LGBTİ+’ların Sol’a Devrim Borcu Yok!

Bawer Murmur

Yıllar geçiyor, siyasi iklimler, iktidarlar değişiyor, salgınla her şey tepetaklak oluyor, bir yerlerde geçmişteki yanlışlar için özürler dileniyor ancak Türkiye Solu Ekim ve Küba devrimleri arasında bir yerde dondurulmuş gibi yaşıyor. Bir grup hala feministleri sınıfı böldükleri için suçluyor, kimi Suriyeli göçmenlere düşman. Büyük bir kısmının LGBTİ+’ların eşitlik mücadelesine yaklaşımları buzdolabında unutulmuş peynirler gibi küflü. Utanmaları gereken bu durumdan hiç gocunmadıkları gibi bugün, bizler bu kadar yol almış, dünyanın bazı yerlerinde sürdürdüğümüz hak mücadeleleri somut kazanımlar elde etmişken, bize muhafazakar, değişime direnen “devrimci inatlarından” seslenmeye devam ediyorlar.

Oysa hepimiz biliyoruz ve görüyoruz ki Türkiye’deki sol/devrimci mücadele “teoride desen zehir gibi, pratik dersen sallanmakta”. Kitleselleşemeyen, işçi sınıfını ikna edemeyen, kalabalıkları sokağa dökemeyen, hiçbir şeyin hesabını soramayan, tıkanmış giderleri açmanın yolunu bir türlü bulamayan, hiçbir başarısızlığın sorumluluğunu almayan yüzlerce oluşum çok uzun süredir birbiriyle kavga etmekten ve en solcu benim demekten öteye gidemiyor. Sol bitmek bilmeyen tartışmaları döndüre döndüre sürdürürken, devrimi beklemekten vazgeçip kendi devrimlerini yapmaya koyulan feministler, LGBTİ+’lar ve Kürtler bir umut olarak yükselirken ışık hızıyla iktidar tarafından hedef tahtasına da kondular. Bu üç hareket Sol tarafından türlü türlü bahanelerle dövülmeye, sövülmeye devam ediyor.

Yine öyle bir gündemin içinde bulduk kendimizi. Bu yazıyı, ABD’de transların yeniden orduya kabulüyle ilgili düzenlemenin tartışma kılıklı yerme/akıl verme/transfobi kusma dalgası nedeniyle yazıyorum. Transların orduya katılması meselesini yazı çok uzamazsa şayet devamına ekleyeceğim, aksi halde başka bir yazının konusu olacağı sözünü vereyim.

Dün Twitter’da bir zincir yaptım, bu tartışmada duyduklarıma istinaden genel bir şeyler söyledim. Ancak kenarda derli toplu dursun, belki başkalarının da diyecek iki çift lafı vardır, bu da vesile olsun istiyorum. Çoğu zaman yorucu olsa da bir kez daha tane tane anlatmaya çalışacağım. 

LGBTİ+’lar fabrikada üretilmiş ürünler değiller, tıpkı cinsel yönelimlerimiz/kimliklerimiz gibi türlü türlüyüz.

Bunu söylemek zorunda kaldığıma inanamıyorum (it’s 2021, ok?) fakat dünyadaki milyarlarca lubunyayı aynı sanıyor olmanın izahı yok. Bugün, hala bir dolu cishet’e (trans olmayan heterolar) bunu açıklamak zorunda kalmak, açıklamaya zorlanmak, ancak ısrarla duyulmamak çok yorucu. Lakin, belli ki bu bize kaderimizin bir oyunu, son nefesimize kadar tekrar etmek zorunda kalacağız: Bizler farklı siyasi görüşlerden, milletlerden, sınıflardan, kültürlerden insanlarız. Nasıl ki “solcu” deyince aklımıza sadece Deniz Gezmiş gelmiyorsa (gelenler için geçmiş olsun, artık daha fazla inat etmeyip TGB’ye üye olsunlar), LGBTİ+ dediğimizde de aklınıza fobinizin oranına göre çeşitli özellikler yüklenmiş bir tipoloji gelmemeli. Bakın, tekrar ediyorum, bu bizlerin değil, sizlerin ayıbı.

LGBTİ+ olmak bir siyasi görüş değil. LGBTİ+ olduğunuzda siyasi görüş yüklü gelmiyor. Hepimizin farklı siyasi görüşleri var.

Bu “LGBT’li misin?” kadar komik. En azından öyle olmalıydı ancak gülmüyorum. Çünkü kendisine solcu diyen birine insan cinsel yönelimi ya da cinsiyet kimliği nedeniyle bir siyasi görüşü benimsemez, cishet’lere sağcılık yüklü gelmiyor, LGBTİ+’lar da sol yumrukları havada doğmuyorlar gibi bir açıklama yapmaktan ben kendi adıma hicap duyuyorum. İnsanlar doğuyor, büyüyor, gördükleri dünya, yaşadıkları hayat, dinledikleri deneyimler aracılığıyla birer siyasi ideoloji ediniyor, örgütleniyorlar. Yani özetlemek gerekirse, faşist cis-heterolar olduğu gibi faşist LGBTİ+’lar da var. Militarist cis-heterolar olduğu gibi militarist LGBTİ+’lar da var. Dindar cis-heterolar olduğu gibi dindar LGBTİ+’lar da var. Devrimci cis-heterolar olduğu gibi devrimci LGBTİ+’lar da var. Herhangi bir tartışmaya açık kapı bırakmayacak kadar net olduğumu sanıyorum, umarım buradan da “faşist olma hakkı istemek de liberalliktir” filan diye gelmezsiniz. 

LGBTİ+’ların Sol’a devrim borcu yok. Fakat Sol’un bize eşitlik borcu var. 

LGBTİ+’ların Sol’a, devrimci mücadeleye hiçbir borcu yok. Ama nedense bizden devrim alacağı varmış gibi sürekli kapımıza dayananlar var. Ben kendisine devrimci diyen bir lubunyayım. LGBTİ+ eşitlik ve özgürlük mücadelesine katılmadan evvel bugün hala varlıklarını sürdüren bazı devrimci örgütlerde/yapılarda örgütlendim. Henüz LGBTİ+’ların kendi örgütleri, yapıları olduğunu, bir mücadele tarihimiz olduğunu bilmiyordum ve Sol’u haklarım ve var oluşum için de mücadele ediyor sanıyordum (bu dönemi “Bağcılar’da Devrimci Bir Heidi” adlı anı kitabımda ayrıntılı yazacağım). Bu yapılardan birinden “İyi bir yoldaşımızsın ama kapitalizmin bir sorunu olan bu hastalık, partimizi için kabul edilebilir değil. Diğer genç yoldaşlara kötü örnek oluyorsun” diyerek kovuldum. Bugün olsa kavga eder, tartışır, kendimi ezdirmezdim ancak küçücük bir turşucuktum, bazı yoldaşların başlarına gelenleri duymuştum ve beni öldürmediler, kovdular diye sevinmiştim. Sonra kalbim kadar temiz bir sayfa açıp yeni bir oluşumla ilişki kurdum ve toplantılardan birinde büyük abilerden biri “devrim olunca eşcinsellik de ortadan kalkacak” deyiverdi. Devrimi yapamadılar ancak beni ortadan kaldırmaya niyetlilerdi. Devrim olmadı diye sevindiğim tek an bu olabilir. Severek ayrıldık. Son denememde çay servisi yaparken “ben bu ibnenin çayını içmem” diyen yoldaş beyciğimi duyup, gururumla kendim ayrılmıştım. Kovulmadığım ilk politik hareket Kürt özgürlük mücadelesiydi. Bunları neden anlattım, çünkü transların ABD ordusuna yeniden kabul edilmeleriyle ilgili gelişmede “devrimciplaning” sağanağına tutulunca, altını bir kez daha çizmek gerektiğini fark ettim. LGBTİ+’ların Sol’a bir devrim borcu yok. Aksine Sol’dan alacaklıyız. Sol mücadele/ideoloji eşitlik ve özgürlük iddiasına dahil etmediği, etmeye direndiği bizlere borçlu. Adımızı anmadıkları, taleplerimize kulak tıkadıkları, bizi görmezden geldikleri, kapitalizme, emperyalizme içkin saydıkları varlığımıza karşı takındıkları kaba, fobik, karşı devrimci tavır için Sol’dan alacaklıyız. Güç ellerindeyken bizlere reva gördükleri korkunçluklar için özür de dilemeliler. (Bu da başka bir yazının konusu. Türkiye’deki bağzı sol yapıların LGBTİ+ örgütlerine karşı takındıkları tavır, açılmayan telefonlar, söz verilen ama gelinmeyen eylemlerden oluşan bir hafıza jimnastiği yapmak farz oldu çünkü.)

LGBTİ+’lar tıpkı feministler ve Kürtler gibi yapamadığınız devrimlerin sorumluluğunu üstüne yıkacağınız bir topluluk değil. Emperyalizmi yıkacaksanız önden buyrun, sizi tutan yok ancak daha haklarımızı insan hakları çerçevesinde değerlendirmeyen, lütfedip değerlendirdiğinde de bizlerle kurdukları ilişki “merhamet siyasetinden” ileri gitmeyen, hala, bunca yıldan, bunca yoldan, olaydan sonra bile devrimi bekle diyecek kadar gerici insanların ve yapıların hesap soracaklarını iddia ettikleri, kitlelerine söz verdikleri grup/hedef/iktidar biz değiliz. Olmamalıyız. Patronlağğğğrrr! İktidağğğrrrr!!! Poliğğğğssss!!! Duvara “Borçları AKP ödesin” yazıp sonra bizden hesap sormanız, objektif bakarsanız size de komik gelecektir. 

Öte yandan, nasıl ki devrimci bir örgüt işçilerin, köylülerin hakları için mücadele ettiğini söylerken işçi ve köylülere solculuk şartı getirmez, getirmemeli, sizler de LGBTİ+’ların eşitlik ve özgürlük mücadelesini iddia ettiğiniz gibi sahipleniyorsanız bizlerden devrimci seçme ve yerleştirme sınavında en az 70 almamızı beklememelisiniz. Bekleyemezsiniz! 

LGBTİ+’lar kendi hayatlarıyla ilgili verecekleri kararları size sormakla yükümlü değiller.

Ne söz söyleme ne akıl verme… Hiçbirimizin bir diğerimiz üzerinde böyle bir hakkı yok. Tıpkı bedenlerimiz gibi, hayatlarımızla ne yapacağımız da bizler ilgilendirir. Benim Bawer olarak yaptığım seçimler, hatalar, siyasi yanlışlar, doğrular bana aittir ve benimle ilgilidir. Sağcıların, Siyasal İslamcıların, ana akım medyanın ve TERF’lerin yapmayı pek sevdikleri o bir kişinin hatasını onları eleştiren herkese mal etme inadı sadece masum bir hata değildir. Bu bilinçli bir politik tercih ve manipülasyon yöntemidir. EYYYY CEHAPEĞĞĞ!!! Bir yerden tanıdık geldi mi? Gelir. Gelir ama geldi demeyeceğinizi hepimiz biliyoruz. Bu nedenle LGBTİ+’ları ısrar ve inatla yekpare bir bütün olarak görmek, görmek istemek, bunda ısrar etmek de siyasi bir tercihtir ve fazlasıyla fobi içerir.

Yukarıda altını çizdiğim, her birimizin farklı bireyler olduğu ve farklı siyasi görüşlere, müzik, edebiyat, film zevklerine sahip olduğumuz gerçeğini eğip bükmeye devam ettikçe kendizi rezil, bizi de sinir etmekten başka bir şey yapmıyorsunuz. Ancak, bunu bilerek yaptığınıza da şüphem yok. Bunca yıl sol yapılarla dirsek temasında olmanın verdiği tecrübeyle diyebilirim ki, LGBTİ+’ların eşitlik ve özgürlük taleplerini duymazdan, görmezden gelip iki kuru slogandan ve Onur Yürüyüşü’nde tweet atmaktan başka bir şey yapmak (bu noktada geçtiğimiz haftalarda Marksist Queer’in TİP’ten neden ayrıldığını anlattığı yazısını okumanızı öneririm), dostlar alışverişte görsünden başka bir “siyaset” üretmek istemiyorsunuz ve yapmadıklarınızın görünür olmaması için de suyu bulandırmanız gerekiyor. Uzun yıllar topu devrime atmıştınız ancak artık o devrimi yapamayacağınız da gün gibi ortada ve bu başarısızlıktaki sorumluluğunuzu almak elbette ki istemiyorsunuz. Bunun yerine işte bir gün feministlere, bir gün LGBTİ+’lara, bir gün Kürtlere, ertesi gün Suriyelilere, kalan günlerde de diğer örgütlere saldırıyor, sözüm ona eleştiriyor, yeriyor ve bugüne kadar size ve örgütünüzün işine hiç yaramayan güncellememiş ezberlerinizi kusuyorsunuz. Kendinize “Sol” diyorsunuz ancak kullandığınız bu yöntemlerle Sağ’a rahmet okutacak kadar hesapçı, acımasız ve manipülatifsiniz. Ancak, karşınızda artık “zavallı ibneler” yok. Örgütlü, hakları için mücadele eden, ses çıkaran, itiraz eden, sözünü söylemekten çekinmeyen ibneler var. Biz değişmeyecek, kaseti geriye sarmayacağız; siz değişecek, bizlere saygı duymayı öğrenecek, BİZLERLE EŞİTLENECEKSİNİZ!!!

1 Comment

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.