2017’de heyecanla başladığım Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi’nden (MSGSÜ) bu yıl onurla mezun oluyorum.
Zor oldu tabii. Öncelikle, 2. sınıfta cinsiyet uyum sürecime başladım. 2. sınıfı da bitirdikten sonra eğitimime üç yıl ara vermek zorunda kaldım çünkü hem çalışmam hem de sürecimi ilerletmem gerekti. Dayanışma sayesinde cinsiyet uyum operasyonumu oldum, kimliğimdeki cinsiyeti değiştirdim ve üç yılın ardından eğitimime geri döndüm. Bu uzun ara, adapte olmamı zorlaştırdı tabii, ama yine de düşe kalka da olsa ilerledim. Şimdi ise okurken nefes alamadığım, vazgeçmek üzere olduğum, başaramayacağımı düşündüğüm anları geride bıraktım. Temmuz ayında, bütünleme teslimlerimin olduğu hafta tutuklandığım için 1 dersin teslimini yetiştiremedim ve ne yazık ki mezuniyetim uzuyor, ama halledicem 🙂 Üstüne zevkle çalışacağım Bitirme Ödevi’mi ve bütünlemesini teslim edemediğim o dersi saymazsak, EVET, MEZUN OLDUM!
Trans bir kadın olmamdan dolayı, bu düzen eğitim hayatım boyunca önüme sayısız zorluk çıkardı; ama yara alsam da aşmayı başardım ve bundan onur duyuyorum. Tüm eğitim hayatım boyunca LGBTİ+’lardan ve kadınlardan gördüğüm dayanışmanın mezun olmamdaki payından dolayı onur duyuyorum. Operasyonum için emek veren ve dayanışma gösteren, tıkandığımda yol gösteren, eğitimime devam etmem için motivasyon veren, dayanışmasını eksik etmeyen lubunyalara, kadınlara ve hocalarıma çok sevgiler.
MSGSÜ Onur Yürüyüşlerinde kampüse onlarca polis sokan, özel güvenlik birimini üzerimize saldırtan, kampüs girişine çevik kuvvet yığılmasına izin veren, hocalarımın derslerini kapatan, kampüste güvensiz hissetmeme sebep olarak eğitim hakkımı ihlal eden üniversite yönetimine rağmen; trans bir kadın olduğum için bana cehennemi yaşatan tüm bu rejime rağmen; lubunyaların ve kadınların varlığıyla mezun oldum. Bu sebeptendir ki, benim mezuniyet belgem, bir kayyum tarafından imzalanmış olan o kağıt değil; asıl mezuniyet belgem onurla taşıdığım o gökkuşağı bayrağıdır.
Mezuniyetimi; eğitim hakkı elinden alınan, liseden mezun olamadan evinden kaçmak zorunda kalan, zamanında üniversiteden atılan, üniversite okumak isteyip de okuyamayan, istediği mesleğe sahip olmasına imkan verilmediği için zorunlu olarak seks işçiliği yapan, okulda zorbalığa maruz kalan; istediği eğitime hiç başlayamamış, başlasa da yarım bırakmak zorunda kalmış, bitirse de mesleğini yapamamış translara ve özellikle trans kadınlara, trans kız çocuklarına, tüm kız çocuklarına ve hikayesi yarım kalan tüm kadınlara hediye etmek istiyorum.
Bir şehir plancısı olarak meslek hayatım boyunca, kentin gettolarında da merkezlerinde de barındırılmayan translar için kentleri güvenceli bir şekilde planlamak ve tasarlamak için gayret edeceğim. Bazen arka sokağındaki markete bile gidemeyen, caddede rahatça yürüyemeyen, bir parkta ve meydanda bile güvensiz hissettirilen, tüm kentin kendisine zindan edildiği translar, lubunyalar, kadınlar için plan ve tasarım yapacağım. Bu da benim mesleki yeminim olsun. Benim mezuniyet belgem taşıdığım bayraksa, ben de tüm mesleki yeteneğimi, kabiliyetimi ve yargımı; o bayrak altındaki LGBTİ+’lara, tüm kadınlara, ezilenlere, dışlananlara, sömürülenlere; adil, nitelikli, yeşil ve özgür kentler yaratmak için kullanacağım.
Başlık Velvele’ye aittir; kolaj: Mehmet Kirman.
1 Comment
Comments are closed.