Flazéda! s13b2: Gündüz İffet, Gece Fettan

İlker Hepkaner ve Bawer Murmur, Drag Race 13. sohbetlerine devam ediyor. Velvele Drag Race Halk Kütüphanesi’nde olanı biteni hem nalına hem mıhına değerlendiren ikilinin gündeminde “gündüz namuslu, gece yelloz” temalı ilk büyük görev, Kandy Muse’dan Banu Avar yaratan karanlık, yılan hikayesine dönen format, Olivia Lux’ın gülüşü, Symone’un 2. bölümde aldığı final bileti ve sınırsız Gottmik övgüsü var. Madilik, gullüm ve bol spoiler içeren sohbet only for tops, yani gizliliğe önem verenlerle burada yollarımız ayrılıyor. Bölümü izleyince gelirsiniz. 

İlker: Sezonun ikinci bölümü kafamızdaki soru işaretlerini cevaplama iddiasıyla başlayıp hiçbir şeyi anlamadığımız şekilde sonlandı. Ne düşündün bu bölüm hakkında?

Bawer: Ay ben düşünmekten yoruldum, bölümden de yoruldum. Hatta bu kadar harala gürele, ne oluyo, neden oluyo anlamakla uğraşmaktan sebep bu sezondan da yoruldum. Daha ikinci bölümdeyiz üstelik. Alnından ter damlası akan üzgün surat emojisi.

İ: Evet, bu bilinmezliğe hemen dur derlerse sevineceğim gerçekten. Ancak yine de en azından bu bölüme genel olarak baktığımızda kraliçelerin kalitelerinin çok yüksek olduğunu düşünüyorum. Porkchop Loading Dock’takiler beni utandırmazsa, o 11. sezonun yavanlığı yok mesela. 

B: Yavanlık dedin, Kandy’nin kıyafetleri ve genel olarak grup performansı geldi aklıma direkt! Sana inanmak istiyorum ama bu bölümde gördüklerim yüzünden bu kadar pozitif olamıyorum sezona dair.

Kandy’nin ilk büyük görevde giydiği, aşağıda Bawer’in Dilara Fındıkoğlu tasarımlarına benzettiği evlerden ırak “gece kıyafeti”.

İ: Madem Kandy dedin, o zaman kraliçeleri teker teker konuşmaya başlayabiliriz. Kandy Muse’un kıyafetleri gerçekten büyük hayal kırıklığı yarattı. O ne idüğü belirsiz gündüz kıyafeti, kötüler kötüsü gece kıyafeti ve beni resmen ağlatan lame gerdek takımlığı cidden korkunçtu. İyi ki kişiliğini, üzerinde duyduğu baskıyla göz yaşlarını akıtmasını ve içtenliğini seviyorum yoksa eleyecektim kafamda çat diye vallahi. 

B: Ay o gerdek geceliği değil, kocasının metresi olduğunu öğrenmiş, hocaya gitmiş ne yapayım diye. Hoca demiş ki adamı kendine bağla, güzel görün. Bu da koşa koşa Fatih Kadınlar Pazarına gitmiş, durumu kendine yakın gördüğü tezgahtar kıza anlatmış durumu, o da “ay Kendy abla bak bunu giy, kocan o yelloza bir daha bakarsa gel yüzüme tükür” demiş. I feel that! Oradaydım, o pazarlık anını yaşadım Kendy sayesinde. O neydi gııııı!!! 

İ: İşin kötü tarafı bu Kandy’nın tek halüsüne hali değildi bölümdeki. Elliott’ı günahım kadar sevmem ama Kandy’nın kendisine sürekli “casus” demesi, neyin casusluğunu yaptığını ve kime bilgi vereceğini asla açıklamadan Elliott’a bilenmesi ne kadar saçmaydı!  

B: Kendy Oda TV’de, ne bileyim Aydınlık’ta yazsa, soyadını Yalçın, Genç, Perinçek ya da Avar olarak değiştirse hiçbirimiz hayret etmeyiz sanıyorum artık. Aşı karşıtı çıkarsa kim şok olur! Casus ne ulan! Soğuk Savaş döneminde Los Angeles’a Sovyetlerden drag mi geldi? Ama tabii Elliott’ın süt beyazlığını, twinkliğini casusluk olarak yorumlamış da olabilir. Ne bileyim, Kendy Avar’ın hayal gücü moda zevkinden geniş, onu görmüş olduk. 

Gönül gözüyle bakan Banu Avar’la Kendy Muse arasındaki benzerliği görür.

İ: Kandy Avar’dan Elliott’a geçiyorum bu durumda izin verirsen. Elliott kıyafetlerde göz doldurdu ama o kişilik yokluğuyla, olur olmaz her yerde split yapmasıyla beni şimdiden baydı kesinlikle. Thank you, next şakasını yapabilir miyim kendisine şimdiden? 

B: Elliott sezona tam üç kez istenmediğini duyarak başladı. Ben hayatımda bu kadar telenovela bir sezon başlangıcı yaşamış drag görmedim since Kerbela. Antipatik, ilgi arsızı beyaz gey olarak ilerlerken birden madi kolileriyle işin rengini değiştirdi. O ne şeytanlık! Tina’ya Untucked’da Nina demesi filan… Sinsirella…

Biraz taktik değiştirdiğini, böyle olmayacak madi kraliçe olayım dediğini düşünüyorum şu an itibariyle. Ama Kendy Avar’ın Dilara Fındıkoğlu’nun elinden çıkma kırmızı sefilliklerinden sonra normalde beğenmeyeceğim kıyafetlerini beğendim Elliott’ın. Fakat bacaklarına hakim olamaması beni de bi irite etmedi değil. Grup performansındaki hali biraz Jan’i hatırlattı. O çok istediği için her şeyi batıran hemşehrin Jan’ı. Janımın canı. Hudey hudey!

İ: Jan who? Bizim buralarda drag yapıyor olabilir ama ne kadar New Yorker tartışılır. Bir de şu var, Elliott madilikle prodüksiyonun gözüne girmeye çalışmış olabilir, hatırlarsan Gia Gunn’ın ve India Ferrah’ın All Star maceraları da bu nedenle uzun sürmüştü. Tina demişken Tina tipi Drag Race yarışmacıları diye bir teorim var: Geldiği yerde isim yapmış, Drag Race’e çağrılınca kredi kartının limitini doldurmak suretiyle bir sürü iyi kıyafet yaptırmış ama bunları asla taşıyamayan kraliçe ekolü…. Her kıyafeti “iyi” ama Tina’nın drag görüşüne dair asla bir şey öğrenemiyoruz. O yüzden ağzıyla kuş tutsa beğenmeyeceğim sanırım kendisini. O Teneke Adam’ın kalbi ruveal’ı da ortaokul müsameresi tadındaydı, tüm sezon kendisini çekecek olmamız beni şimdiden üzüyor.  

B: Tina’da malları hep tırt çıkan torbacı havası yok mu ya??? Bayağı yüzüne bakınca alıyorum o enerjiyi. Zerre güvenmiyorum kendisine Matmazel! O eskiciye versen mandal vermeyecek haliyle övgüler alması filan… Drag Race’teki kurgu son iki yılda çok sinir bozucu oldu. Yani Allah, kitap, Muhammed aşkına o kılık neden övüldü? Ru’nun en sevdiği filme referans veren kıyafet giymek nedir? Terfi mi istiyon müdürden? Alamayacaksın da yani belli. Neyse ama yine de sarı, turuncu ve kırmızı hakim olmayan bir şey giydi diye sevinebiliriz. Bazıları için kriterlerimiz bu kadar düşük seviyelerde. Gia’nın adını andın, ama ben Gia’nın madiliğini bayağı yarışma tarihinin en iyileri arasında sayıyor, diğerleriyle kıyaslamanı kınıyorum!!! Kaliteli madilikti o. 

İ: Gia’nın madiliği kötü demiyorum, Drag Race’teki yerini sağlamlaştırdı diyorum. Ben kraliçeler sanatlarıyla var olsun istiyorum, tek derdim bu. Tina’ya söyleyeceklerim de Selo Başkan’dan gelsin:

Seni America’s Next Drag Superstar Yaptırmayacağız!
Seni America’s Next Drag Superstar Yaptırmayacağız!
Seni America’s Next Drag Superstar Yaptırmayacağız! 

B: Neyse, Tina’yı da aradan çıkardık bu vesileyle, ekstra bir başlık açmaya gerek kalmadı :))) Aşkın Nur Yengi’den Sana Değmezmiş Tina’ya gelsin. Next! Gottmik’ciğim, canım bebeyime geçebiliriz! Grup performansındaki o çaresizliği bile çok tatlıydı. (milletin acılarından keyif alan manyak diye ben) 

İ: Gottmik bence burdan sonra sadece daha da iyileşebilir, azıcık sendeleyerek başlaması (nedeni iyi olmasa da) yarışmadaki genel izleği için iyi olmuş olabilir. Mesela bence Nina Bo’Nina’nın ilk bölümü kazanmış olması ona hiç iyi gelmemişti. Gottmik’in kötü performansı onu kamçılayacaktır. Ayrıca giydiği üç kıyafette de nefesim kesildi, makyajı zaten şampiyon seviyesinde iyi. Kimse tutmasın Gottmik’çiğimi, heyecanla takip ediyoruz. 

B: Ben her bölümde Gottmik hakkında uzun uzun konuşmak istiyorum ya. Gerçekten, yarışmaya katılarak sırtladığı şeyin, yarattığı ve yaratacağı etkinin hala çok farkında varmamış olabiliriz ancak bu kadar cisgey merkezci, Ru gibi birinin yarattığı bu programın akışını ve algısını değiştiriyor şu an gözlerimizin önünde. Elbette Peppermint’in yaktığı ateşi taşıyor ancak trans kadın yarışmacıların varlığı drag’in kendisi içinde kaynadı biraz sanki. Ancak, trans bir erkeğin varlığı, hem o cisgey merkezciliğini kırması hem de bir dolu trans erkeğe vereceği ilham, ve tabii translara dair önyargıları yıkacak olması gibi sayısız nedenden dolayı çok kıymetli. Bu kadar politik bir varoluşa çok az tanıklık ettik sanki yarışmada bugüne kadar. Ben Gottmik’in Drag Race’teki varlığı bu nedenle uzun yılları etkileyecek bir şey olacak gibi geliyor. Öte yandan, kıyafetleri, makyajı filan efsane gerçekten. İçi boş da değil. Bu nedenle de çok seviyorum. Canım benim. Olivia’nın ona olan yakınlığı ve desteği de tatlıydı bence. Birbirinden ilham alıp böyle bir dostluk gelişirse oradan da bayağı mutlu olurum ben. 

Kalp kalp kalp

İ: Gottmik-Olivia Lux kankalığı devam eder umarım zira Olivia’ya ısınan kanım bu bölüm iyice kaynadı. Kendisine yolda görürsem “size abla diyebilir miyim?” diye soracağım Sezercik gibi. Olivia’nın tek probleminin kıyafetlerinin terziliği olduğunu düşünüyorum. Sanki kıyafetleri yaptırmış, sonra kilo vermiş gibi duruyor bazen. Anlam veremedim, umarım gelecek bölümlerde çözülecek bir sorun olur bu. 

B: Terbiyesiz!!! Ağzını topla!!! Ben daytime’ını da nighttime’ını da podyumda giydiği Başkan Karısı kıyafetine de bayıldım. Başbakan derken bizimki değil tabii. Belki podyumda giydiği biraz bol gelmiştir ama Başkan Karısı hatları belli olan şey giymez, ayıp. Ya her şeyi geçtim ama gerçekten, yürekten soruyorum; dünyanın en güzel gülen insanlarından biri değil mi Olivia??? O ne muhteşemliktir! O ne tatlılıktır! O ne göz kırpmak bile yakışmaktır yarabbim. Olivia’yı ekranda her gördüğümde Sponge Bob’taki Patrick’li kalpli emojiye dönüşüyorum. Ciğerime soksam rahat etmem öyle bi bayılmak. Ama asıl mevzu bence, kimsenin onu rakip görmediğini beyan ettiği bölümde playbek de dahil, inanılmaz bir performans göstermesi. Şimdi diğerleri düşünsün! Zira, 567 milyon kez dediğimiz gibi Allah vergisi bir karizması, cennetten çiçek toplayan bir gülüşü var. Moda zevki, gullümü ve pleybek suikastçiliği potansiyeliyle bence Orta Doğu’da kartları yeniden kardırdı. 

İ: Olivia’nın pleybek’teki en büyük hatası camp istemeyen bir şarkıya camp bir pleybek yapması oldu. Break My Heart (Dua Lipa)  biraz daha Symone’un yaptığı gibi “ben galiba o kadar cool değilim ama yine de öyle davranıyorum” tribini isteyen bir şarkı. Symone demişken, kendisi Ru’dan bu bölümde ne olursa olsun finale kadar gitme iznini aldı. Ru bunu daha önce çok az kraliçeye vermişti ve birçok kraliçe çok abartmadıkları sürece (Valentina, sözüm sana tatlım bu noktada) bu kartı ellerinden düşürmeden finale geldi. Symone’un yaratıcılığı, yıldız tozu yutmuşluğu ve güzelliği bu bölüm de ekranları ışıldattı. Gözlerimi alamıyorum sayın seyirciler. 

B: Symone bence de aldı filan biletini şimdiden. Hak etmediğini söyleyecek bir Allah kulu varsa dili lal olsun. Yani diyecek bir şey yok. Ama ben nighttime kıyafetini beğenmediğimi söylemek zorundayım. Halkımıza yalan söyleyemem. Peruğu dışında o kıyafet bayağı vasattı. Haa, tabii aslında bu erken Symone övgüsünün de kurgunun parçası olduğunu da hatırlamak gerek. Neden bu kadar erken bir hamle yaptığını Ru’nun anlamamakla birlikte, rekabeti kızıştırmak için olabilir diye düşünüyorum. Ne dersin? 

İ: Ya da Symone’a “aç kanatlarını, yaratıcılığının sınırlarının ötesine geç” işareti olarak da yorumlanabilir. Bir de böyle bir baskı yaratınca kraliçelerin ne yapacaklarını görmek istiyor bazen Ru, o da olmuş olabilir. Symone’un nighttime kıyafeti hakkında şunu acı da olsa hatırlatmam lazım: Biz 90’ları hatırlayan insanlarız Bawer, o nedenle 90’lar retro’su bize hiç şık gelmiyor. Ama gençler bayılıyor bu tip şeylere, Symone’un yaptığı da biraz oydu. Yaş almışlığımız moda konusunda gözümüzün boyanamaması anlamına geliyor ama bazen gençleri anlamaya çalışmamız lazım. 

B: 90’lar dedin, o daytime kıyafetini bi tur daha övmek isterim. Bayıldım! Anında yaş almışlığımız moda filan teorini çökerttim gördüğün gibi. İlk bölümü konuşurken Symone’dan Shea vibe’ı aldım demiştim, o daytime hali tuz biber ekti. Shea’nin Fashion Photo RuView’daki haline çok benzettim.

Ama evet, bir şekilde Ru Symone’a yol açtı, buradan yürü dedi. Bu garantiyle sezonu süpürebilir de cıvıklaşıp berbat da edebilir. Bekleyip göreceğiz. Ama ikimiz için de final dörtlüsünde olacağı iddiası baki sanıyorum yazdıklarımızdan. O halde LaLa’cığım, Ri’ciğime geçebiliriz. İlk bölümdeki o mefta peruk sonrası azıcık endişe verse de grup performansının bence en en iyisidiydi ve nighttime kıyafetini de çok sevdim. Ama bu bölümde devleştiği yer grup performansıydı şüphesiz! En profesyonel görünen oydu. Biraz heyecanlandım! Sen de LaLa’yı sevmiştin ilk bölümde. De bakalım nasıl durumlar? 

İ: LaLa bu bölümde endişeden kıvranan gönlüme su serpti, bu kadar cazgırın arasında sönüp gidecek diye korkuyordum ama o “ben de buradayım dedi, hem kıyafetleri hem de performansıyla. O nedenle heyecanla izlemeye devam ediyorum kendisini. Genel olarak sevdiğimiz bir bölüm oldu, fragmanlardan anladığımıza göre gelecek bölüm de bunun aynısı olacak. Umarım gelecek hafta “öfff yeter be” diyip telefonda oyun oynamaya başlamam, uzun süren Ru sezonları bende biraz baygınlık yaratabiliyor, şaşırmamı diliyorum içten içe. 

B: Di mi! Di mi! Ben de o aralardaki röportajların da açık ara yıldızıydı. Elliott yorumuna dev güldüm. Bayağı matematik hocasının sorusunu ve açıklamasını asla anlamamış öğrencinin çırpınışlarıyla yorumladı, ben bi gül gül inanmazsın. Bence sezonun “itiraf.com yıldızı” adayı oldu bu bölümde. Çok sempatik ve ilk bölümdeki korkunç kıyafeti sonrası podyumda giydiği o altın rengi nefislikle çıtayı kendi adına da yukarı çekti sanki çok şükür! Fragman valla gelecek bölüme dair her şey söyledi bence. Bu bölümün aynısını ilk bölümün kaybedenleriyle oynayacaklar, aynı senaryo filan. Bilemiyorum Ednen! Bu kadar uzatmaya ne gerek vardı yani. 

İ: O zaman gelecek bölümde sana şimdiden metanet diliyorum hemşire. Haydi görüşürüz gelecek hafta.