Bade Nosa‘nın ilk teklisi, ilk göz ağrımız Kendim Abla‘nın yayınlanışı güzel bir tesadüfle Velvele’nin yayın hayatına başladığı günlere denk gelmiş, kendisiyle çok tatlı bir söyleşi yapmıştım. “Kendini Doğuran, İyileştiren, Büyüten Bir Salyangozun Hikayesi” başlıklı sohbetimizde Bade müzikal yolculuğunu ve gelecek planlarını anlatmıştı. O şarkının ve söyleşinin üzerinden koca bir pandemi, birbirinden güzel şarkılar, konserler, sayısız fenalıklar geçti ve ilk albümü Zemheri Bitti geçtiğimiz günlerde bizlerle buluştu.
Yaş alan birinin akciğer filmi
Zemheri Bitti bir büyüme, olgunlaşma albümü. Bunu size her melodisinde, her dizesinde, her notasında hissettiriyor. Daha ilk şarkıda kulaklarınızı sarmalayıp sakinleştiriyor, ardından da şefkatiyle kucaklıyor. Her şeyin hızlı, çok ama çok hızlı ilerlediği, tüketildiği bu yorucu çağın yaralarını sarmaya gücünün yetmeyeceğini bilecek kadar ayakları yere basıyor lakin ulaşabildiklerine derman olabilmeyi de umuyor. Yüzyıllarca sürmüş bir fırtınanın, dinmemiş yağmurların, şimşeklerin ardından beliren huzurlu bir sessizlik gibi belirip eşit bir yerden kuruyor dinleyicisiyle ilişkisini. Baş tacı edilmek, kutsanmak, yüceltilmek, tepelere çıkarılmak istemiyor; size yarenlik etmeyi, yoldaşlık etmeyi arzuluyor. Emretmiyor, buyurmuyor… rica ediyor.
Albümü tekrar tekrar dinlerken, 2020 yaptığımız söyleşimizin etrafında gezinen salyangozu düşündüm sürekli. Tüm hava şartlarına, galeyana, çılgınlığa rağmen istifini bozmadan, kendi ritminde ilerleyen o salyangozu… Zemheri Bitti Bade’nin o söyleşide müjdesini verdiği, kendini doğuran, iyileştiren, büyüten salyangozun soundtrack’i olmuş. Açık denizlerin tekinsiz sularında, bulutlu, sisli havalara rağmen önünü görebilmek büyük iş. Bade de tüm yılgınlıklara, kırgınlıklara, acılara, kahırlara rağmen taa o zamandan bu albümü görmüş gibi. Yareni, yoldaşı Emre Can’la yarattıkları evrenin kapılarını ne mutlu ki bize şarkılarıyla açıyor. İkisini yan yana her düşündüğümde burnuma gelen sabun kokusuna selamlar olsun…
Zemheri Bitti, yaşlanmayan ama yaş alan birinin akciğer filmi. Uzun zamandır her şarkısında boy verdiğim nadir albümlerden biri. Tüm o suların içinde nefesimi tutmadan yüzebildiğimi hissettirdi. Şayet boğulursam bir can yeleğine dönüşüp beni kurtaracağına da eminim gibiyim.
Bir süredir ben de yaş alıyorum. Yaş kemâle değilse de bir yerlere ermekte. İnkar etmediğim ama zaten edemeyeceğim de bir süreç olarak gün gün gözlerimin önünde, bedeninim her hücresinde cereyan eden bir deneyim. Bazen yıllanmış kaliteli bir şarap bazense yorgun bir sandık gibi hissediyorum. Ne iyi ne de kötü… oluyor işte. Daha fazla beyaz saç, grileşen sakalım, yılgın hisseden ruhum; tahammülsüz, huysuz, kaygılı, sağlık sorunlarıyla, mental durumlarla cebelleşen orta yaşlı biriyim. Ben yaş alırken dünya da onlar yetmez, bunları da al diyerek üstüm(üz)e üstüm(üz)e bırakıyor ne yapacağımı(zı) bilemediğim(iz) utanç verici ağırlıkları. Zemheri Bitti’deki şarkılar tüm bunlara katlanabilmeyi bir tık daha kolaylaştıracak cinsten bir hazine. Gürültü patırtıyı değil, sükuneti seven, arayan, ona ihtiyaç duyanlara hararetle tavsiye…
***
Müzikal yolculuğunu küçük bir gurur busesiyle takip ettiğim (arkadaşız, tanışıyoruz, aynı sokaklarda yürüdük, aynı mekanlarda dans, aynı insanlarla arkadaşlık ettik, aynı gökkuşağının altından geçtik -ya da geçmeyi denedik, diye gelen o “gereksiz” sahiplenme…) Bade’den bu albümü anlatmasını istedim, o da sağ olsun beni kırmadı ve dinlemelere doyamadığım şarkılarının hikayelerini Velvele okuyucuları için kaleme aldı. Yeni başlayanlar ya da çoktan başlamış olanlar için bir minik rehber.
Huzurlarınızda yaratıcısının ve icracısının kaleminden 2023’ün en iyi albümlerinden biri olan Zemheri Bitti…
1. Kalite Bi’ Karanlık
Özellikle geç yaşlarda yaşanan büyük aşklardan, saygılı sevgilerden çok etkilenir, ilham alırım. Bu şarkının sözlerini de hayatının ikinci baharında tanışmış ve adeta ilk aşk heyecanıyla, birbirine derinden bağlanmış bir çiftten ilham aldığım bir günün gecesinde yazdım. Aşıklardan biri şöyle diyordu: “Sevdiceğimle uzanıcaz şimdi şu kumsala, üstümüzde kalite bi’ karanlık… Birbirimize anlatıcaz hayallerimizi, daha gidilecek yollarımızı, görülecekleri ve birlikte yapacaklarımızı.”
Aşk var, dedim. “Bi tek aşk var.”
Ve ölüme birlikte, korkmadan yürürken elleri ilk ve son kez gibi candan tutuşan herkese ithaf ettim bu şarkıyı.
2. Kefaret
“Teslim etme yalnızlığını
Bu kadar kolay
Bırak daha derinden kessin.
İzin ver mayalasın, yıllandırsın seni
Çok az insanın
Hatta manevî çabanın yapabileceği gibi.” (“Apaçık Ortada”, Hâfız-ı Şirâzî)
(Kefaret’i yazdığım günlerde yaşadığım ızdıraba dayanabilme gücünü aldığım o Hâfız şiirinden bir kesit bu. Şiirin İngilizce çevirisini kimin yaptığını ne yazık ki bulamadık. Herhangi bir Türkçe çeviriye de rastlamadık ve kaybolması muhtemel anlamları göze alarak yaptığımız Türkçe çeviri ile yine de paylaşmak istedim.)
3. İkinci Perde
Sana ait olmayan, çok ağır giysiler giydirilmişti üstüne: üşüme diye, düşme diye, gitme diye ya da sadece kendileri taşıyamadı diye… Bunları çıkarıp atabilmek, kendi çocuk gözlerini kırık aynalarda yeniden görebilmek, rolünü sevebilmek, hayata tutunabilmek ve yaşamı seçmek; yani ilk perdeyi kapatıp ikinci perdeye varmak iradeydi. Otuz beş yaşın, beş yaşına sarılsın şimdi. Yeni bir devrin kutlamasıdır bu.
4. Zemheri Bitti
Bahçemizi dikenli ve dokununca zehirli kurtlar sarmıştı ama “Hayatım boyunca içimi yiyenlerden daha zehirli olamaz hiçbiri.” diye düşündüm. İçimin içimi yediği yıllar boyunca Sezen Aksu’nun şarkısında dediği gibi: “O kadar yandı ki canım, sonunda karşıdan baktım”. Ben de bu kızı yeniden büyütmeliydim ve öyle yaptım.
Sonra zemheri bitti ve bahar geldi bir sabah. Evimin tüm camlarını açtım ve kunt yüklerin altından yaralı ama sağ çıkmış ruhumu bu şarkıyla evine çağırdım.
5. Yaşım Çocuk
Bu çok sevdiğim Mabel Matiz şarkısına, tam da Kefaret‘i yazdığım dönemde, ‘en sol yerimden’ bir hayal burktuğum günlerde çok sığındım. Yorgun çocukluğum bu şarkıyla ağladı ve avundu günlerce. Bu yüzden, bu şarkının tam da o günlerin duygusuyla yoğurduğum bu yorumunun albümde yer alması benim için çok anlamlıydı.
6. Sahibinden Satılık Tır
Uyku tutmadı bir gece. Göğsümün üstündeki ağırlığı fark ettim sonra, nicedir kanıksadığım. İlk kez o gece sordum “Hayırdır cicim sen kimsin, kimlerdensin?” Bırakın göğsümde koca bir fille yaşamaya, paltomu bile taşıyasım yoktu artık. Uyandım, göğsümde oturan o fili memleketine giden ilk araca bindirdim ve gerek dert gerek duygusal çöp nakliyeciliğinde uzun yıllar tekerlerini aşındırdığım emektar tırımı da satılığa çıkardım. “Sahibinden Satılık Tır. Bayandan (!). Çok kullanılmış.”
Sonra hemen Selin’i aradım: “Selin, bu şarkıyı birlikte söyler miyiz?”
7. Yangın Yeri
Bu şarkının ilk halini 2021’de Türkiye’nin İstanbul Sözleşmesi’nden çekilmesinin ardından yazmıştım. Albümdeki son halini ise 2023 depremleri sonrası aldı. Güncelliğini giderek yitirmesini, geçmiş kara günlerimize bir ağıt olarak albümde yer almasını dilerdim. Öyle olmadı. Her geçen gün daha da geçerli, daha da gerçek bu yangın yeri. Maruz bırakıldığımız tüm haksızlıkların üstüne saldım bu şarkıyı; bu yangını bir gün gerçek adaletin kefesindeki suyla söndürmenin umudu kalbimde.

8. Satürn Döndü
Bu şarkı, bu albümün en eski şarkısı. 2017’de, Emrecan ile hayatımızın en uzun seyahati sırasında, Tayland’da bestelemeye başladık ve Hindistan’da son haline getirdik. Bu şarkı bir aşkın kalbinin kırıldığı yerden oluk oluk aktı ve bizi 30’larımıza emanet etti. Her 30 yılda bir gerçekleşen Satürn dönümlerine ithafen, sevginin bir heves değil emek, emeğinse büyümek oluşuna yazıldı bu şarkı. Bizi demiyle büyüttü.
9. Sonsuzun Evladı
Sözün deliği, dilin yarası haşin. Bazen derman olmuyor dünya avuntuları bu yaralara. O zamanlarda, sonsuzun bir evladı olduğumu, her şeyin bu varlık-yokluk dansında gelip geçici olduğunu ve hiçlikten gelip hiçliğe döneceğini hatırlamak beni teselli ediyor. Göklerde bi parçamız. Bi parçamız kusursuz ve hasarsız. Bu şarkı, bunu hiç unutmamak için…
10. Buradan Gitmeden
“Ölüm yaşantısıdır bizi yaşatan.
Yaşamını gereğince yaşayan insan için, zorunlu tek yaşantı, hep, hüzündür.
Bizi yaşatandır, hüzün: hüzün – yaşamın nasıl dopdolu, ama nasıl da bomboş –
gelip geçici, bitici, sonlu – nasıl ölümlü olduğu yaşantısı…”
Oruç Aruoba / de ki işte

Bade Nosa’yı takip edin:
Instagram
Twitter
Apple Music
Spotify
YouTube
Fotoğraflar: Elif Tekneci & Nur Şevval Yılmaz