Flazéda! s13b07: Elliot, Bizımla Deyılsın!

10. sezonda hiç gülmediğimiz Bossy Rossy geri döndü. İlker Hepkaner ve Bawer Murmur nedenini anlamasalar da hikmetinden sual olunmaz deyip kritik ediyorlar. Boncuk temalı defilenin şıkları, sıkıcılarını yorumlarken şov dışı meseleleri de irdeliyorlar. Elliott’ın ırkçılık ve transfobik postları ve yorumlarına Nina Bo’nina Brown’ın Gottmik üzerinden kustuğu transfobi ekleniyor. Velvele Drag Race Halk Kütüphanesi bu hafta ne ırkçılığa ne de transfobiye müsamaha gösteriyor.

Bawer: Hello Harlem, Ne Var New York orda, çok özledim laf aramızda, gürbüz güzel bir kız idim idim, ne hale geldim bak sonunda… 

İlker: Gülmekten cevap verebilirsem iyi olacak tabii. Ah bacım ne olsun, RPDR’in helvasını kavuruyorum.  

B: Ay cevizini bol koy! Bu ne biçim bir çiledir ki her bölüm bir öncekine rahmet okutuyor? Ben yok anlamak. Do you? 

İ: Evet, özellikle ana challange’ın nereden geldiğini biraz anlatmak lazım çünkü yine ABD kırsalının bağrından kopup gelen bir konseptle karşı karşıyayız. Bossy Rossy şovunda Hallmark filmlerinde olduğu gibi yine çöplükten bize seslenen ABD’ye özel bir program türüyle dalga geçiliyordu. Jerry Springer’ın yıllarca sunup ülkedeki ahlakçı düzenin dışında hayatlar yaşayan birçok bireyi kendince aşağıladığı programın bir parodisini doğaçlama yoluyla kraliçelere yaptırdılar. Ancak tabii ki yine en cazgırın dikkat çekip en tatlışın gölgede kaldığı bir bölüm oldu.  

B: Yani bunun ilkinden ne hayır gördük ki kaç üç sezon sonra yeniden hortlattılar acaba? 10. sezonda da gülmemiştik, buna da gülmedik. Biz gülmezken nasıl oldu da herkes güldü peki? Ama artık sanırım bu sezon bu kısımları geçtik, neyi anladığımız, neyin komik, neyin şık olduğu falan hep karıştı. Süren saçmalığı anlamaya çalışmaktan helak olduk. Neyse, ben tek tek gitmek yerine, hızlıca kime katlanabildim onları saymak isterim müsadenle. 

İ: Evet canım, dinliyorum.  

B: İnanmazsın Rosé iyiydi, Denali de fena değildi; Gottmik, Olivia ve Symone komiklerdi. Kalanlar için pek güzel hislerim yok. Sen kimleri sevdin ya da sevebildin mi? 

İ: Ben de tabii ki Symone’u çok beğendim, bu artık bir haber niteliği taşıyor mu, bilemiyorum. Kandy’nin farklı bir şey yapması ilginçti ama ilk üçlük bir performans mıydı, tartışılır. 

B: Valla bölümün en büyük ayıplarından biri bana kalırsa Kandy’e geçilen kıyak. Asla ve kat’a top 3 olmayan bir performanstı. Lakin nedir sebebi bilmem, bir şekilde geçen haftadan sonra onu bir yükseltmek istediler. Fakat bunu yaparken Rosé’ye ve Gottmik’e ayıp ettiler bana kalırsa.

İ: Rosé ve Denali’ye biraz baskı kurmak için böyle bir yol seçtiklerini düşünüyorum. Ancak tabii Denali’ye gıcık olan birisi olarak onun o avizeyi gelmiş geçmiş en güzel kıyafet olduğunu sanmasını, iki lafı bir araya getirip derdini anlatamamasını, sinirden mosmora dönmesini afiyetle izledim. 

B: Bu lüzumsuz çelınca dair söyleyeceklerimiz sanırım bu kadar. Bir kelime fazlasını hak etmiyor da zaten. Kütüphaneyi unuttuk sinirden yalnız. Ona bağlayalım buradan artık. 

İ: Kütüphane bence çok kalabalıkken açıldı, kimi kraliçelerin tek read’ini duyabildik. Ancak burada da Gottmik’in birinciliği yerindeydi bence. Pug şakasına deliler gibi güldüm. Aslında Symone da iyiydi ancak hep tekrarladığımız gibi her şeyi Symone’a kazandıramayız, değil mi?

B: Ben açıkcası Gottmik’in kütüphane performansına çok şaşırdım. Hiç beklemiyordum ondan öyle bir madiliçe çıkacağını ama vallahi tozunu attırdı. Ancak kurgu öyle garipti ki kim gerçekten iyiydi kim değildi yorumlamak da zor. Ama kimin rezil olduğunu sanırım biliyoruz. Elliot!!! O berbat performansını geçip, asıl günlerdir internetleri yıkan ırkçılık meselesine dair konuşalım mı? 

İ: Eliott’ın ırkçılığına geçen hafta değinmiştik. Tartışmalar sürerken Kandy onu yarışma sırasında sürekli uyardığını sosyal medyadan duyurmuştu. 2015’te attığı Tweet’ler ortaya çıktı, kendisi bildiğiniz, ABD’li güneyli, beyaz ırkçısı. 

B: Ama sadece ırkçı da değil, transfobik de. Instagram’da Caitlyn Jenner’ın kapak olduğu bir dergiyi paylaşıp transfobik tag’lerle dalga geçmiş. Her anlamda korkunç bir persona ve tüm eleştirilere ve sezondaşlarının şikayetlerine rağmen kulağının üstüne yatmaya devam ediyor utanmaz arlanmaz rezil! 

İ: İşte hal böyle olunca, sevgili LaLa Ri’yi o çirkin kıyafeti, gereksiz dans figürleri ve şeytan bakışlarıyla elemiş olması beni çok sinirlendiriyor. Zira tüm bölüm insanların ona yaklaşmamasını yaşadığı mental problemlerle açıklayıp sempati topladı. Fakat kimse çıkıp demedi ki, tatlım belki de sen ırkçı olduğun için insanlar sana yaklaşmıyor? Bunun üzerine gitti, LaLa’yı eledi, biz de yine sinirimizle oturduğumuz yerde kaldık. Tüm bunlar RPDR yapımcılarının bu kraliçeleri hala kontrol etmeden programa davet ettiklerini gösteriyor. Çok mu zor bir sosyal medya taraması yapmak o telefonu açmadan önce? 

B: O kısmı ben de asla anlamıyorum. Twitter’da bir şeyi RT etmeden önce insanların profillerine bakıyorum problemli bir şey yazmışlar mı diye, nasıl böylesi bir prodüksiyon için bunu yapmazlar akıl alır gibi değil. Ancak, tek sevineceğimiz nokta, Elliott’ın maskesinin düşmüş olması ve öyle ya da böyle layığını buluyor oluşu. Beter olsun!  

İ: Kesinlikle beter olsun! Bir diğer transfobisiyle göz dolduran RPDR kraliçesi de bu hafta Nina Bonina Brown oldu. Ne düşünüyorsun kendisinin rezil sözleri hakkında? 

B: Nina da yüz karası bir performans gösteriyor günlerdir. Gottmik üzerinden kustuğu transfobisi utanç verici noktalara geldi. Video üstüne video çekip iğrenç şakalarını yapmaya devam etti. Bu eril ve ziyadesiyle cisgey inadım inat kıçım iki kanat tavrından da özür dilemekten aciz insanlardan da nefret ediyorum. Nina’nın bayağı kendi ayağına kurşun sıktığını düşünüyorum öte andan. Davet edilmedi diye küstüğü ama katılmak için yanıp tutuştuğu All Stars da hayal oldu. Güle güle kullansın. 

İ: Nina Blac China olsaydı belki de bunların hiçbiri yaşanmayacaktı. Nina’nın kendine duyduğu güven eksikliğini zorbalıkla kapamaya çalışması gerçekten çok üzücü. Onun hiçbir performans turuna davet edilmemesinin altında etrafındaki kimseye iyi davranmaması yatıyor diye bir şey okumuştum bir ara. Yani demek ki o böyle kendini tutamayıp maskenin arkasındakini tüm sosyal medya takipçilerine gösterene kadar kim bilir birlikte iş yaptığı insanlara neler yaptı. Kendisini Tyra’nın yanına uğurluyoruz o zaman. Güle güle Nina! 

B: Nina shouldn’t be Blac China (oh bunu da ilk kez bir yerde kullandım). Yani Shea oldu, Shea hakkını verdi, Shea orada yıldızlaştı. Nina da hak ettiği gibi avucunu yaladı. Artık YouTube’daki bir avuç izleyicisiyle yoluna devam eder.

O halde, artık defileye geçebiliriz. Kimleri şık kimleri rüküş buldun Ivanacığım? 

İ: Denali iğrençti. Symone harikaydı. Kandy hiç olmadığı kadar güzel görünüyordu. Olivia’nın kültürel yorumdan puan kazandığını düşünüyorum, başka bir numarası yoktu sanki. Ve tabii ki Symone yine harikaydı. Cidden Symone önümüzdeki New York Fashion Week’te filan yürüsün istiyorum, hiç denemedim ama öyle bir şey olursa o soğukta sıraya girer izlerim defileyi vallahi. 

B: Demek Denali iğrençti. Herkes şok!!! Ay gerçekten iyi ki düşmanım değilsin. Kan davası yürütüyorsun resmen. Ben tabii ki senin kadar viJJJdansız biri değilim, Denali’nin avizesini beğendim. Çocukluğundan beri bunun hayaliyle yaşıyor oluşuna biraz güldüm tabii ama o kadar olur. Symone muhteşemdi… Symone muhteşemdi… Symone muhteşemdi… Diyecek başka bir kelimem yok. Ancak saçına adını yazdırma numarasını Jadia’nın Insta’sında görmüştük. O yüzden orijinal fikirden kırıyorum bir puan.

Jürinin Olivia’nın peruğunun birkaç hafta önce Kandy’nin kullandığıyla aynı olmasına (hatta aynı peruk olmasına) laf etmemesine de şaşırdım. Adiler başkası olsa çatt diye suratına vururlardı. Olivia o büyülü gülüşüyle herkesi kendine hayran bırakıyor. Belki de Tina Burner haklıdır, belki de Olivia cadıdır ve herkese büyü yapmıştır.

Kandy hiç olmadığı kadar güzel görünüyordu demişsin de yüzünü gören cennetlikti. Ama ikinci kez güzel bir şey giydiği doğru. Rosé’ye de haksızlık edildiğini düşünüyorum bu bölümde. Yani bu kadar görmezden gelmek artık biraz ayıp. Gottmik’in “anal boncuğu” da gölgede kaldı ki bölümün skandallarından biri de buydu bana kalırsa. Gottmik hem çelıncta iyiydi hem de kıyafeti Kandy’den kat be kat orijinaldi. Ben lafımı ortaya söyler, hakkı yenen mazlumun yanında safımı tutarım! 

İ: Evet, Gottmik’in o kıyafeti Brooklyn’de izlediğim bir şovda kraliçelerden birinin tüm performansını o boncukları kıçından çıkarması üzerine kurmasını hatırlattı. Hey gidi çılgın New York geceleri, konsept drag’leri diye iç geçirdim. 

B: O halde özlediğimiz gecelere bir ağıtla bitirelim bu sohbeti şekerim. Allah bizi o dans pistlerine, izbe barlara, pis tuvaletlere bir an önce kavuştursun. 

İ: Amin canım. Okuyucularımızı UK’in bir numaralı şarkısıyla uğurlayalım mı? 

B: O halde bizi sabırla bu noktaya kadar okuyanları UK Hun ile uğurluyoruz. Haftaya görüşürüz.