Bu yazı, wanabqa‘da yayımlanan “Queerness in Ancient Syria” başlıklı metnin çevirisi esas alınarak farklı kaynaklardan bilgilerle genişletilmiştir. Metne eklemeler çevirmeni Mısra Şahin ve editörümüz Bawer tarafından yapıldı. Orijinal metnin son maddesi “Saints Cosmas and Damian”, içerdiği iddiaya dair elle tutulur kaynak olmaması nedeniyle çıkarıldı.
Ebû Temmâm

9. yüzyılda Casem’de (Suriye’nin güneyindeki Dera iline bağlı bir kasaba) doğan Ebû Temmâm, İslam’ın Altın Çağı’nın en büyük şairlerinden biriydi. Arap şiirinde “Bediî” (edebî sanatlarla ifadeyi güzelleştirmeyi amaçlayan belâgat dalı*) üslubunu yaygınlaştırdı ve kapsamlı bir İslam öncesi Arap şiiri antolojisi olan “el-Hamâse”yi derledi. Erkeklere yönelik gazeller de kaleme aldı ve Abbasi döneminde yaygın olan şiir geleneği Gazal al-mudhakkar’ın (erkek sevgiliyi konu alan gazel) önemli temsilcilerinden biri oldu; bu geleneğin yüksek edebiyat olarak kabul görmesine katkıda bulundu.
Buhtürî

Halep Münbiç’te doğdu. Ebû Temmâm’ın öğrencisiydi. Şiirlerinin müzikalitesi, dilinin saflığı ve duygusal netliğiyle tanınan şair, bugün hâlâ Arap edebiyatında önemli bir figür olarak anılıyor. Şiirlerinde genç erkeklere hitap eden homoerotik ve flörtöz dizeler yer alıyor.
Gadaralı Meleager

MÖ 2. yüzyılda Gadara’da (bugün Ürdün sınırlarında yer alan Um Kasr) doğan Meleager, yazdığı kısa otobiyografik şiirlere göre, memleketiyle gurur duyuyor ve kendisini hem “Attika” (yani Helenistik) hem de “Suriyeli kozmopolit” olarak tanımlıyordu. Helenistik dönemde yazdığı aşk şiirleriyle anılan şair, eserlerinin çoğunda hem erkeklere hem de kadınlara hitap etti. “Çelenkler” (Stephanos) adlı eseri, aşk, ölüm, hiciv ve gündelik yaşama dair şiirleri bir araya getiren ve daha sonra Yunan Antolojisi’ne dahil edilen ilk büyük şiir derlemelerinden biridir.
“Kaptanım Venüs, dümende ise Eros var,
Ruhumun dümenini tutuyor sıkıca ellerinde.
Arzunun sert fırtınası sarsıyor beni,
Çünkü şimdi yüzüyorum her diyardan gelen oğlanların denizinde.”
Aziz Sergios ve Aziz Bakhos

Geleneklere göre, Sergios ve Bakhos, 4. yüzyılda Roma ordusunda görev yapmış, birbirinden neredeyse hiç ayrılmayan iki Suriyeliydi. Aşıklar ve “tatlı yoldaşlar” olarak tanımlanan bu Hristiyan askerler, birbirlerini, inançlarını sevdikleri kadar seviyorlardı. Zeus’a tapmadıkları ortaya çıkınca Romalı yetkililer tarafından tutuklandılar ve ölüm cezasına çarptırıldılar.

İdam edilmeden önce kadın kıyafetleri giydirilerek şehirde gezdirilmek suretiyle rencide edilmeye çalışıldılar; buna yanıtları ise son nefeslerini vermeden önce İsa’nın gelinleri olduklarını haykırmak oldu. Günümüzde İstanbul’da bulunan Küçük Ayasofya Camii, aslında MS. 531-537 yılları arasında Bizans İmparatoru I. Justinianus tarafından bu iki aşık azizin anısına yaptırılmış bir kiliseydi.
Azize Marina / Aziz Marinos

Babası, annesinin ölümünün ardından Eugenios Manastırı’na girer. Ona katılmak için erkek kılığına bürünen Marina, kendisine Marinos adını verir. Yıllar sonra, manastırın bulunduğu handa çalışan bir kız hamile kalır ve suçu ona atar. Marina/Marinos, masumiyetini kanıtlamaya çalışmak yerine suçlamayı sessizce kabul eder ve manastırdan kovulur. Kendisinin olmayan çocuğu yoksulluk içinde dilenerek büyütür ve kefaret öder. Sonunda manastıra geri dönüp hizmetkar olarak çalışmasına izin verilir. Bir yandan manastırdaki ağır işleri yaparken büyüttüğü çocuğu da kendisi gibi bir keşiş olur. Doğumda atanan cinsiyeti, ancak ölümünden sonra naaşını yıkayan keşişler tarafından “keşfedilir”; yaptığı büyük fedakârlık da böylece ortaya çıkar. Bunun üzerine sabrı, alçakgönüllülüğü ve haksız suçlamayı sessizce kabul etmesi nedeniyle aziz/e ilan edilir.
Bazı kaynaklar Bitinya’da (bugünkü kuzeybatı Türkiye) doğduğunu iddia etse de genel kanı 5. yüzyılda “Bizans Suriye’si”nde doğduğu yönünde. “Keşiş Marina” olarak da bilinir. Yakın zamanda ondan trans erkek olarak bahseden yazıların sayısı artmaktadır.
Aziz Andronikus ve Aziz/e Athanasia

Rivayete göre, 5. yüzyılda Antakya’da yaşayan varlıklı bir çift olan Andronikus ve Athanasia, çocuklarının ölümünden sonra servetlerini dağıttılar ve Mısır’da keşiş olmak üzere yollarını ayırdılar. Ancak kaderin bir cilvesi olarak, Andronikus 12 yıl sonra Kudüs’e yaptığı bir haç yolculuğu sırasında eski eşi ile karşılaştı; ama Athanasia erkek kıyafetleri giydiği ve Athanasius ismini kullandığı için onu tanıyamadı. İkili, 12 yıl daha münzevi bir yaşam sürdü. Athanasia ölmeden önce kimliğini açıklayan bir not yazarak, kendisi öldükten sonra okunması talimatını verdi. Böylece Andronikus, ancak Athanasia’nın ölümünden sonra, o “hadım keşiş”in ölen çocuklarının annesi olduğunu anladı.
Kaynakça
Orijinal metnin kaynakları
– Abu Tammam & Buturi
Intercultural Transmission in the Medieval Mediterranean by Stephanie L. Hathaway, David W. Kim – page 120
– Meleager of Gadara
Homosexuality and Civilization by Louis Crompton – page 86
– Sergius and Bacchus
Homosexuality in Art by James Smalls – Chapter 2
– Marina the Monk
Crossdressing in Context by Gregory G. Bolich – pages 86-87
– Andronicus and Athanasia
Crossdressing, Sex, Gender by Vern and Bonnie Bullough – page 53
Velvele’nin metni yaptığı eklemelerin kaynakları
TDV İslâm Ansiklopedisi
Edebiyat ve Sanat Akademisi
Brittanica.com
Queer AF
andronicus-athanasia.org
Vikipedi