28 Haziran 1969 tarihinde, ABD’nin New York şehrindeki LGBTİ+’ların uğrak mekânlarından biri olan Stonewall Inn adlı bara polisler baskın düzenledi. Mekân ve müdavimleri uzun süredir polisler tarafından taciz ediliyordu. O gece, bardağı taşıran son damla oldu ve çoğunluğunu yoksul Siyah ve Latin LGBTİ+’ların oluşturduğu barın müdavimleri, çalışanları ve hatta patronları bu baskına karşılık verdi. Birkaç gün süren direniş, LGBTİ+ mücadelesinin sokağa taştığı ilk büyük eylem olarak tarihe geçti.
Bu olaydan bir yıl sonra, 28 Haziran 1970’te, New York’ta daha sonra ilk LGBTİ+ Onur Yürüyüşü olarak anılacak eylem düzenlendi. Eş zamanlı olarak Los Angeles ve San Francisco’da da LGBTİ+’lar ile destekçileri sokaklara döküldü, “Stonewall Direnişi”ni kutladı.
Daha sonraları LGBTİ+ mücadelesinin ve topluluğunun sembolü hâline gelecek gökkuşağı bayrağı, 1978 yılında, Vietnam gazisi, savaş karşıtı ve LGBTİ+ eylemlerine pankartlar hazırlayan sanatçı Gilbert Baker tarafından tasarlandı. Bayrak, ilk kez aynı yıl San Francisco’daki Onur Yürüyüşü’nde dalgalandırıldı. 1977 yılında ona, o zamanların terminolojisiyle “eşcinsel komünitesi”ni birleştirecek bir sembol oluşturma fikrini veren kişi ise Harvey Milk’ti.
Kaliforniya eyaletinde, cinsel yönelimini açıklayarak belediye meclisine seçilen ilk açık eşcinsel politikacı olan Harvey Milk, 27 Kasım 1978 tarihinde, bir süre önce istifa etmiş fakat görevini geri isteyen bir diğer meclis üyesi Dan White tarafından öldürüldü. Milk, 2000’lerin başında Birleşik Devletler’de seçilmiş en tanınmış açık kimlikli LGBTİ+ politikacı ilan edildi.
GÖKKUŞAĞI BAYRAĞI NASIL DOĞDU?
“1976’da, Birleşik Devletler’in 200. yıl dönümü vesilesiyle her yer bayraklar içindeyken, bunun üzerine düşünmeye başlamış aslında Gilbert Baker; ölüm kamplarından gelen değil, güçlendirici ve birleştirici, “Ben buyum!” diyecek bir mesaja ihtiyaç duyduğunu ve bayrağın buradan çıktığını söylüyor. Winterland Ballroom’da, asit atıp dans ettikleri bir ortamda insanlara baktığında, herkesin farklı renklerde olduğunu gördüğünü ve o an nasıl bir bayrak tasarlaması gerektiğini anladığını anlatıyor.”
Kaynak: “Gilbert Baker Hayallerini Çırptı ve Renklendi Dünya”, Irmak Keskin (2 Nisan 2021, velvele.net)
Onur Yürüyüşü ve Onur Ayı, 1999 yılında dönemin ABD Başkanı Bill Clinton tarafında ilk kez resmen tanındı. 69’daki baskından kısa bir süre sonra kapatılan Stonewall Inn, 2007 yılında onarılarak tekrar hizmete açıldı. 2009’da göreve başlayan dönemin ABD Başkanı Barack Obama, 8 yıllık başkanlık döneminde haziran ayını, Onur Ayı olarak kabul etti. Ayrıca 2016’da ayaklanmanın başladığı yer olan Stonewall Inn’i ulusal anıt statüsüne dâhil etti.
Türkiye’deki ilk Onur Yürüyüşü’nün ve yasakların tarihi 1993’e dayanıyor.
O yıl, “Cinsel Özgürlük Etkinlikleri” adıyla bir dizi etkinlik yapıldı. İstiklal Caddesi’ndeki bir iş hanında bir basın toplantısı düzenlendi ve insanlar yürüyüşe davet edildi. Ancak bu basın toplantısının ardından basında çıkan haberler, etkinliklerde esen umutlu ve mutlu havanın üzerine kara bulutlar gibi çöktü. Basın, nefret dolu diliyle gerçekleri çarpıtarak hem organizasyon ekibini hem de yürüyüşü hedef gösterdi.
Yürüyüş günü geldiğinde, LGBTİ+ aktivistleri daha İstiklal Caddesi’ne bile çıkmadan gözaltına alındı. Basının “eşcinsel teröristler” diyerek hedef gösterdiği LGBTİ+’ların en temel haklarından biri olan yürüyüş ve protesto hakları açıkça gasp edildi. Sokaklarda “eşcinsel avına çıkmış” polisler zaferlerini kutlarken, basın sevincini gizleme gereği bile duymadı. Tüm bunların, bugün hâlâ özlemle anılan “Eski Türkiye’de” yaşandığının altını çizmek isteriz.
1993’teki girişimin üzerinden 10 yıl geçti ve ilk resmî LGBTİ+ Onur Yürüyüşü, 30 Haziran 2003’te İstanbul’da gerçekleştirildi. Yaklaşık 30 kişinin katıldığı bu direniş, daha sonraki yıllarda şanlanacak mücadelenin ilk tohumlarından biriydi. Çünkü yalnızca dört yıl sonraki yürüyüşe bin kadar kişi katıldı. 2013’te ise Gezi Parkı protestolarından aldığı ilhamla temasını “Direniş” olarak belirleyen yürüyüşte ise 100 binden fazla insan bir araya geldi.
AKP iktidarının “demokrat” maskesini çıkararak nefret ve düşmanlık siyasetine dümeni kırmasıyla -yani aslına rücu etmesiyle- LGBTİ+’lar ve mücadeleleri artık “sevimsiz bir detay” olmaktan çıkıp, iktidarın hedef tahtasına oturdu. 2015’teki yürüyüşe yapılan polis müdahalesi ile başlayan bu yeni karanlık dönem, her yıl daha da sertleşerek devam etti. Onur Yürüyüşleri de bu süreçte daha politize oldu ve AKP karşıtı mücadelenin sembollerinden birine dönüştü. Baskıdan nasibini alan sadece İstanbul’daki LGBTİ+’lar olmadı elbette. Türkiye’nin çeşitli şehirlerindeki yürüyüşler, lubunyaların bir araya geldiği her türlü etkinlik, kimi zaman kaymakamlık kimi zaman valilik yasağı gerekçe gösterilerek engellendi.
LGBTİ+’ların haysiyet ve onur mücadelesi Stonewall İsyanı’ndan önce başladı, bugün hâlâ sürüyor ve her ne olursa olsun yarın da devam edecek. Nefrete, yobazlığa, ikiyüzlülüğe ve ayrımcılığa karşı mücadelemiz ortak. “Birimizin bile tutsak olduğu bir dünyada hiçbirimizin özgür olmadığını” şiar edinmiş ve bunu kuşaktan kuşağa aktarmış LGBTİ+ mücadelesi, kimseyi geride bırakmadan yoluna var gücüyle devam ediyor. Bu Onur Ayı da diğer aylar gibi direnişle geçiriyor.
Dünya her geçen gün daha fazla sağa kayarken, LGBTİ+’lar da aşırı sağın hedefinde kalmaya devam ediyor. Muhafazakarlığın ve ikiyüzlülüğün zehirli dili her yere sirayet ediyor; sayısız ülkede nefret grupları LGBTİ+’ları hedef gösterirken, Onur Ayı ve Onur Yürüyüşleri daha da önem kazanıyor. Sağcı (ve bazı yerlerde “solcu” olanları da) yobazlar, en iyi bildikleri şeyi -yani manipüle ettikleri gerçeklerle ayrımcılığı ve nefreti körüklemeyi- sürdürürken, AKP-MHP iktidarı da Putin’in Rusya’sına özeniyor. Bizler ise en iyi bildiğimiz şeyi yapmaya devam ediyoruz. Ne Trump’ın LGBTİ+ ve göçmen karşıtı ABD’sinde ne TERF’lerin anavatanı Birleşik Krallık’ta ne Orban’ın nefret parkı Macaristan’da ne soykırımı gökkuşağı renkleriyle boyamaya çalışan İsrail’de ne baskıcı ve zalim rejimin hüküm sürdüğü İran’da ne de Erdoğan’ın yobaz nefret siyasetinin hüküm sürdüğü Türkiye’de;
SUSMUYORUZ!
KORKMUYORUZ!
İTAAT ETMİYORUZ!