Uzattım Kara Saçlarımı

Rojîn, onuncu katın kapısının önünde bir süre soluklandı. Derin bir iç çekerek, ter içinde kalmış penyesine yüzünü sildi. Merdivenleri yukarıdan aşağıya bir süre yavaşça süzdü. Su dolu kovayı güçlükle alarak, tüm yorgunluğunu atarcasına merdivenlere boşalttı. Sular yönünü kaybetmiş bir balık sürüsü gibi merdiven basamaklarında hoyratça dağıldı. Rojîn derin bir nefes alarak su döktüğü basamakları yıkamaya başladı. Sekizinci kata geldiğinde, kapı aniden hiddetle açıldı. Emekli polis Süleyman’ın eviydi. Süleyman, apartmanı inletircesine “Sana kaç kere söyledim. Az dök suyu. Pis sular evime giriyor…” dedi. Rojîn, Süleyman’ın ne dediğini anlamadı. Suriye’den İstanbul’a geleli, dört ay kadar olmuştu. Türkçeyi yarım yamalak anlasa da, tam konuşamıyordu. Sekiz kişilik ailenin en küçük çocuğuydu. 17 yaşında olmasına rağmen, yaşam mücadelesi ruhunu on yaş daha büyütmüştü. Rojîn, kafasını öne eğerek işini yapmaya devam etti. Süleyman Rojîn’in arkasından söylenerek “Ne doğru düzgün çalışmasını bilirsiniz ne de konuşmayı becerebilirsiniz!” diyerek evine girdi.

Rojîn, yutkunarak merdiven basamaklarını yıkamaya devam etti. Bilmediği bir kentte, anlayamadığı bir dille yaşamanın ne kadar zor olduğuna bir kez daha şahit oldu.  Üzüntüsünü bir nebze dindirmek için Kürtçe bir şarkı mırıldanmaya başladı. Gözleri birden, aydınlık merdivenlerin karartısına takıldı. Şişman bir gölge, aşağıdan yukarıya doğru geliyordu. Rojîn’in kalp atışları hızlanmaya başladı. Köşeye sıkışmış yavru bir ceylan gibi, merdivenin basamağında donakaldı. Gölge gittikçe büyümeye başladı. Rojîn, gölgenin nefesini omuzunda hissetti. Yavaşça arkasına dönerek gölgenin ev sahibine, Abdullah’a ait olduğunu gördü. Kenara çekilerek kendini korumaya çalıştı. Apartmana geldiği günden itibaren ev sahibini hiç sevmemişti. Abdullah’ın küçümseyen bakışları, pis gülümsemesi rüyalarına girerdi. Rojîn’in kolundan tutmaya çalışarak “Ben olmazsam aç kalırsınız, sizi bu halde benden başka kim çalıştırır?” dedi. Rojîn, Kürtçe birkaç kelime ederek kendinden uzaklaştırmaya çalıştı. Abdullah: “Sana kim inanır, derdini bile doğru düzgün anlatamıyorsun…” dedi. Rojîn, panikleyerek ne yapacağını bilemedi. Elindeki süpürgeyi ses yapsın düşüncesiyle, merdivenlerden aşağıya bıraktı. Süpürge merdiven basamaklarında yuvarlanmaya başladı. Süpürgenin uğradığı her basamak, Rojîn’in yardım çığlığı oldu. Aşağı kattan bir ses “Kim var orada?” dedi. Abdullah, sesi duyar duymaz yukarıya hızlı adımlarla çıktı. Rojîn, derin bir nefes alarak, hiç düşünmeden ıslak merdivene oturdu. 

Aşağıdan yankılanan ses telaşlı adımlarla, Rojîn’in yanına geldi. Rojîn’in tek gördüğü, mor kırk iki numaralı terliklerdi. Kafasını kaldırarak yanındaki kadını incelemeye başladı. 1.80 boylarında, sarı saçlı, kırmızı rujlu, sarı simli taytlı, sarı tişörtlü bakımlı bir kadındı. “İyi misin?”  dedi. Rojîn, hiç cevap vermedi. Kadın tekrar. “Ben Nefes, senin adın ne?” dedi. Titreyen dudaklarıyla “Rojîn” dedi. 

Rojîn, Nefes’i daha önce apartmanda hiç görmemişti. Nefes, şevkatle “Merdiven ıslak. Kalk, hasta olacaksın.” dedi. Rojîn, utangaç tavırlarla hiç cevap vermedi. Nefes: “Abdullah bir şey mi yaptı? Penceremden apartmana girdiğini gördüm.” dedi. Rojîn, yine sessiz kaldı. Nefes: “Kalk böyle olmaz. Bana gidelim. Kıyafetlerini kurularsın.” Rojîn, telaşlı gözlerle bir süre düşündü. Eve bu halde giderse, annesi çok kızardı. Ayağa kalkarak “Tamam!” dedi. Nefes, Rojîn’in konuşmasındaki zorluğu anlayınca “Sen nerelisin?” dedi. Rojîn, eksik kelimelerle “Suriye’den çalışmaya geldik.” diyebildi. Nefes, gülümseyerek “Tanıştığıma memnun oldum! Evim ikinci katta. Daha fazla kalma böyle” dedi. Rojîn, Nefes’in arkasına saklanarak ikinci kata indiler. Nefes, ponponlu anahtarlığıyla kapıyı açtı. Rojîn, çekinerek salona girdi. Nefes: “Rojîn, korkma! Benim evimde kimse sana zarar veremez.” dedi. Rojîn, kanepeye doğru yürürken, evi heyecanlı gözlerle incelemeye başladı. Hayatında ilk kez böylesine renkli ve sıcak bir ev görmüştü. Evin duvarları kırmızıydı. Pencerenin önünde birbirinden farklı çiçekler vardı. Posterler, biblolar, hafif sigara kokusu, radyoda çalan şarkı… Nefes: “Kendi evindeymişsin gibi rahat ol” dedi. Rojîn’in gözünün önüne birden bodrum katındaki, kutu gibi evi geldi. Boyasız duvarlar, rutubet kokusu, eski eşyalar… “Gerçekten kendi evimde rahat mıyım?” diye düşündü. Nefes: “Türkçe biliyor musun?”  Rojîn: “Çok az” diyebildi. Nefes, gülümseyerek “Önemli olan ne biliyor musun?” dedi. Rojîn, hayır anlamında kafasını salladı. Nefes: “İnsanın gönlü! Gönlümüz sevgi dolu olmadıktan sonra kelimelerin ne önemi var.” Rojîn, Nefes’in söylediklerinden bir anlam çıkaramadı. Sadece ufak bir tebessüm etti. Nefes başka bir odaya giderek, Rojîn’e kıyafetler getirdi. Nefes: “Eteğin kuruyana kadar bunları giy. Eğer istersen senin bile olabilir.” Rojîn, çekinerek eteği aldı. Nefes: “Sıcak bir çay getireyim. Sen de rahatça üstünü değiştir.” dedi. Rojîn, Nefes’in gittiğine emin olduktan sonra hızlıca eteği değiştirdi. Nefes, çay tepsisi ile odaya döndü. Rojîn, gitmeye hazırlanır gibi ayağa kalktı. Nefes: “Merdivenleri dert etme. Gerekirse beraber yıkarız.” dedi. Rojîn, sessizce tekrar kanepeye oturdu. Nefes, çayları ikram ederken “Rojîn’in Türkçe anlamını biliyor musun? dedi. Rojîn, meraklı gözlerle kafasını iki yana salladı. Nefes ayağa kalkarak, pencereyi sonuna kadar açtı. “Rojîn, güneşi görüyor musun?”  Rojîn: “Evet” dedi. Nefes: “Rojîn güneş gibi demek.” Rojîn kelimeyi tekrarlayarak “Güneş gibi…” dedi. Nefes, mutluluk içinde yanına oturdu. “Bak ne güzel oldu. Ben Nefes, sen Güneş…” Rojîn,  sadece gülümsedi. Nefes, çayında bir yudum alırken peruğunu çıkardı. Rojîn, şaşkınlık içinde bir süre donakaldı. Ayağa kalkarak hızlı adımlarla kapıya yöneldi. Nefes: “Tabi benim suçum. En baştan söylemeliydim. Lütfen gitme. Açıklama yapmama izin ver.” dedi. Rojîn, ikna olmadı. Askılıktaki eteğini alarak tekrar çıkmak istedi. Nefes: “Rojîn, beni anlamadığını biliyorum. Sadece dinle. Eğer rahatsız olursan gidersin. İlk kez evime bir misafir, sıcak bir tebessüm girdi. Seni korkuttum farkındayım. Ben de böyleyim işte. İlk kez kendim gibi, şu kapının dışına çıktım. Yere düşen süpürgenin sesi ‘Çık Nefes, birinin sana ihtiyacı var.’ dedi. Seni de, beni de anlayan yok. Neden birbirimizin dili olmayalım?” Rojîn, Nefes’in söylediklerini pür dikkat dinledi. Kulaklarında çınlayan tek cümle ‘Ben de böyleyim işte’…” olmuştu. Nefes: “Rojîn, sen merdivenin bir köşesinde kendini ve sakladığın dilini korumaya çalışıyorsun. Ben gündüzlerden kaçıyorum. Arkamdan birisi peruğumu mu çeker, ev sahibi bu halimde eve girerken mi görür diye sürekli düşünüyorum. Güneşten! Aydınlıktan kendimi koruyorum!” dedi. Rojîn Nefes’i dinlerken, kendisine ne kadar benzediğini fark etti. Hayatında daha önce kimse, Rojîn’le böylesine içten konuşmamıştı. Nefes: “Lütfen biraz daha kal!” dedi. Rojîn: “Kimsen yok mu?” diye sordu.  Nefes: “Hayır! Sadece sokaklar var.” Rojîn, Nefes’in elinden tutarak “Ben de varım.”; Nefes içten bir tebessümle “Ben de varım” dedi. 

Rojîn ve Nefes birbirine bakarak gülümseme başladılar. Nefes, Rojîn’i salondaki boy aynasının önüne getirerek “Bak gülünce ne güzel olduk” dedi. Rojîn, kendisine uzun uzun baktı. Siyah örgülü saçlarını okşadı. Nefes: “Doyasıya bak. Kendine bakmadığın tek bir gün bile olmasın. Ben yirmi sene aynalardan kaçtım.” Rojîn, Nefes’in peruğunu okşadı. Nefes: “Çok güzel değil mi? Ben de peruğumla, rujumla, elbiselerimle, topuklu ayakkabılarımla nefes alıyorum.” dedi. 

Kahkahalar içinde aynada kendilerine baktılar. Nefes: “Gülten Akın’ı bilir misin?” Rojîn: “Hayır!” dedi. Rojîn: “Lisede edebiyatım çok iyiydi. Gülten Akın’ın bütün şiirlerini bilirim. Şiir sever misin?” Rojîn, masumca “Bilmem ki…” dedi. Nefes: “Benim en sevdiğim Kestim Kara Saçlarımı şiiri.” Nefes aynanın karşısında, rolüne hazırlanan bir oyuncu edasıyla durdu. Rojîn, şaşkın gözlerle izlemeye başladı. Nefes şiiri okudu;

“Kestim kara saçlarımı n’olacak şimdi
Bir şeycik olmadı – Deneyin lütfen –
Aydınlığım deliyim rüzgârlıyım…”

Rojîn, tebessüm ederek izlemeye devam etti. Nefes: “Ben de uzatıyorum kara saçlarımı? N’olacak şimdi? Bir şey olmayacak…”  dedi. 

Rojîn “Gitmem lazım.” diyerek kapıya doğru yöneldi. Nefes: “Seni çok tuttum. İzin verirsen, merdivenleri beraber yıkayalım.” Rojîn, Nefes’in kıyafetlerini inceleyerek “Olmaz” dedi. Nefes: “Bugün tüm engelleri yıkıyoruz. Kendim olarak bu kapıdan çıkacağım. Korkmayacağım! Birbirimize güç vereceğiz. Ben seni merdivenin köşesinden koruyacağım, sen de beni aydınlık görünümlü karanlıklardan. Anlaştık mı?” dedi. Rojîn, mutluluk içinde “Anlaştık.” 

Rojîn ve Nefes beraber kapıyı açtılar, apartmanın en üst katına çıktılar. Su dolu kovayı beraber tuttular. Birbirlerinin gözlerinin içine bakarak, kovadaki suyu büyük bir coşkuyla merdiven basamaklarına boşalttılar… Sular keyifli bir melodiye eşlik edercesine, dans ederek dağıldı…

Görsel: Wassma Alagha

Sponsored by the Rosa Luxemburg Stiftung with funds of the Federal Ministry for Economic Cooperation and Development of the Federal Republic of Germany. The content of the publication is the sole responsibility of Velvele and does not necessarily reflect the position of RLS.

Bir Cevap Yazın