2024’e lubunya bir mercekle bakarak hazırladığım derlemeye tanıtım yazısı yazmak için bilgisayar başına oturdum. Bir işe başlamadan önce, mutlaka 10 dakika Twitter’da gezinmeyi adet haline getirdiğim için (herkesin zararlı alışkanlıkları farklı işte…), yazmaya girişmeden önce kaydırmaya başladım. Twitter mesaimin sonuna doğru, şu haberi gördüm: “HÜDA PAR’ın ‘ahlaksız bulduğu’ oyunun adı değiştirildi.”
HÜDA PAR’ın il örgütü, Diyarbakır Devlet Tiyatrosunda sergilenen Karımın Kocası isimli oyunu, İslam’a aykırı olduğu iddiasıyla sosyal medyada hedef göstermiş. Oyunun adı hemen, Evlilik Komedisi diye değiştirilmiş. Sosyal medyadaki linçten bir hafta sonra, HÜDA PAR’ın çağrısıyla oyunun sergilendiği salonun önüne gelen 30-35 kişilik erkek grubu, hep bir ağızdan tekbir getirerek, “ahlaksızca” olduğunu söyledikleri oyunun iptal edilmesini istemiş. Haberi okuyunca, “Acaba 2025’te neler göreceğiz?” diye düşündüm.
Mesela, seneye yine böyle bir derleme yapmaya karar verirsem, içinde “acayip farklı” şeyler olacak mı? Bu seneki listelerin birinde, HIV statüsü ifşa edildiği için Suriye’ye geri gönderilen trans kadının ülkesinde öldürüldüğü haberi yer alıyor. LGBTİ+ toplumu, eğer kaldıysa öyle bir şey, bundan daha büyük bir şiddetin mağduru olarak mı medyada yer bulacak? Bize düşen her zaman, bir öncekinden daha kötü bir seneyi kayda almak mı? Ya da hepsinden öte, kayda alabilecek miyiz?
Başka bir kaygı daha: 2024’ün nefret söylemlerini derlediğim “Hadi Oradan!” listesinde Cumhurbaşkanı Erdoğan var. Diyarbakır’daki Sudenaz cinayetinin ya da Bornova Sokak’ta transları hedef alan pompalı tüfekli saldırının sorumlusu olduğu için listenin en tepesinde. Seneye mesela -Türkiye’de yaşamaya devam etmeyi planlayan biri olarak- trans cinayetlerinin failinin Erdoğan olduğunu söyleyebilecek miyim?
Velvele’de yayınlanan harika yıl sonu müzik listeleri gibi bir kültür-sanat derlemesi yerine (zaten ben o işten hiç anlamam, “Kulağıma hoş gelen her şeyi dinlerim”ci varotik tayfadanım); 2024’ün en berbat olaylarını önüme alıp derleme niyetimin arkasında, yukarıda bahsettiğim korkunun temeli olup olmadığına yönelik bir merak değil, bu korkuyu kaydetme isteğim var.
Telefonumuzda hızla akan haberleri, hızla akan yıllara yedirmemek için sarf edilen bu naçizane çabanın bir amacı da ihtiyaç halinde geri dönüp bakmak için bir kaynak sunabilmesi. Sadece ders çıkarmak, taktikler geliştirmek ya da failleri unutturmamak için değil; listeler aynı zamanda, aynaya bakmak, gördüğümüz şeyle övünmek ve “o sene” verdiğimiz mücadeleden güç bulmak için var.
Derlemelerin, özellikle nefret söylemi ve saldırılarının sıralandığı iki listenin, bir şeyi daha hatırlatmasını dilerim: Mücadelemiz ortak ama deneyimlerimiz değil. Nefret dalgaları hepimizi aynı ölçüde etkilemiyor. Kimimizin can yeleği var; kimimiz kıyıya daha yakın. Kimimiz açık denizde, kimimizin çığlık atmaktan sesi kısık. Dalgalar en çok, çocukken deniz yüzü görmemiş olanları dövüyor. Eşitlik talebimiz, sadece biz ve onlar arasında değil; biz ve biz arasında da olmak zorunda. Dayanışmamız, mesafeleri dert etmeli.
Araştırmanın Yöntemi:
Medya taraması yaparak elde ettiğim veri setine aşağıdaki araçları kullanarak eriştim:
- 1 Ocak-20 Aralık 2024 tarih aralığında X’te (Twitter) paylaşılan, en az on beğeni almış, içinde “LGBT”, “LGBTİ”, “LGBT’li”, “LGBTLİ” sözcüklerinden en az birini barındıran içerikler.
- 1 Ocak-20 Aralık 2024 sınırlamasıyla yapılan Google aramasında, Türkçe sayfalarda yer alan “LGBT” veya “trans” sözcüklerini barındıran haberler.
- 1 Ocak – 1 Ağustos 2024 tarih aralığında, ÜniKuir Derneği medyası için yaptığım haberler; yani unikuir.org adresinde yayınlanmış tüm haberler. Öte yandan, Haftanın Lubun Özeti’ni derlemek için arşivlediğim bütün içerikler.
- kaosgl.org adresinde 2024 yılında yayınlanmış tüm haberler. Özellikle, Defne Güzel’in LGBTİ+’lara yönelik hak ihlallerini aylık olarak derlediği içerikler.
Bu usulle gerçekleştirdiğim medya taramasının sonucunda, yaklaşık 600 içerikten oluşan bir haber havuzu elde ettim. İçerikleri LGBTİ+ hakları bağlamında değerlendirilerek, olumlu ve olumsuz olmak üzere iki büyük sınıfa böldüm. Olumsuz içerikleri, olaylar ve söylemler; olumlu içerikleri ise mücadelenin direniş yöntemleri ve hakların iadesi olmak üzere kendi içinde ikiye ayırdım. Finalde, “Hadi Oradan!”, “YUH!”, “Eh…” ve “Alkış!” başlıklarını uygun gördüğüm dört tema oluştu.
Peki, derlemelerde yer alacak haberlere nasıl karar verdim? Öncelikle söylemek gerekir ki “Eh…” ve “Alkış!” kategorilerini derlerken, dışarıda kalan çok az haber oldu. Ayıklamayı, genellikle “Hadi Oradan!” ve “YUH!” başlıklarında yapmak zorunda kaldım. Bu nefret yoğunluğu da 2024 Türkiyesine dair bir şey söylüyor elbette.
Haberleri, faillerin toplumsal konumuna, diğer haberlerle ilişkilendirilmeye (temalaştırma) imkan vermesine ve bulunduğu kategoriyi temsil gücüne göre seçtim. Elbette başka bir araştırmacı, seçimleri ve liste sıralamasını apayrı yapabilirdi. Bu noktada, LGBTİ+ haberciliğindeki geçmişimin neden olduğu görme biçimlerini reddetmek anlamsız olurdu; zaten aksi de mümkün değil.
Bahsi geçen sistem, istisnaları da barındırıyor. Bir örnek: Nefret mitingi Büyük Aile Buluşmasına karşı, LGBTİ+ derneklerinden SPoD’un miting alanının yakınında Ahmet Yıldız hayrına lokma dağıtma eylemi, elbette çok değerliydi. Ancak bu eylemi listeye alırken, ilk göz ettiğim şey eylemin gücünden ziyade okuyucu için hatırlatıcı olma işleviydi. 2008 yılında, babası tarafından katledilen Ahmet Yıldız’ın katili/katilleri hâlâ bulunamadı. Haziran ayında, Ahmet Yıldız davasının KIRKINCI DURUŞMASI görüldü. SPoD’un eylemini “Alkış!” listesinin başlıklarından biri yapmak, aynı zamanda nefret cinayetlerindeki cezasızlığı hatırlatmak için bir fırsat sunuyordu.
“Eh…” ve “Alkış!” derlemelerinde bir sıralama bulunmuyor. Ancak, “Hadi oradan!” ve “YUH!” derlemelerinde içerikleri 1’den 10’a listelerken, nefret söyleminin ya da nefret saldırısının failinin elinde bulundurduğu gücü ve söylemin/suçun etkilediği alanın büyüklüğünü hesaba kattım. Elbette bu değerlendirme, sıralamanın yine öznel yargılarla yapıldığı gerçeğini değiştirmiyor.
Son olarak…
2024 yılında yaşamını kaybeden, intihara sürüklenen ve öldürülen LGBTİ+’ları anarak bitirmek istiyorum. Bilmediğimiz kayıpların utancıyla.
Damla (Ocak)
Boğaç (Ocak)
Yeliz Ada (Ocak)
Candle Gender (Ocak)
Sanem (Mart)
Gani Met (Nisan)
Bahadır (Haziran)
Mülteci M.E. (Temmuz)
Sudenaz (Ekim)
2 Comments
Comments are closed.