Yurt

Günlerdir Türkiye-Yunanistan sınırında vicdan sahibi herkesin utançla seyrettiği bir trajedi yaşanıyor. Onbinlerce mülteci ve sığınmacı Türkiye’den Avrupa’ya gidebilmek için harekete geçti. Türkiye Hükümeti, Avrupa’yı yıllardır kendi ülkesinde sefalet, ırkçılık ve sayısız travmayla baş etmek zorunda bıraktığı mültecilerle tehdit ederken, Yunanistan da onları almamak için aynı çirkin yollara ve şiddete başvuruyor. Arada kalan mülteciler karayolu olasılığı ortadan kalktığı için botlarla Ege Denizi’ni geçmeye çalışıyor. Bu beraberinde ölüm haberlerini de getirmeye başladı ne yazık ki. 

Türkiye-Yunanistan sınırında bu trajedi yaşanırken iki ülkede de mülteci nefreti yükselmekte. Doğru olmayan, önyargılı ve vicdandan nasibini almamış bilgiler her yanı sarmış durumda. Yunan adalarında mülteciler için toplanan eşyaların olduğu depo yakıldı, sayısız saldırı gerçekleşti ve medya yanlış bilgilerle nefreti körüklüyor. 

Türkiye’deki manzaranın da farkı yok. Bazı illerde Suriyelilere ait evler ve dükkanlar taşlandı, sosyal medyada mültecilerin gidişini kutlayan kalabalıklar nefret saçıyorlar. 

Mülteciler bir kez daha basiretsiz siyasetçilerin kurbanı ve ırkçılığın hedefindeler. 

Bu korkunç günlerde Somali asıllı bir ailenin Kenya’da doğan ve Britanya vatandaşı olan Warsan Shire‘nin sözlerine kulak kesilmekte fayda var. Mültecilere dair önyargıları yere çaldığı muhteşem şiir Yurt Acar Erdoğan‘ın çevirisiyle Velvele’de… 

Yurt 

Kimse terk etmez yurdunu
Yurdu bir köpekbalığının ağzı olmadıkça
Kimse dönüp sınıra doğru kaçmaz
Bütün şehir onlarla birlikte kaçmıyorsa.

Komşuların senden hızlı kaçtığında
Kan ter içinde, nefesleri tıkalı
Birlikte okula gittiğin o genç çocuk
Hani şu eski fabrikanın arkasında öptüğün
Kendinden bile büyük bir silah taşıyorsa
İşte o zaman terk edersin yurdunu
Başta yurdun izin vermez kalmana.

Kimse yurdundan kaçmaz, peşinden kovalayan olmadıkça
Ayaklarının altında ateşler
Dalağı patlarcasına
Hiç kimse düşünmez bile bunu yapmayı
O keskin bıçak dayanmadan önce boğazına
Hatta o zaman bile marşını söylersin fısıltıyla da olsa
Pasaportunu yırtarsın bir havalimanı tuvaletinde
Ağzına attığın her kâğıt parçası hıçkırıklarına karışır
Geri dönmeyeceğini ilan ederken.

Şunu anlamak zorundasın
Kimse çocuğunu bir kayığa bindirmez
Su karadan daha güvenli olmadıkça
Kimse avuçlarını yakmaz
Trenlerin altında
Vagonların diplerinde
Kimse kamyonların kasasında günler geceler geçirmez
Gazete parçalarını yemez
Gidilen onca yolun bir anlamı olmadıkça
Kimse dikenli tellerin altında sürünmez
Kimse dövülmek istemez
Acınmak istemez.

Kimse mülteci kamplarını yeğlemez
Veya çıplak şekilde aranmayı
Vücutları acı içindeyken
Hapishaneyi de yeğlemez kimse
Ama hapishane daha güvenlidir
Yanan bir şehirden
Gece başında dikilen
Tek bir gardiyan daha iyidir
Babana benzeyen bir yığın adamdan
Hiç kimse kaldıramaz bunu
Hiç kimse yediremez kendine
Hiç kimsenin derisi o kadar kalın olamaz

Bütün o laflar
Defolun gidin siyahlar
Mülteciler
Pis göçmenler
Sığınmacılar
Ülkemizi yiyip bitirenler
Ellerini uzatan o zenciler
Garip kokuyor hepsi
Vahşiler
Kendi ülkelerini batırdılar
Şimdi de gelip bizimkini batıracaklar.
Nasıl oluyor da bütün o laflara
O kötü bakışlara
Katlanabiliyorlar
Belki de hiçbir darbe acıtmaz diye
Kopan bir kol kadar.

Sözcükler yine yumuşak gelir kulağa
On dört adam olmasındansa
Bacaklarının arasında.
Hakaretleri daha kolay
Hazmetmesi
Molozlara kıyasla
Veya kemiklere
Veya parçalanmış
O çocuk bedenine.
Yurduma dönmek istiyorum ben
Ama yurdum köpekbalığının ağzında
Bir namlunun ucunda.
Kimse terk etmez yurdunu
O seni sahillere doğru kovalamadıkça
Yurdun sana demese
Çabuk ol kaç diye
Bırak her şeyini ardında
Çöllerde sürün
Bata çıka git okyanuslarda
Boğul
Kurtul
Aç kal
Dilen
Gururunu unut
Sadece hayatta kal.

Kimse terk etmez yurdunu, o yorgun bir ses olmadıkça kulağında
Sana fısıldayan
Git diye
Kaç kurtul benden
Ne hale geldim ben de bilmiyorum
Ama biliyorum ki
Başka neresi olursa olsun
Daha güvenli buradan.