Sevgili Kendime Mektuplar

“Bir transın içindeki kişilere yazdığı mektuplardan oluşur. Bu bazen iki bazen de daha çoktur.”

I. Ulaş’tan Pelin’e

Sevgili Pelin,

Buraya geleli dört ay oldu. İlk ay tırların arkasındaki kasalardan yapılan vagonların olduğu bir yerde kaldım; Ba’nın vagonunda. Kocaman mutfağı vardı. İki tuvalet bir banyo. Büyük bir bahçenin içine yerleştirilmiş küçük küçük evler düşün. Soba yakmayı orda öğrendim. Beni sevsinler diye –inanmazsın– dolma yaptım. İçimde hata yapacağım korkusu var.

Sonra her şey bir anda değişti. Biraz rahatsızlandım. Zor günler geçirdim. O günlerde annemi çok özledim. İlaçlarım değişti. Ama onlara da alıştım. Biraz donukluk yaptı ilaçlar bende. Gülmek ağlamak çok zor benim için. Bazen bir patates çuvalı gibi hissediyorum kendimi. 

Kursa başladım. Sanki herkes bana bakıyormuş gibi geliyor. Ben de öyle anlarda camdan dışarı bakıyorum. Avluyu seyrediyorum. Anlamakta zorluk çekiyorum. İnsanları kafama çok takıyorum sanırım. 

İş aramaya başladım. Tutumlu olmalıyım. Hesap kitap işlerinde biraz kötüyüm sanırım. Bazen aç susuz kalacağımdan korkuyorum. 

Başka ne oldu? Dövüşe gitmek çok istiyorum. Çok istiyorum öğrenmek. Sen tekvandoya gitmiştin Eskişehir ‘de hatırlıyorum. İlk maçında rakibinden kaçmış kamyon kadar hızlıydı demiştin. Ağlamıştın bir de. Bakalım ben neler yaşayacağım. 

Şimdilik bu kadar Pelin. Sen de bana yaz olur mu? 

Haziran / 2017

II. Pelin’den Ulaş’a

Sevgili Ulaş,

Bana yazdığın mektubu aldım ve çok sevindim. Mektup almayalı uzun zaman olmuştu. En son Gülten yazmıştı sanırım. Ya da çok zaman geçti anımsamıyorum. 

“İçimde hata yapacağım korkusu var” yazmışsın. Korku optik bir yanılsamadır. Çok sevdiğim bir arkadaşım söylemişti bana. Umarım sana da iyi gelir. Sonra, aç kalacağından, susuz kalacağından korkmuşsun. Korkma, ben varım diyorum. Hiç kimse yoksa bile ben varım. Çünkü aynı 8’i sevdik. Ben kadın olarak sen erkek olarak, o aramızdaki şey olarak. Gökkuşağının 7. rengi seninle ve benimle beraber 8 oluyor. Yani sonsuz. “Sonsuzluktan önce ne yapacağız? Acele etmeyeceğiz.”

Dirayetlisin merak etme. Annemi özleme ya da üzülme. Onu artık öyle kabul et. Ona çok benzediğimizi artık kabul et. Keşke bir de gözlerimiz mavi olsaymış ama olsun. Kız oğlan fark etmez demişler, hakikaten fark etmemiş. Her şeyden az az konulmuş gibi, bu da keyifli.

Niye insanlara bu kadar takılıyorsun ki! Sana diyorum ama ben de öyleyim. Bugünlerde her şeyden zevk alıyorum ben; her şey, herkes mutlu ediyor. An çok keyifli. Bir anın içinde 8 basamak olduğunu düşünüyorum. Sesteki karşılığı 8 bit olabilir mi? 6zm dedi bunu. Hiç aklıma gelmemişti. Sesin teorisini bilmiyorum ki ben. Sen daha iyi bilirsin. 

Sağlığın için endişe etme ama iyi bak kendine lütfen; yemeğine, uykuna.. Ve ilaçlarını düzenli kullan. Haplarına alıştığını bilmek içimi rahatlatıyor. Düşmeyeceksin, bir sene oldu düşmedin. Çok hızlı çıktın hatta, haksız mıyım? Bir elmanın yarısı sen diğer yarısı ben. 

Bir de sen eleştiriye niye gelemiyorsun, niye savunmadasın, derdin ne oğlum? 

Önemli gün ve gecelerde neden uyumuyorsun Ulaş? Uykuya, rüyaya ihtiyacın var. Dünyanın bekçisi değilsin sen. 

Senin kendi yöntemlerin var Ulaş, bunu unutma. Bana n’oldu diye düşünme. “Goncadır bütün güllerin ilk halleri.” Öyle bir cümle işte. 

Meditasyonlarını ihmal etme. Paranı iyi hesapla. Yedek biletin olsun hep yanında ve hep bir B planın; tahmini, azıcık da olsa. Zaten çalışkan insansın. Çalışır kazanırsın da sen. Paradan korkma. Öğrenirsin onu da. Sen her şeyi öğrenirsin. 

Dövüşe gideceğin için heyecanlı mısın? Bir de sıcak bir hırka al kendine, varsa beyaz olsun. Her şey hallolur. Yüreğini ferah tut. Serin tut. 

Peki aşk? Hâlâ di mi? Güzel bekledin. Çok güzel bekledin Ulaş. 4 sabır ve emekti. Şimdi 5’teyiz. Birlikteyiz, yan yana. Geldin aramıza sonunda, bundan sonrası çok daha kolay inan bana. Var pürüzler ama acele etme, önce güzelce uyu. Gurur duyuyorum seninle. Aşkı niye yasakladın kendine Ulaş? N’oldu yani, aşk yasak değil, neşe, aşk hep olacak gözlerinde. Yoksa üzersin, hem kendini hem de beni. Yanlış bir şey yapmıyorsun ki ya da yapmadın. Neden kendini suçluyorsun?  Ama ilk kim suçladı seni? 

Ağustos / 2017

III. Ulaş’tan Pelin’e

Sevgili Pelin,

Sana yazmaya ara vermiştim. Ben çok uzun değil diye biliyordum ama beş yıl geçmiş. Bu beş yılda ben çok değiştim. Sesleri dinlerdim eskiden; buraya gelmeden önce. Şimdi ise sessizliği dinliyorum. İnsanlar konuşuyorlar, aralarda nefes alıp veriyorlar, dudakları oynuyor ama her kelimenin arası kısa da olsa sessizlik. 

Evet aç susuz kalacağımdan korkmuştum. Her ay sonu aç kalmasam da parasız kalıyorum. Mesela bu hafta gittiğim evlerde kahve içtim. İkram etseler keşke, dedim hep. Teyzeler duydu sanki sesimi. Bugün sabah yedide yola çıktım, altıya gelirken hala çalışıyordum. Şimdi çok yorgunum.

Annemi olduğu gibi kabul ettim. Bir tek “Küçücüğüm” demesi hoşuma gitmiyor. Bir kere söyledim ona, uzunca bir süre demedi. Sonra gene başladı. Ama takmıyorum. 

Önemli gün ve gecelerde hala uyuyamıyorum. Bu gece gibi. Eşyaları toplarken buldum mektubunu. Kim bilir kaç kere okudum. Yaz bana hep; sen bana herkesten daha iyi geliyorsun. Biz aynı bedende iki kişiyiz, bazen üç bazen dört. Ama en az iki. Ben yalnız değilim sen varsın. Sen yalnız değilsin ben varım. Korkma sen de, korkma ben varım. 

Çok yorgunum Pelin. “Yorgunluğumun yaşamak gibi bir anlamı var.” Öyle miydi o şarkı? 

Dövüşe gittim ama o sıralar hastaydım, devam ettiremedim. İstiyorum yine fakat zaman lazım. Ben bazen savruluyorum. 

Sen her şeyi öğrenirsin, demişsin. Almancayı biraz öğrendim. İki hafta önce sınava girdim. Dört hafta kaldı açıklanmasına, çok heyecanlıyım. 

Saçlarım uzadı Pelin. Senin hala kısa mı? Bir numara mı üç numara mı? Sakallarım olsa diyorum. Bakalım, en az altı ay diyorlar. Zaman çok hızlı, altı ay nedir ki? Sabretmem lazım. Sabırlı, suskun, sürekli dinleyen ve kambur, yelek giyen bir insan oldum. Sen hazırcevaptın ama ben düşünmeden konuşamıyorum. 

Mektubunu karşıma aldım, sorularına cevap vermeye çalışıyorum. Kendime beyaz hırka baktım çok. Biliyorsun beyazdan hep kaçardım ben. Ama bulamadım içime sinen bir beyaz hırka. Kendim mi örsem acaba ne dersin? Becerebilir miyim? 

Bu sıralar meditasyon yapamadım. Ama artık meditasyon yastığım bile var. Doğum günümde aldı iki arkadaşım. Bir de yeni bir şey olarak mantra yazıyorum her gün. Sen de yazmak istersen bana haber ver. Sana nasıl yapıldığını anlatayım. 

Gelelim aşka… Aşk benden uzakmış gibi hissediyorum artık.  Sen kesin ya aşıksındır ya da ayrılmış, yas tutuyorsundur. Senden naber kuş? Bana aşkı anlat hatırlayayım. O büyük heyecanın karnında yarattığı cıvıltıyı tarif et. Belki yakınlaşırım. Belki ben de yeniden hatırlarım. Aşkla aramdaki uçurum ortadan kalkar. 

Yedek bilet yerine aylık kart aldım. Çünkü hep yollardayım. Hiç sorma metrolar, otobüsler, tramvaylar… Ama en çok metro sonra otobüs, en son tramvay geliyor. 

Daha sık yazışalım. Yazıcam yine sana. Sen benim gibi yapma. Bu kadar arayı açma. 

Şubat / 2022

Bir Cevap Yazın