İran’ın Feminist Devrimi – Kadın, Yaşam, Özgürlük

Mona Eltahawy’nin 23 Eylül 2022 tarihinde Feminist Giant internet sitesinde yayımlanan yazısını Ezgi Epifani Türkçeleştirdi.

Bu feminist bir devrim mi

Bu başörtülerini yaktıkları için feminist bir devrim mi

Bu kadınlar başlattığı ve öncülük ettiği için feminist bir devrim mi

Eğer erkekler katılıyorsa bu feminist bir devrim mi

Eğer hiçbir şey değişmezse bu feminist bir devrim mi 

Saçın devrimle ne ilgisi var 

Zafer ve güç İran’daki kadınlarla olsun. 

Ne yaptığını bilmediğini, hepimizin özgürlüğünü değil Devlet’in tekelinde tuttuğu iktidarın birazını istediğini bilmediğimizi sanan erkekler, diğer egomanyaklar ve “devrimciler” tarafından yazılan hikayelerde kadınlar sadece noktalı virgüldür. Eğer biraz olsun şanslıysak tabii. 

Zafer ve güç; bu köhne anlatıyı ele geçirip hem özne hem nesne olmayı başaran İran’daki kadınlarla olsun. Kadınlar genelde devrim sonrası düşünülecek bir şeydir, nadiren devrimin varlık sebebidir.

Kadınların sloganlarını dinleyin: Jin Jiyan Azadi / Kadın Yaşam Özgürlük! 

Bu slogan Kürtçedir ve kökeni, kadınların özgürlüğüne ve halkın kaderini kendi tayin etme mücadelesine vurgu yapan Kürt Özgürlük Hareketi’ne dayanır. Protestolar şu an tüm İran’a yayılmış durumda ve özellikle Kürt bölgelerinde çok güçlü. Bu nedenle Jin Jiyan Azadi sloganı; “ahlak polisi” tarafından gözaltına alındıktan sonra öldürülmesi ayaklanmanın kıvılcımı olan Kürt kadın Mahsa Zhina Amini’nin yaşadığı tahakkümlerin kesişimlerine de ses veriyor.

Zafer ve güç; bize bu meydan okumayı sundukları için İran’daki kadınlarla olsun. Peki nedir bu meydan okuma? Eğer dünyadaki en mükemmel işleyen polis devletlerinden birinde kadınlar (ve erkekler) bu kadar korkusuzsa, o zaman siz kendi ezenlerinizle mücadele etmek için ne yapıyorsunuz?

Devrimlerin şöyle bir özelliği vardır; onları asla görmezden gelemezsiniz. Kendileri için ayağa kalkmaktan artık korkmayan insanları asla görmezden gelemezsiniz. Bu insanların cesareti başkalarına da bulaşacak. İster küçük ister büyük çaplı bir ezen olun; sıradakinin siz olduğunu anlayacaksınız.

Bir sürü küçük ataerk hâlen bizleri ezedururken ülkelerini büyük Ataerkten kurtarmak için erkeklerle omuz omuza savaşan kadınlar birçok devrim sırasında öldürüldü, dövüldü, vuruldu ve cinsel şiddete uğradı.

Bizler artık korkmuyoruz.

Zafer ve güç; başörtülerini yakarak bizlerin hayal güçlerini de ateşleyen İran’daki kadınlarla olsun. Arap ayaklanmalarının kıvılcımı; kendisini ateşe veren ve böylece bölgede tökezlemiş ve sonuca varamamış devrimleri ve ayaklanmaları ateşleyen Tunuslu seyyar satıcı Mohamed Bouazizi tarafından yakılmıştı. Ve şimdi burada İranlı kadınlar, geçmiş Arap ayaklanmalarının yoksun olduğu feminizmle bizim devrimci kalplerimizi yeniden tutuşturuyor. 

İran bir Arap ülkesi değil ancak İran’daki kadınlar kendilerini değil hem kendi ülkelerindeki hem İran’ın çevresindeki ülkelerde de birçok kadının çok iyi tanıdığı bir ataerki “aracını” ateşe vererek isyan ediyorlar. 

İran’da Kürt bir kadın olan Mahsa Zhina Amini’nin “başörtüsünü düzgün takmadığı” için “ahlak polisi” tarafından alındığı gözaltı sırasında öldüğünü duyunca biz bez parçası uğruna feda edilen başka kadınların hayatlarını düşündüm. 

2002’de Suudi Arabistan’ın Mekke şehrinde çıkan bir okul yangınında halka açık yerlerde giyilmesi zorunlu olan başörtü ve harmaniyeleri üzerlerinde olmadığı için o ülkedeki “ahlak polisi” tarafından yanan binadan kaçmaları ve itfaiyeciler tarafından kurtarılmaları engellendikten sonra ölen 15 kız çocuğunu düşündüm. Bu kız çocukları öldü ama sonrasında hiçbir şey olmadı. Hiç kimseye dava açılmadı. Aileler susturuldu. Yaşanan dehşet sonrası yapılan tek şey zamanın veliaht prensi Abdullah’ın kızların eğitimini, krallığın eğitim sistemi üzerindeki sıkı mengenelerini korumayı her şeye rağmen sürdüren Selefi bağnazların elinden sessizce almasıydı.

İran rejiminin Suudi rejimini, Mahsa Zhina Amini’nin öldürülmesinin öfkesiyle patlak veren devrimi organize etmekle suçlaması şaşırtıcı değil. Kadınlara karşı nefretleri ve bağnazlıklarıyla yıllardır bölgedeki hayatları mahveden iki teokrasi birbirine çok benziyor. İşte bu yüzden kadınlar için olan ve kadınlar tarafından yapılan devrimler hepimizi özgürleştirecek. Feminizm herkesi özgürleştirir. Kadınlar özgürse herkes özgürdür.

Saçın devrimle ne alakası var?

Abbas Kiarostami’nin Ten filminde; Tahran trafiğinde arabada oturan bir kadının başörtüsünü temkinle çıkardığı ve kazılı kafasının gözüktüğü bir sahne var. 2003 yılında New York’ta filmin o sahnesini ilk gördüğümde ağlamaya başlamıştım. Başörtüsü takmayı bırakalı 11 yıl olmuştu; bir 17 yıl sonra da kafamı kazıtmış olacaktım.

Saçımı kazıttıktan kısa bir zaman sonra filmi tekrar izledim ve o sahne bana yine çok dokundu. 

Devrimin saçla ne ilgisi var?

İrlanda Devrimi sırasında her iki taraf da kadınların bedenlerini kontrol altında tutmanın ve cezalandırmanın bir yolu olarak kadınların saçlarını zorla ya kazıdı ya da kesti.

Saçın devrimle ne ilgisi var?

Bütün bir ulusun kadınlarının saçlarını topluca örtmenin bir başarı olduğunu ileri süren din adamları tarafından İran Devrimi’ne el kondu. Kadınların erkeklerle omuz omuza savaştığı bir devrimin zafer ilanı sonrası bedenimi bırakın saçımın sahibi kim olabilir? Başörtüsünü zorunlu yapan kimdir? 

O zorunlu başörtüsü altındaki saçlarınızı kazıttığınızda ölüme meydan okuyan, boyun eğmeyen ve düzeni bozan birer devrimci mi oluyorsunuz? O zorunlu başörtüsünü herkesin önünde çıkarttığınızda, saçınızı herkesin önünde kazıdığınızda teokratların ve kadın düşmanlarının sizden çaldığı devrimi nihayet tamamlıyor musunuz?

Emin olun ki evet.

Hem büyük hem küçük ataerkin hem büyük hem küçük zalimin anlayacağı ve kavrayacağı şekilde “SİKTİR GİT, BEDENİMİN SAHİBİ BENİM” diyorsunuz.

Bizler kafamızın üstünde ve bacaklarımızın arasında olanlardan daha fazlasıyız. 

Mısır devrimi sırasında atılan sloganlar Ekmek, Özgürlük, Sosyal Adalet’ti. Bugün İran devrimlerinde duyduğumuz tezahüratlar, bize feminizm olmadan ne ekmeğin ne özgürlüğün ne de sosyal adaletin mümkün olduğunu hatırlatıyor. İşte bu yüzden: Kadın, Yaşam, Özgürlük.

Parmağınızı “ahlak polisinize” ve zorunlu kıldığı şeye çevirin ve onu yakıp kül edin.

Feminist bir devrim hem Devleti hem Sokağı hem de Evi hedef alır çünkü cinsel özgürlük, cinsiyet kimliği özgürlüğü ve kuirlerin özgürlüğü olmadan özgürlük diye bir şeyin olmadığının farkındadır. Feminist devrimin devrimci beyanı şudur: “Bedenim ne Devletindir ne Sokağındır ne de Evindir; bedenim benimdir. Benimdir.” 

Feminist bir devrim özgürlüğü; Devletin militarizminden ve bu militarizmin Sokağın ve Evin muhafazakarlığına yankısından kurtarmayı tahayyül etmeye cesaret eder. Feminist bir devrim; en zor devrimin Evde olan olduğunu bilir çünkü tüm diktatörlerin gittiği bir ev vardır.  

Ve feminist bir devrim; “insanlar buna hazır değil” diye ısrar eden herkese başkaldırır çünkü devrimciler olarak, topluluklarımız bizler için hazırsa çok geç kalmış olduğumuzu kabul etmeliyiz.

Siz hazır mısınız? Eğer en mükemmel şekilde işleyen polis devletlerinden birindeki kadınlar (ve erkekler) böylesi korkusuzsa, siz ne yapıyorsunuz?

Teokrasiyle feminist bir devrim yoluyla savaşılmalıdır yoksa teokrasinin yerine gelecek olan anca başka bir ataerki biçimi olacaktır. 

Gördüğünüz gibi, şu anda İran’da feminist devrimin görkemini ve gücünü izlerken kendinize (özellikle ABD’dekilere söylüyorum) kendi topraklarınızdaki teokratlarla ve faşistlerle savaşmak için ne yaptığınızı sorun ve yaptıklarınızın Twitter’da etiket paylaşmaktan ve seçimlerde oy vermekten ibaret olmadığından emin olun.

Yakıp. Kül. Edin.

Kendi teokratlarınıza karşı feminist devriminiz nerede?

Parmağınızı “ahlak polisinize” ve zorunlu kıldığı şeye çevirin ve onu yerle bir edin.

Ana görsel: SalamPix/Abaca/Sipa USA via CNN

Mona Eltahawy feminist bir yazar, yorumcu ve ataerki bozguncusudur. İlk kitabı Headscarves and Hymens: Why the Middle East Needs a Sexual Revolution (Baş Örtüleri ve Kızlık Zarları: Neden Orta Doğunun Cinsel bir Devrime İhtiyacı Var; 2015); Orta Doğu’da ve Kuzey Afrika’da hüküm süren ataerkiyi hedef almıştır. İkinci kitabı The Seven Necessary Sins For Women and Girls (Kadınlar ve Kız Çocukları için 7 Gerekli Günah; 2019) Mona’nın ataerki bozgunculuğunu tüm dünyaya yaymıştır. Mona’nın açıklamaları dünyanın birçok yerindeki medya organlarında yer almıştır. Kendisi video içerikleri üretmekte ve FEMINIST GIANT (Feminist Dev) adlı bir internet gazetesinde yazmaktadır. 

Bir Cevap Yazın