Her veda, aynı zamanda yeni başlangıçtır. Yeryüzü Ağacı’nın yeni derlemesiyle, 2024’e veda ederken, geçmişin gölgelerinden hareket ederek yeni bir yolculuğa çıkıyoruz.
Sevgili Velvele okurları merhaba!
Vedalar, büyümek için hepimizin uğraması gereken duraklar olabilir. Sevmek, kaybetmek ve kendini bulmak bazen çok farklı ve bir o kadar da aynı şeylerdir… Birilerine duyduğumuz hasretler bizim temel taşlarımıza dönüşürken, aklımızın bir köşesi kaybettiklerimizde kalabilir.
Bu seçkide farklı şairlerin farklı özlemlerine ve onların yolculuklarındaki bazı duraklara uğrayacağız. Devin O.’nun Elek Dansı’nda dirençle savrulmayı; Hulusi Çakmak’ın Bir Delikanlı’yı Severdim’inde pişmanlık ve sevdanın iç içe geçmişliğini; Aytok’un Duvarlarda Politiktir’inde ise kimlik ve varoluş mücadelesini bulacaksınız. Yerli şairlerin yanı sıra, bu seçkide CAConrad’ın bir şiirinin çevirisi de sizleri bekliyor. Kayıpların ve direnişin poetik ruhunu hissedeceğiniz “Yaralarımda Simler Var”, aynı zamanda Yeryüzü Ağacı’nda sizlerle buluşturduğumuz ilk şiir çevirisi olma özelliğini de taşıyor.
Dahil olduğumuz mevsimin ayazı yüzümüze vururken, soğuğa, kayıplara, acılara sahip çıkan bu seçkide umarım içinizi ısıtabilecek bir şeyler bulursunuz. 2024’ün bitimine gün sayarken, dilerim bu yıl, tüm zorluklarına rağmen dönüp baktığınızda bir avuç güzel anı taşıyan bir yolculuk olarak hatırlanır.
Hepimiz için iyi ve huzurlu bir 2025 dilerim.
Yeni yılda, Yeryüzü Ağacı’ndan hareket ederek hep beraber yeni maceralara atılmak temennisiyle…
Şiirlerini okuyucuyla buluşturmak isteyen Velvele okurları, dosyalarını iletişim@velvele.net adresine iletebilirler.
Hazan
Kolaj: Mercan Baş
***
Elek Dansı
Devin O.
Aklıma adaleti getiren aynı kişiydi karanlıkta
Sus konuşma, duyulacak sesin başka bir telden
Teli kopmuş uçurtmasın sen
Gökler ise bizim.
Kimse düşünmez atmosferin hangi tabakasında
inceliyordu derisi muktedirin
Bir elekten akıyordun bırakıp iri taşları
Yere konmazdı bu küçük tozlar
Nereye aitti uçuşan yüreğin?
Adı konmamışların, derdi yokların, bir taşım çorbası olmayanların
Aşk lüks değildi, edim halinde kurulan, bir cüzdanı olan
Bileğin ince, her deliğe giresi
Elinin kemiği bir eridi ki yapışmış boynuna
Sarıldı, kaşkol değil bir kravat gibi sıkı
Sınıfının yakaları, senin de günahın boynuna
Avluları kapattılar bir gün, çeşmeden değil, şişeden su için
Çeşmelerde sıra bekleşir gibi birikecekti içindeki
Seni de bir pakete koyan, sevdiğine sunan.
Karış karış gezecek bu toprağı
Bir kayıp çocuk olacak, adı minareden bağırılan
Yok olunca çağrılan
Garbın afakını saran duvarların da dışındasın
Adın, sana yapışmış yalnızlığın
Ağızların kokusuyla doluşmuş
Bedeninse hangi elekten geçtiği bilinmeyen.
Bir büyük göz yaklaşıyor, bakınca vurulacağın
Hızlıca dans edersen, bulanıklaşacağın
Davranın omuzlarınıza, taşıyan ayaklarınıza!
Ter ter akacak direnişin
Dönerek ilerleyişin, hafızaya tabi
Bir bakışta görünen yüz binlercesi ve senin bir taklana bakacak
Zahirin ahını ala ala, belin kıvrımında kestirilemeyen bir sınır
Hareket ettikçe görünmez, durunca kopacak kıyamet
Ama sen mi dursan bitecek, durduracaklar mı?
Ter sandıkları tuzlu sular, kim ne anlarsa o olacak,
adından da beter
Savurdukça yüreğin bir orada, bir burada
Bir burada
Bir burada…
Bir burada güvendesin, kalbimin üst odasında
Kalbimin atış alanı geniş meydandan da büyük
Zaman ölçülür senin dönüşünle
Saatim senin gibi 60 darbeden oluşmuş
Saniyelerde daha da çoğu
Bir küçük anda milyonlarca kelebek, senin zırhında büyüyecek
Reveransla bitmeyecek bir dans
Alkış kıyamet, bir ülkü, umutla yek
Acıların, kanayan ayakların
Görünmezliğin bedelini ödedin bil
Devin O. Kimdir?
Şiir, yazı, müzik, hareket gibi sanatın pek çok farklı koluna ilgili. Daldan dala atlama konusunda olimpiyat seviyesinde profesyonel. Kimlik, cinsiyet, göç, bağlar ve aidiyet üzerine düşünmeye ve üretmeye çabalıyor. Naikili. Barselona’da yaşıyor.
Bir Delikanlıyı Severdim
Hulusi Çakmak
bir delikanlıyı severdim
kargaların kirli su birikintisine
dadandığı bir gündü
hava az biraz serin ve kuytu
her yer nisan kokuyordu
bir delikanlıya kapıldım
ucu bucağı belirsiz,
köklü güçlü bir iğde ağacının altında
ona yaslanırken
zaman ve mekan önemini yitirmişken
sevivermiştim onu
kadere inanmadığım halde
onun pençesinden kurtulamamak…
bir delikanlıyı severdim
yaşım daha çok küçüktü
bir yanım deniz, bir yanım iğde ağaçları
e tabii toyluk da var
yoksa bu sevdayı boynuma asar mıydım hiç
cahillik işte
her türlü tezadın ortasında
her büyük inadın arkasında
dehşetengiz bir canavardı
pişmanlık, azizim pişmanlık…
ingiliz anahtarı duruyordu vestiyerin üstünde
bir delikanlıyı severdim
bıyıklarım daha nokta nokta yüzümde
sevmeyi ne bilicem
ustamın ayaklarının altında kızıl bir halı vardı o zamanlar
küçücük ama sıcacık bir terzi dükkanında
yamaktım orada
aklım bir karış havada
solda bir yerde yatan bir canavar varmış, gönülmüş
hırpalaya hırpalaya kök söktürdü bana
onun kapkara saçlarında baharın yeli dolaşırdı
elimi her attığımda
parmaklarıma gelirdi denizin tuzlu hırıltısı
sonrası gece…. alabildiğine gece…
elime şımarık bir fırça alıp çıkmak isterdim
gecenin boynuna, yarım kilo boyayla
başlamak benek benek kondurmaya
saçının her bir teline ıslak inatlar
dokumak mesela…
Hulusi ÇAKMAK kimdir?
1999 yılında doğan Hulusi Çakmak, Dokuz Eylül Üniversitesi Buca Eğitim Fakültesi Türk Dili ve Edebiyatı Öğretmenliği mezunudur. Lise yıllarından bu yana çeşitli mecralarda şiirler, öyküler, makaleler kaleme almaktadır. Eserlerini Varlık dergisi, Eecstaticc Sanat Kitapları, Karnavalesk Platform, Yelefanzin, Mahal Edebiyat gibi çeşitli mecralarda okuyabilirsiniz.
Duvarlarda Politiktir
Aytok
Anlatamıyorum kimseye
Yalnız olduğumu bile bile
Yürüyorum aydınlığa
Karanlıktan çıkmış gökkuşağı renkleriyle
Selam veriyorum yanımdan geçenlere
Olur da biri elimden tutar diye
Beni ben olduğum için sever diye
Devletin atadığını değil beyanımı
Kabul eder diye diye diye.
Öğüttüğüm kahvenin bedduası tutuyor üzerimde..
yaktığım sigaranın kağıdı isyan ediyor sinir uçlarımda..
gündemi okurken yorulan gözlerim kararıyor dünyamın içinde..
kafamı koyduğum yastığın rahatlığı, rahatsız ediyor birden bire..
kalbim ağrıyor, umudum har, yorgun ahval.
Tanrı iyi diyorlardı, nerede o iyi dünya.. şeytan kötü diyorlardı, o halde neden kötü dünya.. devlet yönetir diyorlardı, e bu yönetim şekli mi hala.. insan değerli diyorlardı, ben göremedim o değeri valla.. hani nerede ölümüm, ölümlüydüm güya.
Ezikmiş suretimiz, onların göremediği kadın..
kirlenmiş namusumuz, başkalarının dilinde pranga..
vurulmuş kuşlarımız, kanatlarımızdan saydıkları..
çalınmış hayallerimiz, kadınlığımız gibi elimizden alınan..
saklanmış merhemimiz, yaralarımızı bile sevdirmediler.
Kim bilir gerçek yüzünü..
Sokaklarda buhardandır yansıyışın
Bilen dillendirir hüznünü..
Ağızlarda laçkadır o güzel varlığın
Kimliğin gözlerinde görüntü..
Bulutlara nispettir sessiz haykırışın
Trans kadının bir günlüğü..
Duvarlarda politiktir her bir yaşadığın.
Aytok kimdir?
İstanbul Medipol Üniversitesi Halkla İlişkiler ve Reklamcılık bölümünden mezun oldum. Şu anda Mersin Üniversitesi’nde Kadın Araştırmaları alanında yüksek lisans yapıyorum. 2024 Ağustos ayında bianet’te stajyer olarak görev aldım ve gazetecilik alanında çalışıyorum. LGBTİQA+ ve kadın hakları alanlarında savunuculuk yapmaya ve toplumsal farkındalığı artırmaya yönelik çalışmalar yürütüyorum.
Yaralarımda Simler Var
“Glitter in My Wounds”
CAConrad



CAConrad kimdir?
1975’ten beri şiir ve ritüel gibi kadim teknolojiler üzerine çalışmaktadır. AIDS krizinin erken dönemlerinde Philadelphia’da yaşayan şair, bu süreçte birçok yakınını kaybetmiş ve bu deneyimlerini “SIN BUG: AIDS, Poetry, and Queer Resilience in Philadelphia” adlı makalede aktardı. (Soma)tik Şiir Ritüelleri’ni 2005 yılında geliştiren Conrad, son kitabı AMANDA PARADISE: Resurrect Extinct Vibration’da, yok olmuş hayvanların ses kayıtlarını kullanarak şiirler yazdı. Bu kitap, 2022 PEN Oakland Josephine Miles Ödülü’nü kazanmıştır. The Book of Frank adlı eseri dokuz dile çevridi ve Penguin UK tarafından yeniden yayımlanacak. Conrad, Ruth Lilly Şiir Ödülü, Lambda Edebiyat Ödülü ve Believer Kitap Ödülü gibi birçok prestijli ödülün sahibidir. Şiirleri dünya çapında çeşitli sanat galerilerinde sergilenmiş ve oyunları filme uyarlanmıştır. Halen Massachusetts, Greenfield’de yaşayan sanatçı, UMass Amherst, Columbia Üniversitesi ve Amsterdam’daki Sandberg Sanat Enstitüsü’nde dersler vermektedir.
Şiirin orijinali
Çeviren: Hazan Özturan
Düzenleyen: Mercan Baş
Seçkiyi yayına hazırlayan: Bawer