazdır. Bu yüzden türler arası adalet talebinin feminist mücadeleyle yan yana gelmesi bizim için çok anlamlıydı.
Feminist Gece Yürüyüşü’nün eylem komitesinde görevliydim. Biraz tereddütle attırdığım “Kadınlara, lubunyalara, hayvanlara özgürlük” sloganına kalabalığın büyük bir coşkuyla eşlik etmesi, hayvan hakkı mücadelesinin feminist hareket içinde daha görünür ve güçlü bir yer bulduğunu hissettirdi. Alanda hayvan haklarını savunan, hayvan sömürüsüne itiraz eden çok sayıda döviz görmek de ayrıca umut vericiydi. Bu da benim için mücadelemizi ileriye taşıdığımızın önemli bir göstergesiydi.
Sokakta gördüğümüz ilgi ve dayanışma, bu bağın giderek daha fazla kişi tarafından kurulduğunu gösteriyor. Hayvanların yaşam hakkını, kadınların ve tüm ezilenlerin özgürlüğünden ayrı düşünmeyenlerle yan yana olmak; mücadelelerin birbirini besleyerek büyümesi, daha adil ve şiddetsiz bir dünya düşünümüzü güçlendiriyor.
Neylan
Ankara

Foto: Nesli Uras
Dün Ankara’da bir araya gelen kalabalığı nasıl tarif edebileceğimi bilmiyorum. Şöyle diyeyim: Normalde her yıl kitlenin etrafında bir tur atar, başladığım noktaya geri dönerdim (muhtar diye ben). Bu yıl bu asla mümkün olmadı. Birkaç kez ne kadar kalabalık olduğumuzu anlamak için yüksek noktalara çıkıp bakmayı da denedim; gördüğüm manzara karşısında stüdyoda duygusal dakikalar yaşandı, gözlerim doldu, bazı yaşlar pıt pıt süzüleyazdı 😊
Yürüyüşe dair tek sevimsiz şey milliyetçilerin alana girme çabasıydı. “Milliyetçi feminizmin” bir oksimoron olduğunu hatırlatmak isterim. Neyse ki provokasyonları, kimsenin canını çok sıkmadan engellendi.
Feminist Gece Yürüyüşü her yıl olduğu gibi bu yıl da bana güç verdi. Öfkemize, gücümüze, dayanışmamıza sağlık kızlar. İyi ki varız beee!
Nesli
Ankara

Foto: Bir arkadaş 🙂
Her 8 Mart Feminist Gece Yürüyüşü, asi ya da duru bütün renklerimizle birbirimizi kabul ettiğimizde ne kadar güzel parladığımızı gösteriyor bana. Bir sonraki yıla kadar kendim olma gücünü bu ateşten alıyorum. Yargı yok, kaygı yok; güven ve sevgi var.
Pervin
İstanbul

Alanlar oldukça coşkulu. Newroz arefesinin de etkisi var tabii. Kadınlar yöresel/geleneksel kıyafetleri ve rengarenk halleriyle alanlardaydı. Zılgıtlar ve Jin Jiyan Azadî sloganıyla… halaylarla… Vegan kortejimiz iki elin parmak sayısını geçmese de alan da pankartlarımızla varlığımızla fark yarattık. Bir farkındalık oluşturduğumuza inanıyoruz. Azınlıkta olsak bile.
Elîda Zerri
Amed
Patriyarka ile türcülüğün birbirinden ayrı olmadığını, buna karşı her feministin vegan olması gerektiğini hatırlatmış olduk. Mücadele alanımızı tüm türleri kapsayacak şekilde dönüştürme sorumluluğu ile her günümüz direniş günü.
Semra
Amed
8 Mart gecesi sokakta olmak, vegan feministler olarak yan yana gelmek, patriyarkaya ve türcülüğe karşı mücadelemizin ortak zeminlerini görünür kılmak çok fazla anlam taşıyor. Hayvanların maruz bırakıldığı ayrımcılık ve şiddetten bahsettiğimizde, ilk zamanlarda sıkça “ne alakası var?” tepkisiyle karşılaşıyorduk. Bugün ise alanda bu soruyu neredeyse duymuyoruz. Patriyarkal şiddet ile hayvanların sistematik sömürüsü arasındaki ilişkiyi konuşan, merak eden ve tartışan daha fazla insanla karşılaşmak, mücadelelerin birbirine değmesinden öte bütünleşebileceğini gösteren umut verici bir dönüşüm.
Özge
İstanbul

Foto: Fulden
8 Mart alanı bir adımımı diğerinin önüne koyacak yer bulamadığım kadar sıkışmışken, kendimi en güvende hissettiğim kalabalık. Hayatın yaşamaya değer olduğunu hissettiğim birkaç yerden biri. Dün tam önümde, biri kaldırımda biri yolda birbirine sarılarak yürüyen iki kişi vardı. Kaldırımda gidenin elinde tuttuğu pankartta “Annemin İlk Kadınlar Günü Yürüyüşü” yazıyordu. Dayanamadım gidip sordum, “siz anne kız mısınız, ilk yürüyüşünüz mü gerçekten,” diye. Evet tabii diye cevap verdi annesi. Mutlulukla ve kederle birbirimize sarıldık. O alana gelmesi hiç mümkün olmamış, kendi hayatlarını yaşayamamış, yaşamasına izin verilmemiş kadınları ve transları düşündüğümde kalbimde çok iyi bildiğim bir yer sızlıyor. Bu devran ne zaman döner bilmesem de, dönene kadar asla yalnız yürümeyeceğimi çok iyi biliyorum.
Fulden
İstanbul
Yayına hazırlayan: Bawer
Katkılarındna ötürü Gülce ve Merve’te teşekkürler
Ana görseldeki fotolar: Mercan Baş