Henüz geride bıraktığımız 8 Mart, uzun yıllar hatırlanacak anılar, dövizler ve fotoğraflar bıraktı geriye. Özellikle açık bir savaş yürüttüğü ve bunu artık gizleme gereği bile duymadığı bir dönemde, Feminist Gece Yürüyüşlerine olan katılım hepimize güç verdi; coşkusu, neşesi, kudreti ruhlarımızı ve bedenlerimizi sarıp sarmaladı. Tweetlerde, Instagram story’lerinde kalmasın dedik ve 8 Mart akşamı sokaklara çıkanlara hislerini sorduk. Umutsuzluğa kapıldığımızda dönüp bakmak, o kabalığı hatırlamak için…
Kategori: Kadın hakları / feminizm
6284 ve örtülü af: Neden korkuyoruz?
Hannan Musabaşoğlu yazdı
Sadece iyi hissettiğimiz değil, gerçekten iyi olan bir dünya
Pınar Üzeltüzenci yazdı
Direk dansı kaybederse patriyarka da kaybetmiş sayılır mı?
Elif Akgül yazdı
Azize-fahişe ikiliğinin kıskacında direk ve pavyon dansı
Kleo Miros yazdı
Direk dansı ne direniştir ne de devrim
Pınar Üzeltüzenci yazdı
Türkiye’de popüler kültür ve ahlaki panikler: Manifest
Yiğit Erdoğan yazdı
“Fransız Disiplini” ve istismar: Çocukları değil, failleri koruyan köklü okullar
Hazan Özturan yazdı
Gri alan yok: Rızanın olmadığı yerde cinsel şiddet başlar
Hazan Özturan yazdı
Nişan notları: Bir itaat estetiği
Büşra Delikaya’nın yazısı