Almanya’da 23 Şubat’ta yapılacak erken seçimlerin gündemini, aşırı sağcı Almanya için Alternatif (AfD) partisi belirlemeye devam ediyor.
Nazi torunlarının ayak seslerinin gürültüsü, artık kulak tırmalamanın ötesine geçti. AfD, anketlerde ikinci parti durumunda. Partiyle ilgili iç karartıcı bir diğer bilgi ise, her sıkıştığında LGBTİ+ topluluğunu günah keçisi ilan etmesiyle bilinen beyaz geylerden geldi.

Tanışma sitesi romeo.com’un (dünya genelinde pabucu dama atılmış olsa da Almanya’da hâlâ en çok kullanılan uygulamalardan biri) Alman kullanıcıları arasında yaptığı seçim anketine göre, en popüler parti AfD.
24 Ocak – 2 Şubat tarihleri arasında yapılan ankete katılan 60 bin 560 kullanıcının yüzde 28’i, yaklaşan Bundestag seçimlerinde AfD’ye oy vereceğini belirtti.
Romeo uygulaması, Almanya’daki kullanıcılarına anket katılım linki gönderdi ve sadece yaşları ile oy verme niyetlerini sordu. Uygulama, ankete lezbiyenlerin katılmadığını vurguladı; ancak trans ve non-binary kullanıcılara dair bir bilgi paylaşılmadı.
Anket, elbette ülkedeki eşcinsel erkek nüfusunu tam olarak temsil etmiyor denebilir. Ancak katılımcı sayısının çokluğu ve son 1,5 yılda İsrail’in Gazze’de gerçekleştirdiği soykırımla birlikte yükselen göçmen karşıtlığını ve otoriter polis devletinin ülke genelinde alkışlandığını göz önünde bulundurunca, bu sonuç, süreci bilenler için aşırı sağcı AfD’ye yönelik eğilimin pek de şaşırtıcı olmadığını gösteriyor.

AfD’ye oy vereceğini söyleyen en büyük kesim, %34,7 oy oranıyla 18-24 yaş arasındaki geyler.
25-39 yaş aralığındaki geyler: %32,3
40-59 yaş aralığındaki geyler: %27,2
60 yaş ve üstündeki geylerde ise bu oran %19,8.
Romeo’nun anketinde ikinci parti, %19,9 oy oranıyla Yeşiller. Onların da İsrail destekçiliği malum. %17,6 ile CDU/CSU üçüncü, %12,5 ile SPD dördüncü sırada.
Bu partileri sırasıyla, yüzde 10’un altında kalan DE LINKE, BSW ve FDP izliyor.

Romeo.com’un anketi, elbette ülkedeki eşcinsel erkek nüfusunu tam olarak yansıtmayabilir. Ancak katılımcı sayısının fazlalığı ve son 1,5 yılda İsrail’in Gazze’de gerçekleştirdiği soykırımın ardından artan göçmen karşıtlığı ve otoriter polis devletinin ülke genelinde destek bulduğunu hatırlayınca, aşırı sağcı AfD’ye yönelik bu eğilim, süreci bilenler için şaşırtıcı değil. Parti, geçtiğimiz haftalarda yaptığı kongrede başbakan adayı olarak, bir göçmen kadınla evli olan ve çocuk büyüten göç karşıtı lezbiyen Alice Weidel’i aday gösterdi. Queer kimlikler ve yenilenebilir enerji karşıtı söylemleriyle dikkat çeken ve Elon Musk‘ın da sempatisini ve desteğini arkasına alan Weidel’in, homonasyonalizm ve pinkwashing stratejileri işe yaramış görünüyor.

Bu sonuçlar ayrıca Alman “solunun” sağ siyasetin yöntemlerini ve dilini kullanmasının hiçbir faydasını görmediğini de gözler önüne seriyor. Sol, sağcılaştıkça, sağdan oy devşirmek için çabaladıkça kazanan yine ve hep sağ faşizm oluyor.
LGBTİ+ mücadelesini kimlik siyasetine sıkıştıran, ekonomi, şiddet, ırkçılık ve transfobi gibi yakıcı sorunları gündemine almayan bir siyaset, artık -en azından beyaz Alman- geyleri cepte tutmaya yetmiyor.
Ve Romeo’nun anketi gösteriyor ki, Ernst Röhm’ün mirası Almanya’da yaşamaya devam ediyor.