İran’ın başkenti Tahran’daki Evin Hapishanesi’nde bulunan dört kadın siyasi tutsak Reyhaneh Ansari, Sakineh Parvaneh, Verisheh Moradi ve Golrokh Iraee, İsrail’in İran’a yönelik saldırılarına ilişkin bir açıklama yayımladı. Farçadan İngilizceye irans.feminist.liberation Instagram hesabı tarafından çevrilen metni, Ekin Tümer Velvele okurları için Türkçeleştirdi; editörlüğünü Mercan Baş üstlendi.
***
Katliam ve suçla doğan İsrail, işgal yoluyla toprak sahibi oldu ve varlığı boyunca Orta Doğu’yu bitmek bilmeyen savaşların, katliamların ve soykırımların merkezi hâline getirdi. II. Dünya Savaşı’ndan sonra ABD’nin Orta Doğu’daki ileri askeri üssü olarak konumlandı ve küresel güçlerin temsilciliğini üstlenerek bölgedeki gücünü pekiştirdi.
İsrail, kuruluşundan bu yana, Filistin’de, Irak’ta, Afganistan’daki şiddet eylemlerinde ve son olarak Gazze’de gerçekleştirdiği soykırımla, muktedir olduğu vahşeti tüm dünyaya sergiledi. İddia edilenin aksine, bu ülkelerin hiçbirinde nükleer bomba bulunmadığı gibi, uranyum zenginleştirmeye dair anlamlı bir çabaya dahi rastlanmadı.
Soykırıma bahane gerekmez. Ancak hâlâ “iyiliğin temsilcisi” imajı takınmaya çalışan Batı “demokrasisi”, dünyanın dört bir yanında sürdürdüğü vahşeti meşrulaştırmak adına durmadan bahane üretiyor. Amerikan ve faşist İsrail rejimleri, saldırganlık ve çocuk katliamı üzerine kurulu; gözlerini nereye çevirdilerse, oraya yalnızca savaş ve yıkım götürdüler.
Siyonist rejim ve destekçisi Amerika’nın İran’a yönelik saldırıları, sebep oldukları sivil katliamlar ve altyapı tahribatı kınanmalıdır –tıpkı Orta Doğu’da ve dünyanın dört bir yanında işledikleri suçlar gibi.
İsrail’e ve yıkıcı politikalarına verilen destek, hangi birey, grup ya da siyasi hareket tarafından gelirse gelsin, hangi hayaller ve ideallerle süslenirse süslensin aynı şekilde kınanmalıdır. Çünkü bu tutum, ancak destekçilerin ahlaki çöküşünü ve rezilliğini gözler önüne serer.
Kurtuluşumuz, İran halkının iktidardaki diktatörlükten kurtuluşu, yalnızca kitlesel mücadeleyle ve toplumsal güçlerin birleşmesiyle mümkündür; çare, emperyalist güçlerin müdahalesinde aranamaz.
Sömürü, kolonyalizm, savaş çığırtkanlığı ve kitlesel katliamla varlığını sürdüren emperyalist güçler, bu bölgeye daima yıkım getirdi. Bizlere de yeni yıkım biçimleri ve modern sömürgecilikten başka bir şey getirmeleri söz konusu değildir.
Esad’ın düşüşünün ardından Suriye’nin altyapısının yok edilmesi ve benzer bir senaryonun İran’da da uygulanmaya çalışılması, İsrail’in zayıf ve boyun eğen bir Orta Doğu’ya olan açlığını gözler önüne seriyor.
Bu durum, şu gerçeği açıkça ortaya koyuyor: Yeniden tasarlanmaya çalışılan Orta Doğu’da, yalnızca İsrail’in bölgesel hâkimiyetini kayıtsız şartsız kabul eden rejimlerin hayatta kalmasına izin verilecek.
İran’a ihanet edenler,
Orta Doğu halklarına ihanet edenler,
Sistematik baskıya karşı yıllardır verilen özgürlük mücadelesine ihanet edenler,
şunu çok iyi bilin:
Sizlerin ihaneti, hem İran halkının hafızasına hem de tarihe kazınacak.
Gelecek kuşaklar, masumların mezarları üzerinde dans edişinizi utançla hatırlayacaklar.
– Reyhaneh Ansari
– Sakineh Parvaneh
– Verisheh Moradi
– Golrokh Iraee
Hordad 1404 (Haziran 2025) – Evin Hapishanesi