Asya’nın Trans Olarak Ebeveynlerine Açıldığı Mektubu: “Bu Satırları Kızınız Olarak Yazıyorum”

Anne baba,

Bayram tatilinde yanınıza gelecektim ama bana yapacağınız duygusal baskıya dayanamayacağımı düşündüğümden vazgeçtim. Ben çok uzun zaman sonra ilk defa geleceğe umutla bakıyorum. Hayatıma dair çocukluk düşlerime yeniden kavuştum. Tekrar nefes almaya başladım ve kendimi iyi hissediyorum. Hepsi kendime ettiğim bu itiraf sayesinde oldu. Yıllardır bastırdığım iç sesime kulak vermeyi sonunda başardım. Kendimi olmadığım bir şey olmaya ne kadar zorlamışım, ne kadar ızdırap çekmişim bunca yıl.

Baba, sen çok bencil birisin yazmışsın son mesajında. Sizin istediğiniz gibi bir evlat olmak için canımı dişime taktığım yıllar yüzünden mi bencilim, yoksa artık yaşama hevesimi yitirdiğimi fark edip nihayet doğama kulak verebildiğim için mi? Vazgeçmek yerine yaşama tutunmak istediğim için mi bencilim? Yakın zamanda birlikte izlediğimiz çocukluk videolarımda bile gördüm gerçek beni, o cıvıl cıvıl dişi neşeyi, siz neden görmek istemediniz hiç? Neden ona yaşama izni vermeyeceksiniz? El âleme tercih mi edeceksiniz çocuğunuzu? Etraf ne der mi belirleyecek hep hayata bakışınızı? Özgürleşemeden ve kendinizi tanımadan mı çekip gideceksiniz bu hayattan? Ne kadar yazık. Boşa giden bir yaşam. Öyle ibretlik zamanlarda yaşıyoruz ki hâlbuki. İçinde yaşadığımız toplumun anlayışsızlığının insanlara çektirdiği acıların, haksızlıkların farkında olmamız gerekir. Bizler yine şanslı çocuklarız, sizin gibi eğitimli, açık fikirli, kendini geliştirme potansiyeli olan insanların evlatları olduk. Ben bu zamanda içimde taşıdığım hakikatin bu kadar olay olmasını anlamıyorum. Bu kadar zor olmamalı. Çocukluktan beri imkânsız olduğuna inandığım için bastırdığım tabiatım artık daha fazla dayanamıyor. Üzerine kaldırım üstüne kaldırım döşediğim inatçı çiçeğim engelleri aşıp gün yüzü gördü artık. Bundan sonra ancak ezilerek, sökülerek yok edilebilir. Sevgisizlikle kurutulabilir ancak. Bense yaşamak, serpilmek, filizlenmek istiyorum. Çirkin bir hayat değil güzel bir hayat hayal ediyorum. Gerçek kimliğimle bütünleşmek, bedenimle barışmak istiyorum. Beni yürekten anlamanız için ne yapabilirim? Bu gelip geçici bir karar değil, bu bozuk psikolojiyle alınmış bir karar değil. Bu su yüzüne çıkmış bir hakikat. Benim gerçeğim bu, bunca yıldır tıkanmış bir giderin çözülmesiyle ortaya çıkan. Ben sizin bir parçanızım. Kesip atabilecek misiniz? Hem de sizin daha güçlü olmanız ve beni kollamanız gerekirken. En kırılgan zamanımda. Neşemi geri kazandığım ama onu korumak için fazlasıyla desteğe ihtiyaç duyduğum bu hassas zamanda. Ben kendi çocuğuma yapamazdım. Dar görüşlülerin meymenetsiz laflarını evladımın biricikliğine tercih edemezdim. Ona söylenecek en ufak sözü karşılıksız bırakmaz, söyleyenin ağzının payını verirdim.

Anne baba dünya üzerinde başka başka hayatlar var görün bunu n’olur. Her hayatın hikâyesi farklı, biri diğerinden değerli değil, hepsi çok özel. Ama yaşandıkça tabii, yaşanmasına izin verildikçe. Ben yıllardır kabuğuma çekilmiştim. Yaşamıyordum. Sevincim kurudu bu süreçte, yalnızlaştım, ıssızlaştım. Şimdiyse yeniden canlandığımı hissediyorum. Zehri kustum. Kendime geliyorum. Kendim için kuracağım hayata dair ümitliyim yeniden. Korkunuzu anlıyorum ama ben korkmuyorum. Ne gerek var ki korkuyu hayatımıza çağırmaya. Biz bir arada olduktan sonra korkacak ne var? Ölümden de korkmuyorum. O da bir geçiş. Hepimiz tecrübe edeceğiz. Baba, biz öleceğiz sen ne diyorsun diye yazdığın mesajına atfen diyorum ki ben de ölmeden önce kendi gerçeğimi yaşamak istiyorum. Bu da benim hayatım. İyisiyle kötüsüyle, dolu dolu ama kendim olarak yaşamak istediğim hayat. Bunca yıl sonra yeniden bebek adımları atıyorum ama yalnızım. Yalnız bırakılmakla, terk edilmekle tehdit ediliyorum. Buna rağmen iyi hissediyorum kendimi, nasıl bir güç kazandıysam. İnsan kendini bilince başka oluyor. Bu olanlara şaşırmanız garibime gidiyor aslında, sanki beni hiç tanımamışsınız gibi. Ben hep farklıydım ki, küçükten beri hep taşıdım bu cevheri içimde. Bunun uçkurla, cinsellikle alakası yok, bu duygularla ilgili, kendine dair kafandaki beden imajınla ilgili, bu özünde tamamiyle kim olduğunla ilgili. Ruhsal bir rahatsızlık değil bu. İçten ve yapmacıksız olarak nasıl hissettiğin ve hayatı nasıl yaşamak istediğinle alakalı tamamen. Bu farkındalığa kavuştuktan sonra kendime ihanet edemeyeceğim, beni anlayın lütfen. Kendimi bulmuşken tekrar kaybedemem. İstesem de yapamam zaten bunu. Ancak hayatıma bir son verilirse biter her şey. Hayatımı istediğim gibi kurarken yanımda olun lütfen. Kolayı zorlaştırmayın. Bizler kendilerine inandılar mı her şeyi başarabilecek insanlarız. Lütfen bana kötü gözle bakmayın. Ben çirkin bir şey yapmıyorum. Ben sadece modern tıbbın da olanaklarıyla ruhumda taşıdığım kadına kavuşmak istiyorum. Kendimi hiçbir zaman bir erkek olarak kabul etmedim. Rol yapmaya, belli etmemeye çalıştım bunca yıl. Ne ziyan. Olduğum gibi yaşamak varken. Kendini yadsıyınca başarıymış şuymuş buymuş hiç önemi kalmıyor. O kadar çok insan var ki hayallerini öldüren, bir şeyleri değiştirebilecekken harekete geçemeyen, ömrünün sonuna acı pişmanlıklar taşıyan. Ben onlardan biri olmak istemiyorum. Dönüp arkaya bakınca yazık demek kadar ne yaralayabilir ki bir insanı. Ya bu geçici bir kararsa, iyi düşünemiyorsa filan diye çekinceleriniz de var bir yandan anladığım kadarıyla. Kararım daha kesin olamazdı. Hemen yarın değişebilse her şey en ufak bir tereddüt taşımıyorum içimde. O kadar eminim, istekliyim. Can atıyorum.

Sizi çok seviyor ve asla üzmek istemiyorum, ama siz de biliyorsunuz aslında içten içe ortada üzülecek hiçbir şey yok. Yine de diyorsanız bu bizim kabul edebileceğimiz bir şey değil, bizim mizacımız belli, bizden bu kadar açık fikirli olmamızı bekleme, o zaman beni bugünlere getirdiğiniz için minnettar olarak ve size olan sonsuz sevgimi hep iyi hatırlamak üzere en derinime saklayarak aranızdan ayrılacağım. O zaman her şey çok çok zor olacak belki ama bu da kabulüm. İstediğime kavuşursam ne mutlu, düşersem de denedim derim en azından. Bir şey uğruna savaştım. Çünkü öteki türlü hayatın bir anlamı yok benim için. Bu satırları kızınız olarak yazıyorum, izin verirseniz hayatınıza mutluluk ve neşe katacak, özünü keşfetmiş çocuğunuz olarak. İnsanlara verecek çok sevgim var. Lütfen hayatı olduğu gibi, her olasılığa açık bir mucizeler diyarı olarak görün. Her şey mümkün. Her şey. Kötü düşünmenin âlemi yok. Her şey çok güzel olacak. Çünkü her şey çok güzel zaten. Ben sonuna kadar inanıyorum buna. Nefes aldıkça umut var.

***

Asya bu mektubu 2 Ağustos’ta Twitter hesabından şu notla birlikte paylaştı:

“Bir trans kadın olarak aileme açılma sürecimde anneme ve babama yazdığım mektubu burada paylaşıyorum. Söz konusu her ne kadar mahremimse de çağrımın kişiselin ötesinde olduğunu hissediyorum. Ailemin sevgisinden şüphem yok, dileğim LGBT bireyler olarak seslerimizin duyulması.”

Mektubunu Asya’nın izniyle yayımlıyoruz.