Rebecca Solnit ile Kitabı “Sindirella Özgürlük Kedisi” Üzerine

“Bildiğimiz Sindirella, birkaç harika dokunuşla modern bir değişime uğruyor ve bizi tatlı tatlı gülümsetiyor. İyilik perisi, üvey anne ve kız kardeşler, balo, bal kabağından araba, camdan ayakkabılar ve elbette bir prens… Hepsi yerli yerinde! Öyleyse bu hikâyede nasıl bir değişim olmuş olabilir ki? 

“Sindirella yani bildiğimiz Külkedisi, bu hikâyede mutfakta ateşin başında bekleyen bir kız değildir. Kendi isteklerini dile getiren, özgürlüğünün peşine düşen bir kız bu kez karşımızdaki. Üstelik sadece kendisini değil çevresini de özgürleştiriyor; prensi, üvey kardeşlerini ve özgürleşmeye ihtiyacı olan herkesi… 

“Arthur Rackam’ın zarif ve etkili silüetleriyle, Rebecca Solnit’in modern Külkedisi hikâyesi, dünyayı değiştirmek isteyen genç okuyuculara ilham olacak.” 

Bu klasik peri masalını cinsiyet kalıplarını alt üst ederek yeniden yazma fikri ilk nasıl gelişti? Çocukluğunuzdan gelen bir hatıra var mıdır bunun temelinde? 

Çoğu kişi gibi ben de peri masallarıyla büyüdüm, ama bir gün bir şey oldu. Mutfaktaki yoksul kız Külkedisi’nin bir resmini satın almıştım ve resmin arkasını çevirdiğimde Külkedisi ve üvey annesi hakkında bana şöyle şeyler düşündüren küçücük bir metin gördüm: “Bu hikâye, bir kızın bir prensin tercihi olmasıyla ilgili bir hikâye değil. Bu hikâye hayatını değiştirmek için yaşlı bir kadınla iş birliği yapan bir kızın hikâyesi.” Ve bir anda bu çok ilgimi çekti. Hikâyeyi kardeşimin torunu Ella için (İngilizcede Cinderella – Cinder-Ella kelimelerinden oluşur) yeniden yazmaya karar verdim ve işte buradayız.

Bu kitap aynı zamanda çok çalıştırılan, değersiz görülen; kendini yalnız hisseden çocuklar için. Bir gün kendi hikâyelerini yazmaları ve bunu sevgi ve özgürlük ile yapmaları umuduyla.”

Günümüzde baskın medya araçlarıyla çocukların kahramanlarla bolca vakit geçirdiği ve öykündüğü örneklere rastlıyoruz, sizin öykünüzde Külkedisi’nin en sonunda prenses olmaması sizce çocuklarda bir hayal kırıklığı yaratır mı?

Hikâyenin eski versiyonundaki Sindirella’nın yani Külkedisi’nin yoksulluğundan ve istismardan kurtarılması gerekiyor. Benim yorumumda bizzat prensin de son derece kontrollü hayatın sıkışmışlığından kurtarılması gerekiyor. Seçkinlerin, soyluların, hak edilmemiş ayrıcalıkların hayranı değilim ve bu kitabın devamı olarak Uyuyan Güzel’i de tekrar yazarken kraliyet meseleleri olarak düşündüğüm şeyin de üstesinden gelmek zorunda kaldım. Külkedisi’nin aşkı, arkadaşlığı, iyi bir iş bulması; atlar, pastalarla buluşması ve başı dertte olan başka çocuklara yardım etme şansına sahip olması, umarım okuyucuların da onun hayatını tatmin edici bulmalarını sağlamıştır. 

“Elbisesi gün batımındaki gökyüzü gibi görünüyordu. Mavi ve gittikçe koyulaşan bir mavi ve ardından yavaşça süzülen soluk renk bulutlar, nerdeyse siyaha çalan bir gökyüzü.”

Genel olarak hikâyenizdeki karakterler Külkedisi dışında, masallara özgü klişelerden farklı olarak daha iyi huylu ve mülayim tipler. Karakterlerdeki böyle bir normalleşmeyi neden tercih ettiniz acaba?  

Onların iyi huylu ve mülayim olduklarını düşünmüyorum. Daha önceki peri masallarından farklı olduklarını düşünüyorum. İlk olarak, çocukların davranışlarından tam olarak kendilerinin sorumlu olmadıklarını düşünme eğilimindeyim, bu nedenle üvey kız kardeşlerin kurtarılarak kendi yollarına gitmelerini istedim. Külkedisi’nden özür dilediler ve arkadaş oldular. Pek çok peri masalı, çirkin insanları değil de güzel insanları önemsememiz gerektiğini telkin eder; ben ayrıca güzelliğin ne olduğuyla ilgili de sorular attım ortaya. Prens de klişelerin dışına çıkıp kişisel arzuları olan birine dönüştü diye düşünüyorum.  

Bir de Külkedisi’nin klasik versiyonundan farklı olarak hikâyede anne ve babasının olmasının özel bir sebebi var mı?

Günümüzde Külkedisi gibi olan pek çok çocuk var. Anne ve babasını kaybetmiş; yani ölmüş olabilir, hapiste ya da başka bir ülkede ya da bir şekilde ulaşılamıyor olabilir, Külkedisi’nin tüm çocukları temsil etmesini istedim. Klasik Charles Perrault versiyonunda Külkedisi’nin babası hâlâ hayattadır ancak üçüncü paragraftan sonra ona rastlamayız. 

Her ne kadar bu kitabın tam olarak okur yaşı sadece çocuklar için olmasa da, Sindirella Özgürlük Kedisi bir çocuk kitabı. Ve bu kitabın ülkemizdeki kadın hareketi açısından da ilham verici ve ön açıcı olacağına inanıyorum. Başka çocuk kitabı projeleriniz var mı? 

Elbette! Peri masallarıyla büyüyen bizler için bu masallar hayatımızın çok güçlü birer parçası. Bu nedenle bir masalı yeniden yazarken kendimizi, değerlerimizi ve olanaklarımızı hayal etmeyi nasıl öğrendiğimizle ilgili oldukça temel bir şeyi yeniden oluşturmuş oluyoruz. Uyuyan Güzel’i Sindirella Özgürlük Kedisi’nin özgün halinden çok daha farklı bir şekilde yeniden yazdım, kitap bu sonbaharda Amerika’da yayınlanacak. Hayatımdaki muhteşem çocuklar da dahil olmak üzere tüm çocuklar için yazmaya devam etmeme cesaret veren o kadar çok şey var ki. Ama haklısınız, bu kitabı her yaş grubu için yazdım ve umarım bu, klasiklerin bu kökten değişmiş yorumlarıyla karşılaşan yetişkinlerin hikâyelerle kurdukları ilişkileri üzerine kafa yormaya davet eder. Güncellemediğimiz takdirde peri masalları köhne kalacak diye düşünüyorum. Mesela evlilik, artık kadınlar için ekonomik açıdan geleceği güvence altına almak anlamına gelmiyor. Yani prensi elde etmeye odaklanan hikâyeler eskiden olduğu kadar anlamlı gelmiyor artık.

Rebeca Solnit’in Arthur Rackman tarafından resimlenen, Duygu Gençağ tarafından Türkçeye kazandırılan “Sindirella Özgürlük Kedisi” adlı kitabını Ayrıntı Yayınları’nın internet sitesinden satın almak için tıklayınız.

Sponsored by the Rosa Luxemburg Stiftung with funds of the Federal Ministry for Economic Cooperation and Development of the Federal Republic of Germany. The content of the publication is the sole responsibility of Velvele and does not necessarily reflect the position of RLS.