Oscar 2022’nin Lubunyaları

Bawer Murmur

94. Oscar Ödülleri’nin adayları dün açıklandı ve alkışlar da, itirazlar da peşi sıra geldi. Ödül sezonunda neredeyse her yerde aday gösterilen Lady Gaga’nın En İyi Kadın Oyuncu kategorisinde yer almaması fanları ve sinema dünyasını saniyesinde ikiye böldü. Denis Villeneuve’ün (Dune) yönetmen kategorisinde, Alana Haim’in En İyi Kadın Oyuncu, Ruth Negga’nın da En İyi Yardımcı Kadın’da ilk beşe girememesi yine dünden beri eleştirilen konuların başında geliyor. Ancak bu yazının konusu devam eden tartışmalar değil, bu yılki lubunya Oscar adayları.

Akademi kucakladı, tarihe geçti

Kristen Stewart, Spencer’da Lady Diana olarak sezona iddialı bir giriş yapsa da film endüstrisinin burun kıvırdığı performansı, eleştirmenler haricinde, ödül sezonunda görmezden gelinmişti. Akademi ise onu bağrına bastı ve En İyi Kadın Oyuncu kategorisinde ilk beşte yer verdi. Böylelikle ilk kez Oscar’a aday olan Stewart tarihe de geçmiş oldu. Onu lubunya mücadelesinin ve sinema tarihine kaydeden detay ise ödül tarihinde oyunculuk kategorisinde ilk kez iki queer’in yer alması oldu.

Açık bir biseksüel olan Kristen Stewart aynı zamanda 2002 yılından bu yana başrol kategorisinde aday gösterilen ilk açık queer olarak bizlerden yana oluşan olumsuz bir seriye de son verdi. Oyunculuk kategorilerinde aday olan son açık queer, Lord of the Rings: The Fellowship of the Ring’teki rolüyle Ian McKellen hazretleriydi.

Adı beş aday arasında açıklandıktan sonra uzun süredir sürdürdüğü sessizliği bozan Stewart şunları söyledi:

“Keşke (Pablo Larrain’in) yüzünü görebilseydim. Bu sabah (adaylıkların açıklandığı dün sabahtan bahsediyor) hem onur duydum hem de dilim tutuldu. Binlerce yıl düşünsem bu inanılmaz dört kadınla adımın yan yana anılacağını düşünmemiştim.”

Yaşadıklarını “bir rüya hali,” olarak niteleyen Kristen, “Çok duygulandım ve bu filmde ortaya çıkan çalışma için çok minnettarım. Film topluluğumuzun bir parçası olmaktan gurur duyuyorum. Çok mutluyum. İyi bir gün.” dedi.

Oscar tarihinde En İyi Kadın Oyuncu kategorisinde bugüne kadar altı açık kimlikli queer adaylık aldı: Marlene Dietrich (Morocco, 1930/31), Jodie Foster (The Accused, 1988; The Silence of the Lambs, 1991 ve Nell, 1994), Elliot Page (Juno, 2007*), Angelina Jolie (Changeling, 2008), Lady Gaga (A Star Is Born, 2018) ve son olarak bu yıl Kristen Stewart. Bu isimler arasında ödülü kucaklayan tek oyuncu ise iki kez olmak üzere Jodie Foster. 

Tarih yazan diğer isim Ariana DeBose

West Side Story’deki rolüyle En İyi Yardımcı Kadın Oyuncu dalında aday gösterilen Ariana DeBose de açık bir queer. 2015 yılında büyükanne ve büyükbabasına açılan DeBose, 2020’de de meslektaşı ve The Prom filminde birlikte yer aldığı Jo Ellen Pellman’la Unruly Hearts’ı kurdu. İnisiyatif, genç lubunyalara yardım etmeyi ve LGBTQ+ topluluğu için bağış toplamayı amaçlıyor.

Adaylığıyla ilgili konuşan oyuncu şunları söyledi:

“Bugün nehir boyunca yaptığım sabah yürüyüşüm çok özeldi. Bu sabahki haberler beni çok mutlu etti. İlham veren performanslarıyla bu kadar inanılmaz kadınların yanında tanınmak yeterince gerçeküstü.”

Geçmişte bu dalda açık kimlikli Lily Tomlin (Nashville, 1975), Jodie Foster (Taxi Driver, 1976), Eva Le Gallienne (Resurrection, 1980) ve Queen Latifah (Chicago, 2002) aday oldular; Tatum O’Neal (Paper Moon, 1973), Linda Hunt (The Year of Living Dangerously, 1983), Anna Paquin (The Piano, 1993), Angelina Jolie (Girl, Interrupted, 1999) ve Tilda Swinton (Michael Clayton, 2007) ödülü kucakladılar.

Flee: Burun sızlatan bir göçmenlik ve barışma hikayesi

Bu yılki adaylıklarda en sevindiklerimizden biri de Flee’nin üçte üç yapması oldu. Cinsel kimliğini kabullenmeye çalışan göçmen bir çocuğun hikayesini anlatan Danimarka yapımı film, En İyi Animasyon, En İyi Belgesel ve En İyi Yabancı Film dallarında aday gösterildi.

Flee’nin etkileyici ödül karnesini de hatırlatmamak olmaz. Film katıldığı festivallerde/ödül törenlerinde 65 ödül kazandı; toplam 130 adaylık da cabası. Oscar’ın yanı sıra BAFTA adaylığı ve Sundance’den aldığı Jüri Büyük Ödülü göz kamaştırıyor. 

GLAAD’den açıklama

LGBTİQA+ örgütü GLAAD’in Başkanı Sarah Kate Ellis de bu yılki tarihi adaylıklarla ilgili açıklamasında duydukları sevinci paylaştı ve Hollywood’u daha fazla queer filmine ve hikayesine yatırım yapmaya davet etti. 

Lubunyaların hanesine yazılacak iki film

Bu yılın adaylıklarını domine eden The Power of the Dog da pekala bizim hanemize yazılabilir. Spoiler vermemek için detay paylaşmayacağım ancak izleyenler ne demek istediğimi anladılar.

Bir diğer film tick, tick… BOOM! ise anlattığı hikaye ve dönem itibarıyla yine lubunyalara yazılabilir kanaatindeyim. 

En İyi Film kategorisinde zafere ulaşan son lubunya temalı film Moonlight (2016). Zaten tarihte onunla birlikte bu kategoriyi kazanan toplam üç lubunya temalı film var. Diğer ikisi Midnight Cowboy (1969) ve The Silence of the Lambs (1991). The Power of the Dog’la birlikte toplamda 15 lubunya temalı ya da içerisinde bir lubun hikayesi barındıran film aday olmuş. Bakalım Jane Campion’ın muhteşem filmi hangi gruba dahil olacak ödül töreninden sonra. 

Sunuculu sisteme geri dönüş!

Oscar ödül töreni bu yıl 29 Mart’ta, Los Angeles’taki Dolby Theatre‘da düzenlenecek. Bu yılki törenle ilgili en önemli haber ise, iki yıllık aranın ardından sunuculu tören geleneğine geri dönecek olması.

1987’den beri ilk kez üç sunucunun yer aldığı bir tören izleyeceğimiz ödül gecesini Scary Movie serisinden tanınan aktris Regina Hall, Comedy Central’daki programıyla şöhreti yakalayan Amy Schumer ve yılların eskitemediği komedyen Wanda Sykes sunacaklar.

Bu yılki törenle ilgili bir diğer gelişme ise bir takım kategorilerin tören dışı sahipleriyle buluşturucak olması. Yapılan açıklamaya göre, mevzubahis 8 kategori törenden bir saat önce adayların salonda hazır bulunmalarıyla sahipleriyle buluşturulacak ve daha sonra ana törende kurgulanmış, törenin süre sınırını ve akışını zorlamayacak bir biçimde yayınlanacakmış. Bu kategoriler kısa belgesel, kısa film, kısa animasyon, kurgu, makyaj & saç tasarımı, özgün müzik, ses ve prodüksiyon olacak belirlenmiş. Detaylar oscarboy.com‘da.

*Elliot Page’in adaylığının trans-nb olarak açılmadan öncesine ait olduğunu not düşeyim. Page açıldıktan sonra Oprah’a verdiği söyleşide Juno ile aday olduğu yılın fotoğraflarına bakamadığını, ödül töreninde ve kırmızı halıda çok fazla acı çektiğini anlatmıştı.

Sponsored by the Rosa Luxemburg Stiftung with funds of the Federal Ministry for Economic Cooperation and Development of the Federal Republic of Germany. The content of the publication is the sole responsibility of Velvele and does not necessarily reflect the position of RLS.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.