June Jordan, ‘Moving Towards Home’ (Eve Doğru) adlı şiirini, Filistinlilerle ve onların mücadeleleriyle dayanışmak ve maruz kaldıkları baskıyı ve şiddeti eleştirmek amacıyla kaleme aldı. Onu bu şiiri yazmaya iten sebep, Eylül 1982’de gerçekleşen Sabra ve Şatilla katliamıydı.
Siyah bir biseksüel ve insan hakları savunucusu olan şair, bu şiirinde katliamın dehşet verici detaylarını, cinayetleri, tecavüzleri ve yaşanan yıkımı detaylandırmak yerine, üzüntü ve öfkesini “ev” metaforu üzerine kurar. Ev, Jordan için güvenli, onurlu ve barış dolu bir yerdir. Şiir, bunlara özlemi anlatır ve Filistinliler ile ezilen diğer halkların mücadelelerini bu metaforla cisimleştirir. Çünkü her soykırım yerinden edilmeyi, her yerinden edilme eve özlemi beraberinde getirir… Eve Doğru aynı zamanda şairin sahip olduğu kimlikler ve bu kimlikler nedeniyle yaşadığı ayrımcılıklarla Filistin davası arasında dokunaklı bir şekilde paralellik de kurar.
June Jordan, tıpkı İsrail’in Gazze’de aylardır sürdürdüğü soykırımı eleştiren herkes gibi, şiirini ilk yayınladığında antisemitizmle suçlansa da bu konuda asla geri adım atmadı ve hem Filistin davasına bağlılığını hem de dünyanın çeşitli yerlerinde süren hak mücadelelerinin ortaklığını vurgulamayı sürdürdü.
Eve Doğru‘yu hatırlamak için, Filistin başta olmak üzere dünyanın farklı yerlerinde devam etmekte olan soykırımlar ve beraberinde getirdiği yerinden edilmelerin yaşandığı şu günlerden daha doğru bir zaman olamazdı. Mustafa Çakmak, büyük şairin güçlü dizelerini Velvele için Türkçeleştirdi.
Bawer
***
Eve Doğru
Kolları ve bacakları tamamıyla kaplamayan
kırmızı toprak ve buldozerden bahsetmek istemiyorum
Askerlerin etrafında dolaştığı gözlem noktalarına ulaşan
gece boyu süren çığlıklardan da bahsetmek istemiyorum
Götürülmeden önce bebeğini bir yabancının ellerine veren o kadından da bahsetmek istemiyorum
Karısının
gözleri önünde
kendi boğazı kesilirken oğulları başlarından vurulan
babadan da bahsetmek istemiyorum
Duvara yaslanmış kurbanlarının sırtlarını başkaları görebilsin diye karanlığa sürekli işaret fişekleri fırlatan
ordudan da bahsetmek istemiyorum
Üst üste yığılmış cesetlerden ve kokudan
ortalıkta dolaşmayan kokudan da bahsetmek istemiyorum Hastane katında öldürmeden önce tecavüz ettikleri hemşireden de tekrar ve tekrar bahsetmek istemiyorum
O keskin yörüngede
durmayan
tıkırtılı mermilerden de bahsetmek istemiyorum
Kapıların çarpması, pencerelerin kırılması ve
ailelerin ölülerin diyarına sürüklenmesinden de bahsetmek istemiyorum Tüm kolları ve bacakları tamamıyla kaplamayan
kırmızı toprak ve buldozerden de bahsetmek istemiyorum çünkü bir halkı “arındırmaya” yeltenenlerin
bir halkı “yok etmeye” yeltenenlerin
yol açacağı ağza alınmayacak olaylardan bahsetmek istemiyorum
insanı “iki bacaklı canavar” olarak tanımlamaya yeltenenlerden “temizlemeye”
“ilmiği sıkmaya”
“askeri baskıyı artırmaya”
sivillerin yaşadıkları sokakları tanklarla “çevrelemeye” yeltenenlerden üniversiteleri kapatmaya
basını ortadan kaldırmaya
arındırılmayı reddeden bir halkın
seçilmiş vekillerini öldürmeye yeltenenlerden
başlangıcımızın sözlerini kendilerinden kurtarmamız gereken kişiler bunlardır
çünkü evden bahsetmem lazım
Toprağa zulmedilmeyen ve mezar taşına dönüştürülmeyen
bir oturma odasından bahsetmem lazım
Konuşmanın kendi dilimde yapılacağı
oturma odasından bahsetmem lazım
Çocuklarımın korkmadan büyüyeceği
oturma odasından bahsetmem lazım
Ailemin altı ila altmış beş yaşları arasındaki erkeklerinin sonu mezarda biten bir toplamaya götürülmediği
oturma odasından bahsetmem lazım
Sevdiklerim için
bağırarak ağlamadan, acı çekmeden oturabileceğim
Ebu Fadi nerede diye sormayacağım
çünkü oracıkta, yanı başımda olacağı
bir oturma odasından bahsetmem lazım.
Oturma odasından bahsetmem lazım
çünkü bir evden bahsetmem lazım
Siyah bir kadın olarak doğdum
ve şimdi
Filistinli oldum ben
kötülüğün amansız kahkahasına karşı
oturma odaları giderek azalıyor
peki ya sevdiklerim nerede?
Eve dönme vaktimiz geldi.
***
June Jordan 1936 yılında Harlem’de dünyaya geldi. Şiir, kurmaca, deneme ve çocuk yazını türlerinde 25’ten fazla eseri yayımlanan şair, SUNY Stony Brook, Berkeley ve Yale üniversitelerinde İngiliz edebiyatı dersleri verdi. Kendini biseksüel+ olarak tanımlayan, insan hakları, kadın hakları ve LGBTİ+ haklarının iyileştirilmesi için çalışmalar yapmış Jordan’ın adı 2019 yılında Stonewall Ulusal Anıtı’nda bulunan LGBTQ Onur Duvarı’na eklendi. Şairin daha önce Velvele’de yayımlanan “Beyaz Ne Yapardım” şiirini okumak için tıklayın.
Ana görsel sanatçı Cece Carpio‘nun Oakland’da bir duvara çizdiği Jude Jordan grafitisi. Şairin kefiyesinde Eve Doğru’nun son dizeleri yazıyor. Fotoğraf: Kris Diede.