70. William Basinski – September 23rd
69. Ezhel – Derdo / Aga B – Interlude 87
68. Squarepusher – Dostrotime
67. Kaytranada – Timeless
66. Perc – The Cut Off
65. Efterklang – Things We Have In Common
64. Alva Noto – Xerrox, Vol.5
63. Klein – marked

62. Chrystabell & David Lynch – Cellophane Memories
61. araabMUZIK – AGGRO DR1FT (Original Motion Picture Soundtrack)
60. FLO – Access All Areas
59. Holy Tongue meets Shackleton – The Tumbling Psychic Joy
58. Kelly Moran – Moves in the Field
57. Zamilska – United Kingdom of Anxiety
56. Oranssi Pazuzu – Muuntautuja
55. KRM & KMRU – Disconnect / KMRU – Forge / The Bug – Machine
54. Nick Cave & The Bad Seeds – Wild God
53. Ghost Dubs – Damaged
52. Fontaines D.C. – Romance

51. The KVB – Tremors
50. Mustafa – Dunya
49. Magdalena Bay – Imaginal Disk
48. µ-Ziq – Grush
47. Four Tet – Three
46. Arooj Aftab – Night Reign
45. The Body – The Crying Out of Things / The Body & Dis Fig – Orchards of a Futile Heaven
44. Jessica Pratt – Here In the Pitch
43. Salute – True Magic
42. Kali Malone – All Life Long
41. Rrose & Polygonia – Dermatology
40. Einstürzende Neubauten – Rampen (apm: alien pop music)
39. Two Shell – Two Shell
38. Caribou – Honey
37. Godspeed You! Black Emperor – NO TITLE AS OF 13 FEBRUARY 2024 28,340 DEAD
36. Goat – Goat
35. Ryuichi Sakamoto – Opus
34. Nala Sinephro – Endlessness
33. Brittany Howard – What Now
32. Midland – Fragments Of Us
31. SHXCXCHCXSH – t
30. Fennesz – Mosaic
29. Actress – Statik
28. Skee Mask – Resort / D
27. Loidis – One Day
26. Nia Archives – Silence Is Loud

25. Cindy Lee – Diamond Jubilee
24. Shinichi Atobe – Discipline
23. Seefeel – Everything Squared
22. Moin – You Never End
21. Alan Sparhawk – White Roses, My God
20. Mdou Moctar – Funeral for Justice
19. Mabe Fratti – Sentir Que No Sabes
18. Melt-Banana – 3+5
17. Coco & Clair Clair – Girl
16. Dame Area – Toda La Verdad Sobre Dame Area

15. Xiu Xiu – 13″ Frank Beltrame Italian Stiletto with Bison Horn Grips
14. BbyMutha – Sleep Paralysis
13. Dummy – Free Energy
12. Donato Dozzy – Magda
11. Molchat Doma – Belaya Polosa
10. TR/ST – Performance
TR/ST (Robert Alfons) uzun bir sürenin ardından, bu yılın başında yayınladığı kısa çalar TR/ST EP ile sessizliğini bozmuştu. İçerisinde Lady Gaga’nın ilk albümü The Fame’den fırlamış bir hit gibi tınlayan Robrash, fanların gözdesi Slug ve Cecile Believe’in konuk olduğu Run gibi dikkat çekici işleri barındırsa da kayıt, beklentilerimi pek de karşılayamamıştı. Sanatçı, beşinci stüdyo albümü Performance’ı çok bekletmeden, geçtiğimiz eylül ayında yayınladı. Alfons’un eşi benzeri olmayan sesi her zamanki gibi hisli, tekinsiz ve karşı konulmaz. Yer yer anlaşılan, yer yer kafa karıştıran; utanca, ortadan ikiye ayrılmış GÜV/ENe, kaybedilmiş aş(ı)klara, tehlikeli karşılaşmalara, kişinin kendiyle olan kavgasına ve hataların kabullenişine, acının hissizliğe dönüşmesine, fagliğin karanlık dehlizlerine açılan sözleri, melankolik pop altyapıları ve synth banyolarıyla epey sağlam bir TR/ST albümü Performance.
9. Jack White – No Name
Jack White’ın altıncı albümü No Name’in bu kadar iyi olmasını kimse beklemiyordu, sanırım. Sanatçının sürpriz bir şekilde yayınladığı albüm, dinleyiciye son derece ham, akılda kalıcı ve bağımlılık yaratıcı riff’lerle dolu bir punk blues / garage rock deneyimi sunuyor. White’ın bu albümle The White Stripes dönemi ihtişamına geri döndüğünü söyleyebiliriz. Zira No Name, ağırlıklı olarak grubun ilk üç albümünün sounduna yakın olmakla beraber -çoğunlukla gitardan ellerini eteklerini çektikleri beşinci albümleri Get Behind Me Satan hariç- grubun her dönemine referanslarla dolu sanki.
Grup dağıldıktan sonra, 2012’deki ilk stüdyo albümü Blunderbuss’tan bu yana –ki buna yan projeleri The Dead Weather ve The Raconteurs ile yayınladığı albümleri de dahil edebiliriz, White’ın solo olarak yaptığı en iyi iş demek yanlış olmaz. Katışıksız bir rock’n’roll başyapıtı olan, 43 dakikalık albümün boş bir anı dahi yok. 🎸 ️🔥
8. The Cure – Songs Of a Lost World
Son stüdyo albümünü 16 yıl önce yayınlayan The Cure, Songs Of a Lost World ile bu sene kallavi bir dönüş yaptı. Faniliğe, yakınların kaybına, bitişlere; yokluğun ve yok olmanın kapıdan baktığı o yalnız ruh haline dair öz-düşünümsel bir ağıt gibi bu albüm. Gerçeklikle bir rabıtası kalmamış, neye nasıl sevineceğimizi / üzüleceğimizi unuttuğumuz günümüz dünyasında, TikTokize olmuş şarkıların ün ve para getirdiği güncel müzik endüstrisinde hem güfteye hem de müziğe bu kadar acelesiz, kırılgan ve insani yaklaşmaları oldukça değerli.
Albümün büyüleyici sounduna eşlik eden Robert Smith’in sesi hâlâ inanılmaz güzel…
7. Rod Modell – Music For Bus Stations
Daha çok Deepchord mahlasıyla bilinen Detroit kökenli dub/ambient tekno dahisi Rod Modell, bu sefer kendi ismiyle yayınladığı Music For Bus Stations’da sesin mekansallığını takip ediyor. Albümün ismiyle Eno’ya selam çakan müzisyen, ilhamını Portekiz ve Almanya’daki çeşitli liminal otobüs terminallerinden ve mimarisinden alıyor.
Modell’ın yarattığı sesler düşüncenin şekillenişi veya duyguların gelgitli dalgalanışları gibi. Otobüs yolculuğunda gördüğünüz bir rüyadan uyanmak ve nerede olduğunuzu bir anlığına unutmak gibi… Sizin için önemli bir hatıranın, bir anda yeniden belirip kaybolduğu anın hemen ardından gelen hisler gibi… Gece yarısı mola verdiğiniz izbe bir otobüs terminalinde, hayatın rotasız bir yolculuk olduğunu ve nereye gittiğinize dair hiçbir fikrinizin olmadığı aydınlanmasını yaşamanız gibi. Rod Modell, doğru zamanda dinlenildiğinde dinleyici çarpabilecek kuvvette sesler yaratıyor son çalışmasında da. Bu sene açık ara dinlediğim en iyi albümlerden biri. İleride bir ambient klasiği olarak hatırlanması çok muhtemel.
6. Beth Gibbons – Lives Outgrown
Portishead ve Rustin Man (Talk Talk’dan tanıdığımız Paul Webb) ile yaptığı işlerle tanıdığımız, yaşayan en iyi vokalistlerinden biri olan Beth Gibbons’ı, en son Kendrick Lamar’ın beşinci stüdyo albümü Mr. Morale & the Big Steppers’da duymuştuk. Gibbons, uzun süredir beklenen ilk solo albümü Lives Outgrown’u mayıs ayında yayınladı. Albüm; ölümlülük, yas, zamanın kimseye acımayan akışı, aşk ve hayatın zaman içinde aldığı haller ve girdiği öngörülemez dönemeçler, annelik ve buna yakın hisler etrafında dönüyor. Gibbons, kaybettiği aile ve arkadaşlarının ölümlerinden direkt olarak etkilendiğini ve albümün onlara ve eski kendine bir tür veda niteliği taşıdığını söylüyor.
Albümdeki enstrümantal çeşitlilik, orkestral öğeler ve detaylı düzenlemeler, Gibbons’ın sesiyle buluştuğunda ortaya çıkan sonuç çok çarpıcı. Talk Talk üyesi Lee Harris albümün bir diğer dikkat çeken unsuru; zira albümün davul ve perküsyonlarına ek olarak, dört şarkıyı Gibbons’la beraber yazmış. Lives Outgrown’da, tıpkı The Cure’un anıtsal kapanış şarkısı Endsong’a benzer bir son dinliyoruz. Ancak albümün son şarkısı Whispering Love, hiçliğe ve bilinmeyene daha umutlu bir yerden bakıyor ve albüm, ölümlü insanın aksine sonsuzlukla ödüllendirilmiş kuş sesleri ile kapanıyor. Bu albümü, yasın ve ayrılığın sancılı kancalarından henüz kurtulamadığım, ruh halimin daha farklı olduğu bir dönemimde dinleseydim, The Cure ile birlikte bu listenin tepesine yerleştirirdim. Bu iki albümün saf depresif albümler olduğunu ima etmiyorum; bilakis, bu iki albümdeki yorgunluk, geçmişe bakış, olgunluk ve kabulleniş, beni ileri yaşlara dair garip bir şekilde heyecanlandırıyor. Herkesin ve her şeyin –buna kendimiz de dahiliz– gelip geçiciliğine ne kadar erken alışırsak, o kadar çabuk adapte olabilir ve sakin kalabiliriz gibi geliyor. Yokluk ya da yok olmakla olan ilişkimizi, bütün paradokslarına rağmen, negatif bir şekilde kurmak zorunda değiliz.
Daha fazla uzatmadan, bu yıla veda etmeden önceki modumu ifşa edecek olan ilk beş albüme geçmek istiyorum.
5. Amnesia Scanner & Freeka Tet – HOAX
Finlandiyalı ikili Amnesia Scanner, 2023 yılında yayınladıkları STROBE.RIP albümünde Freeka Tet ile çalışmıştı. Bu sene yayınladıkları HOAX ‘ta da iş birliklerinin devam ettiğini görüyoruz. İlk yayınladıkları EP’den bu yana, elektronik müziğin manik ve post-apokaliptik sınırlarında gezinen grubun son albümü muhtemelen şimdiye dek yayınladıkları en iyi iş.
Amnesia Scanner’ın müziğini en iyi şöyle tarif ederdim: artık kullanılamayan, pili içinde erimiş, alev almış ve plastik tortuya bulanmış bir Walkman’in favori pop albümünüzü çalmaya devam ettiğini düşünün. Grime, industrial, deconstructed club, uk bass, reggaeton, tekno gibi türleri pop hassaslığıyla aynı potada bir şekilde eritmeyi başaran HOAX, 2024’te dinlediğim en heyecan verici albümlerden biriydi.
Albümün ilk diskine odaklandığımı, ikinci diskin kavramsal sanata kayan deneysel bir pratik olduğunu ve kendi içinde epey ilginç bir yapıya sahip olduğunu da eklemeliyim. Daha fazlası için grubun Dazed ile yaptığı şu söyleşiye bakmak faydalı olabilir. Son olarak Amnesia Scanner’ın aynı derecede provokatif görsel estetiğine de dikkat çekerek bitirmek istiyorum.
4. Charli xcx – Brat / Brat and it’s completely different but also still brat
Yıl sonuna geldiğimizde, Brat’in bir nebze kabak tadı verdiğini kabul etmekle beraber, albümün ve ona eşlik eden diğer bütün parçaların pop müzik ve kültüre etkisinin önemli olduğunu ve olmaya devam edeceğini düşünüyorum. Ayrıca, albümün dinlenilebilirliğinden hâlâ hiçbir şey kaybetmediği de bir gerçek. Bu yazıyı kısa tutma sebebim birkaç ay önce şurada hakkında detaylı bir değerlendirme yazmış olmam.
3. Kim Gordon – The Collective
Kim Gordon’ın (Sonic Youth, Free Kitten, Body/Head, Glitterbust) ikinci solo albümü The Collective’de, prodüktör koltuğunda daha önce Yves Tumor, Yeah Yeah Yeahs, Charli xcx, Sky Ferreira gibi isimlerle çalışmış Justin Raisen oturuyor.
Trap beat’leri ve gürültülü endüstriyel seslerle donatılmış klostrofobik altyapılara, Gordon’ın bilinç akışı sözlerinin eklemlendiği albüm, yılın en gözü pek kayıtlarından veya amiyane tabirle banger’larından biri. Yaş muhabbetine hiç girmeyeceğim –yaş nedir ki?
“Eyelash curler, vibrator, teaser, bye bye” 🎸 💥 🔊
2. Floorplan – The Master’s Plan
Detroit menşeli tekno efsanesi Robert Hood ve kızı Lyric Hood’dan oluşan Floorplan’in dördüncü stüdyo albümü The Master’s Plan’i hiçbir yıl sonu listesinde görmemek beni epey şaşırttı. Peşi sıra hitlerle bezenmiş bu 18 şarkılık, mest eden Gospel House / Tekno şaheseri, 2024’te dinlediğim en öforik ve neşe veren şarkıları içeriyor. Özellikle house müzik sevenlerin radarına alması gereken The Master’s Plan, neşenin elzemliğine dair bir albüm.
Klasik house ve tekno müziğin günümüzdeki sayılı temsilcilerinden biri olan Floorplan’e, ballroom klasikleri gibi tınlayan Fake & Unholy şarkısında, House müziğin artık ikonlar mertebesine yükselmiş ismi Honey Dijon eşlik ediyor. Floorplan’in müziği her yeri bir dans pistine çevirebilecek kuvvette. 💣
Albümün formülü oldukça basit, direkt ve erişilebilir; tıpkı –içinde yaşadığımız düzen, her ne kadar ona ulaşabilmenin zor ve komplike olduğunu iddia etse de, bizi kendimize daha da yabancılaştırmaya ve hissizleştirmeye çalıştırsa da– neşe gibi. Sadece hissetmeye ihtiyacımız var.
1. Kelela – RAVE:N, The Remixes
Geçtiğimiz sene beş yıl aradan sonra sadece 2023’ün değil, belki de son yılların en iyi albümü Raven ile dönen Kelela, tam bir yıl sonra Şubat 2024’te RAVE:N’ı yayınladı. Raven, bir yeniden doğuş albümüydü; aslında hep farkında olduğun, psişende ve bedeninde barındırdığın ancak gardını indirdiğinde unuttuğun bu zihinsel ve bedensel hisleri içe dönerek geri çağırmanın, kendi gücünün tekrar farkında ve kontrolünde olma istencinin ve olabilmenin bir dışavurumuydu.
Raven’ın yeniden düzenlemelerinden oluşan RAVE:N, The Remixes’te, çoğunlukla underground sanatçılara alan açıyor Kelela. Dolayısıyla onların özgün dokunuşlarını duyuyor, Raven’dan bildiğimiz şarkılara EDM, dancehall, jungle, ambient, garage, trance, tekno vb. gibi alternatif formlarda yaklaşımlarını dinliyor, şarkıların tematik / lirik olarak açılmalarına ve albüme yeni bir soluk getirmelerine tanıklık ediyoruz. Kelela, hem underground köklerine sadık kalıyor hem de ana akım R&B müziğini eğip bükmeye devam ediyor. RAVE:N, The Remixes, bir remix albümünün nasıl yapılması gerektiğinin muazzam bir örneği. Ayrıca müziğin, bir komünite işi, kolektif bir çaba ve emekle mümkün ve anlamlı olduğunu da gösteriyor.
Editör: Bawer