Burcu Eken’i kısa cümlelerle tanıtmak zor. Zira kendisi yazar, sanatçı, falcı, bar çalışanı, “bayan sohbet operatörü” ve hayatta kalmak için icra ettiği nice farklı mesleği omuzlayan biri olmasının yanı sıra ‘Deri Ceket’ ve ‘Kara Şimşek’ mahlaslarıyla da tanıyor. Çok meslekli, çok yönlü ve çok lakaplı Burcu, sunucusu olduğu Hayatta Kalma 202 ve Ne Geceydi podcast’lerinde hem kendi yaşantısını, hem de ağırladığı isimlerin hayatlarını paylaşarak mikrofonunu ana akımın es geçtiklerine uzatıyor. Bu defa Velvele olarak mikrofonumuzu biz ona uzatıyor, kaydettiklerini, ürettiklerini, yazdıklarını ve tüm bunların ardında yatan motivasyonları ondan dinliyoruz.
Sevgili Burcu, pandemi döneminin hayatımıza kazandırdığı azılı podcastçilerdensin. Bir podcast yaratma, kitlelerle ara sıra kullandığın tabirle “yatak odası sesinle” buluşma fikri nereden geldi?
Sanatçı ve yazar olmamın yanı sıra ilk gençliğimden itibaren çok farklı iş kollarında geçici maceralara atıldım. Pandemi döneminde Fırat Uran dijital bir mecra için bana bir video çekme önerisiyle geldiğinde esprili bir dille “Bayan Sohbet Operatörü” olmanın püf notlarını anlattığım bir içerik hazırladık. Yönetim tarafından en basit tabirle fazla 18+ bulunduğundan olmadı o iş. Fırat ile mazimiz eskiye dayanır, yakın dostuz. Geçmişimi, yazdığım kitapları, girip çıktığım işleri, sıra dışı hayatımı bilir. Bir akşam bana telefonda konuşurken “Ya sen neden podcast yapmıyorsun?” diye sordu. Odamda üçüncü biramı içiyordum sanırım, “Podcast ne hayatım?” diye sordum. “Şöyle şöyle örnekleri var, ben de tam nasıl yapıldığını bilmiyorum ama araştıralım, tam senlik olduğunu düşünüyorum!” diyerek devam etti. İmkanı ölçüsünde gerekli desteği sağlayacağını, nasıl bir podcast hazırlamak istiyorsam tam bağımsız olacağımı belirtti. Ben de enine boyuna düşündüm, içimdeki Pandora’nın Kutusu’nu açtım. İlk altı bölümde kendimle başlayacağımı, yedinci bölümden itibaren sürpriz bir gelişme olmadığı sürece konuklarla yürümek istediğimi söyledim. Böylelikle iki yakın yazar dosttan, aynı projede podcastin sunucusu ve podcastin yapımcısı rollerini üstlenen iki ortağa dönüştük.
Peki, bu podcast’in ismi neden “Hayatta Kalma” ve niçin sıkça görmeye alıştığımız “101” kodu yerine “202”yi seçtiniz, bu isim dinleyiciye ne anlatmak istiyor?
Fırat podcastin adının “Hayatta Kalma 101” olmasını önerdi önce. O dönemde Aşk 101 sıkça konuşulduğundan çok sıcak bakmadım. Heyecanlanarak “Doğru söylüyorsun, biz 101 değiliz. 202’yiz!” dedi gülümseyerek. 101 üniversitede okutulan temel konuları, öğrenmesi kolay dersleri ifade ederken 202 daha zor ve idrakı emek isteyen dersleri temsil ediyor. Bize de bu yakışacağından Hayatta Kalma 202 olduk.
Hayatta Kalma 202 senin, nam-ı diğer Kara Şimşek’in, solo hikayeleriyle başlıyor. Önce kendi alternatif kimliklerinle dinleyiciyle buluşuyorsun. Program ilerledikçe kendi hikayenden ana akımda kendine kolay yer bulamayan başka hayatlara sıçrıyoruz. Alternatif olanın hafızasını tutmak nasıl bir duygu?
Alternatif hikayeler için alan yaratmak değerli bir duygu. Konuştukça şifalanıyoruz ve birbirimizi anlıyoruz. Konuşulamayan ne varsa ruhumuzda kangrene, ilişkilerimizde depresyona, insanlığımızda kansere neden oluyor. Çocukluğumdan itibaren anlatılanlarla değil anlatılamayanlarla, toplumsal rolleri kabullenmekle değil insanların türlü maskelerin arkasında aslında ne hissettikleri ve istedikleriyle, gerçek kimlikleriyle ilgilendim. Tiyatro eğitimi almamdaki en büyük motivasyonum da buydu; duygusal ve tabusal kodları deşifre etmek ve yaratıcı bir şekilde hepsini kırmak…
Bir konuğundan dinlediğin en ilginç hayatta kalma hikayesi neydi? Veya konuklarından öğrendiğin bizlerle de paylaşabileceğin “hayat hacki” derler ya hani o tür taktikler, stratejiler var mı?
47 Yaşından Sonra Gay Olarak Hayatta Kalma: Kendin olmak için hiçbir zaman geç kalmış sayılmazsın. Kayıp yılları şimdi telafi et!
Reset Atarak Hayatta Kalma: Yeni bir hayata başlamak için bileklerini kesmek zorunda değilsin, başka türlü yollar da var…
Strap-On Takarak Hayatta Kalma: Travmanın seni ele geçirmesine izin verme, gerçek seni keşfet!
Çıplaklar Kasabasında Hayatta Kalma: Zevkin sonsuz bir skalası olsa da açlığını sadece bazı insanlar doyurabilir.
Otopsi Yaparak Hayatta Kalma: Hiçbirimiz ölümden daha uzağa koşamıyoruz.
Çoğu zaman dilimizi ve kavram dünyamızı güncellemenin büyük bir kazanım olduğunu düşünsem de son yıllarda hepimiz ne söylediğimiz kadar, belki daha bile çok nasıl söylediğimizin derdine çok düşer olduk. Hayatta Kalmak 202’yi dinlerken bu kaygının hâlâ orada olsa da oldukça geri planda kaldığını fark ettim. Bu da bana zaman zaman iyi geldi. Bunun bir sırrı var mı, hem kendine hem de konuklarına filtresiz var olabilecekleri bir ortamı nasıl sağlıyorsun?
Konuk adayın ön hikayesini ilk Fırat dinliyor. Sonrasında aramızda konuşuyoruz. Ben de onay verirsem ortak bir mesaj grubu oluşturuyor. O kısımdan sonrasını ben devralıyorum. Konukla, ikimize uyan bir gün ayarlayıp rahat bir mekanda buluşuyoruz. Bu ilk görüşme iki saate yakın sürüyor. (Dört- sekiz saat süren konuk görüşmelerim de oldu!) Sohbetimiz sırasında aramızda bir tür arkadaşlık bağı oluşuyor, şeffaf bir şekilde soracağım ve soramayacağım konuların üstünden geçiyoruz, notlar alıp bölümün çerçevesini oluşturuyorum. İkinci görüşmemiz kayıt günü. Tercihen bir saat önce buluşup rahatlıyoruz. Stüdyoya geçtiğimizde gerisi akıyor. Filtresiz olmak konusunda işin sırrı konukla kayıt öncesinde birlikte geçirdiğimiz ve derin konulara indiğimiz zamanlardır diye düşünüyorum.
Bu noktada formatınızı çorlayacak olursam: bir podcast sunucusu olarak hayatta kalmak nasıl bir şey?
Adrenalin büyük bir kısmı; sıradaki konuğu bilmemek ve her defasında yeni bir insanı çok yakından tanımak. Aynı zamanda kendimi de o insana zırhsız bir şekilde açmak keyifli ama bazen çok yorucu da olabiliyor. “Psikoloğuma bile anlatmadığım şeyleri sana güvenle anlatabiliyorum Kara Şimşek” cümlesini defalarca kez duydum. Elbette bu beni mutlu ediyor. Ama düşünün ki psikologların bile psikologları var! Bazen beni de benim konuklarımı dinlediğim kadar iyi dinleyebilecek birilerine ihtiyaç duyabiliyorum. Belki de podcast’i bu yüzden yapıyorum. Bir podcast sunucusu olarak hayatta kalmak harika! Eğer ki travmalarınızla sörf yapmayı, empati spazmları yaşamayı, her bölüm ve her konukla birlikte kimliğinizi, ruhunuzu ameliyat etmeyi göze alabiliyorsanız…
“Ne Geceydi” isimli bir podcast daha hazırlıyorsun. “Hayatlar” ve “geceler” arasında yaptığınız minik bir kurgusal ayrım ve buradan çıkan bambaşka bir anlatı biçimi de var. Bu ikinci podcart fikri nereden çıktı?
2023 yazında Fırat Uran ve ben ortak bir arkadaşımızla spontane bir şekilde buluşmuş sohbet ederken her şey aniden gelişti. Fikri ortaya Fırat attı, hepimiz çok yükseldik. Yine ilk beş bölümde kendimle başladım. Sonrası için başarılı bir fongogo kampanyası yürüttük. Hızlıca konuk görüşmelerini ayarladık, kayıtlara girdim. Gerisi çorap söküğü gibi geldi. Güzel ilerleyen bir proje. Hayatta Kalma 202’nin daha kısa ve sadece tek bir geceye odaklanmış hali gibi. İnsanların gerçek hikayeleri üzerinden olayların çığrından çıktığı çeşitli unutulmaz gecelerin sesle fotoğrafını çekiyoruz. Hayatta Kalma 202 gibi Ne Geceydi’nin de bir belgesel olma, arşiv niteliği taşıma önemi var.
Konukların genellikle ana akımda pek rastlayamadığımız hikayelere sahip insanlar olduğu için pek çok lubunyayı da ağırladın. Seni en çok heyecanlandıran veya ufkunu açan lubunya misafirin ya da misafirlerin kimlerdi?
Jilet Sebahat, Sissy, Esmeray, Kirbe, Akış Ka, Florence Delight, Halil İbrahim Dinçdağ, Oli, François, Hamam Tası, Pozitif Orospu, Turkish Twunk, Cake Mosq, Narkoz… Bu isimlerin her biri çok güçlü ve ilham verici karakterler. Hepsine selam olsun!
Yine sana dönecek olursak, aynı zamanda bir sanatçı ve yazarsın. Yaşam Hastası ve Doggy Cin Blues kitaplarının ardından yeni kitabın Göbek Bağı da geçtiğimiz günlerde raflardaki yerini aldı. Yazmakla ilişkin nasıl? Nerelerden besleniyorsun, ne seni yazmaya itiyor?
Yazmakla aramda derin, tekinsiz, tutkulu, sınırlarımı zorlayan, uzun soluklu ve hayati bir ilişki var. Defter ve kalem yanımda olmadığında önemli bir uzvumu evde unutup dışarı çıkmışım gibi eksik ve rahatsız hissediyorum. Yazı benim en büyük limanım, dostum, sevgilim, suç ortağım, oyun arkadaşım. Doğumumla başlayan insan olmayı deneyimleme sürecimden, anneminki başta olmak üzere tanıklık ettiğim insanların gerçek hayat hikayelerinden, bar ve gece kültüründen, yolun yanlış tarafında kararlılıkla yürüyen tescillenmiş bohemlerden, İstanbul’dan, 19. yüzyıl Fransız şairlerinden, dünyaya karşı bir tavır olarak rock’n roll’dan, varoluş felsefesinden, dadadan, Fransız Yeni Dalga akımından besleniyorum. Beslendiğim çok fazla şey var. Hayatın bizzat kendisi ve ölümlülüğüm…
Göbek Bağı ne anlatıyor?
Genelev patroniçesi Matild Manukyan’ın en gözde kızlarından biri, evli bir polis memurundan hamile kalırsa… Hikaye annenin değil, kızının gözünden anlatılıyor. Benim otobiyografik hikayem.

Kitabına nereden ulaşabiliriz?
Kadıköy’de İmge Kitabevinde satılıyor. Online olarak almak isteyenler şu linkten ulaşabilirler.
Son olarak yazmak, çizmek, üretmek ve bunları paylaşmak isteyen ama nereden başlayacağını bilemeyen lubunyaları ve diğer aykırıları cesaretlendirmek için verebileceğin bir tavsiye var mı?
Bugün ve kendinizden başlayın. Korkutucu olsa da acılarınızın kaynağına inin, orada biraz takılın, içiniz dışınıza çıksın. İnsanın çoğunlukla kendini dinlemesi zordur, kendinizi dinlemeye tahammül edin, dilinizi keşfedin. Kahkaha ve gözyaşı arasındaki uçlarda gezinin, ikisinin aynı madalyonun tersi ve yüzü olduğunu keşfedinceye kadar… Mükemmelliği boşverin, samimiyete ve dürüstlüğe odaklanın. Ve en önemlisi hemen şimdi işe koyulun.
Hayatta Kalmak 202 ve Ne Geceydi podcast’lerinin LGBTİ+ temalı çalma listelerine aşağıdan erişebilirsiniz: