Sevgili Velvele okurları merhaba!
Editörlüğünü üstlendiğim ilk Yeryüzü Ağacı seçkisinin hazırlık sürecinde yaşanan bazı tesadüfler bu derlemeye yön verdi. Zira şiir hep kağıtta kalmıyor, bazen hayatın kendisine dönüşebiliyor. Yeter ki hayatın şiirsel akışını durup fark edecek imkanınız olsun.
Bu seçki için kolları sıvamadan hemen önce canım arkadaşım Özlem Çıngırlar’ın ilk uzun metrajı olan Kayıtsız’ın galasına gitmeye hazırlanıyordum. Hediye olsun diye bahçeden topladığım ortancaların, ona veremeden kuruduğunu fark ettim. Bu detay her şeyi değiştirdi.
Küçük hediyemi bu umulmadık solgunluktan kurtarabilmek umuduyla Kayıtsız’ın ilhamını aldığı Füruğ Ferruhzad’ın şiirlerine koştum. Onun bahçelerle, çiçeklerle, mevsimlerle ilişkisinde, yeterince canlı tutamadığım ortancalarımın kıymetini arttıracak kelimeler arıyordum. Aradığım satırları Yeryüzü Ayetleri kitabındaki “İçim Acıyor Bahçeye” isimli şiirin sonunda buldum:
“ve bahçenin kalbi
güneşin altında iltihaplanmakta
hafızası yeşil hatıralardan
usul usul boşalmakta.”
Yeryüzü Ağacı için bu hoş döndük/hoş bulduk girişini yazarken yolun kendiliğinden Yeryüzü Ayetleri’ne çıkması, ne kadar muazzam, ne kadar şairene! Fakat maceram burada bitmedi. Bilgisayar başına oturmadan ve Füruğ Ferruhzad’ı burada anmaya karar vermeden hemen önce, elim Sennur Sezer’in “Dilsiz Dengbêj” kitabına uzanmıştı. Bu seçki için aslında bu kitaptan bir alıntı seçmeye niyet etmiş, “Suyun Yedi Masalı” ve “Karşılıksız Sevda” şiirlerinin olduğu sayfalara ayıraçlar koymuştum. Fakat ilk sayfayı es geçmişim ve imzalı olduğunu unutmuşum. Kitabı yerine kaldırırken şu yazıyı fark ettim:
“Sennur Sezer’den
Hazan Özturan’a
adı kadar bereketli
umut ve mutluluk dileğiyle”

Böylelikle her şey birbirine bağlanmış oldu. Ben de şunu anımsadım: sonbahar, şiir sevenler için bir berekettir. Bir an hayatımdaki detayları fark edecek ve aralarında bağlar kuracak bir imkan yakaladım. Ve o imkan bulunduğum zaman ve adımı aldığım mevsimle çok alakalıydı. Bu derlemenin tonu da böylece belirlenmiş oldu.
Sonbahardaki ve solan şeylerdeki güzellikleri görebiliyorsanız, başkalarının dönüp bakmayacağı yerlerden hazineler çıkarabilirsiniz. Kuir edebiyatın özel formülü de bu bence: atıl olandaki, istenmeyendeki, dışarı iteklenmişlerdeki hazineleri keşfetmek.
Kuir bir bakış ve şiirin sunduğu imkanlarla hiçbir paranın satın alamayacağı güzellikte bir buketim oldu. Şimdi kurumuş ortancalarımı onurla hediye edeceğim. Bu seçkide yer alan Gizem Seher, Eren Ateş ve İlke İmer’in şiirlerini okuyucuyla buluşturma imkanı da bana benzer bir onur yaşatıyor. Bu ıslak duygular, solgun mutluluklar ve hüzünlü vedalar hakkında, normalde bakmayacağımız yerlere baktıran bir sonbahar seçkisi. Böylece paylaşacak bir değil iki buketim olmuş oldu. Biri ortancalardan, biri şiirlerden oluşuyor.
Şiirlerde buluşmak, şiirleriyle okuyucuyu buluşturmak isteyenler iletişim@velvele.net adresinden bize ulaşabilir, dosyalarını iletebilirler.
Yapraklar ve eteğimizdeki taşlar dökülürken, yoldaşlığımızı ve duygudaşlığımızı kuvvetlendirebilmek umuduyla; hem Yeryüzü Ağacı’ndan merhaba hem de gölgesinin altında buluşmak üzere…
Hazan
***
denizlere, göllere ya da büyük akarsulara
Gizem Seher
I
seninle küçücük bir yere kapatılsak
daracık
her şeyimiz birbirine geçse
omuzlarımız, omurlarımız, kalçalarımız, dizlerimiz
orda bir buçuk kişi yaşasak
Yani
nefes alsak
II
ben bir üçüncü sayfa haberinde
kanlar içinde
edebiyatın dördüncü işlevi içinde
kalmadım
şimdi, burda
ışık içinde
ıslaklık içinde
bir suda yüzüyorum
ya da çırpınıyorum
ve su yaşıyor
akıyor
içiyor
üflüyor
soruyor
gülüyor
o zaman
ben de gülüyorum
III’ten önce
adı 12 olan bir şiirim olsun
III
şiirler okuyasım geliyor yine
ergenken gibi, aşıkken gibi
şiirler yazasım geliyor ilk defa
hala ergen, yine aşık
çokça istek kipiyle
bir yılanın zehri nasıl kurutulur?
birçok yılanın zehrinden nasıl kurtarılır?
emsem, emsem dudaklarım morarana kadar.
çeksem zehrini de tükürsem
tükürsem bilmediklerimin,
bilemeyeceklerimin yüzüne
sonra su aksa yine
elmalar taşısa
yakamozlar yaksa
ben yine romantik olmayı seçsem
bayağı da olsa.
aksa su hep gürül gürül
aksa su bazen usul usul
hiç su gibi akmasa
hep birden taşsa.
Gizem Seher kimdir?
ben gizem, kendimi tanıtmayı, nereye gittiğimi, neyi sevdiğimi çoğunlukla bilmem. şiir okumayı sevdiğimi bilirim. şiir yazmaya iki defa cesaret ettim, ilkinde aşık, ikincisinde öfkeliydim. sanırım öfkeli şiirimle bu seçkideyim, sevgiler.
Instagram / Twitter

düşler düşüşler
Eren Ateş
uykunun içinde ve dışında
hayallere dalmak:
düşlemek
düşlemek
düşlemek…
trenin yaklaştığını duyabiliyorum,
artık gitme vaktinin geldiğini düşünüyorum!
işte yine buradasın…
-karşılıklı- kalplerin kırılması
üzerinde anlaşmaya varılan bir parçalama
ve ardındaki içsel düşüş.
Eren Ateş kimdir?
İzmir’de yaşayan, epik kâinatta lirik olmaktan vazgeçmeyen bireyim. Kalemi elime aldığımdan beri bulduğum kâğıtlara birkaç cümle yazarak özgür bıraktım zihnimi. Okudukça, insanları çözdükçe çoğalttım. Basılı ve dijital dergilerde de yer alarak hayata kendimi tanıtıyorum. Şiir, devrim yaratır okurun zihninde. Samimiyetimizi, sevgimizi net görürüz. Bu yüzden kendimi yakın buluyorum ve yoğunlaşıyorum.

Ferhuş’un Anısına
İlke İmer
Durumu ağırlaştı. İki hafta sonra. 2023. Ekim. 23. Aktarma yapacak yolcular acele etsin. Hoş kal. İşten izin? Franziska beni oyalama. Ya da oyala. Ankara’ya direkt mi ineyim? İstanbul’dan aktarma? Aktarma yapacak yolcular acele etsin. Babaanneni kaybettik. 23 Ekim’den iki hafta önce. Hoş kal. Durumu kritikleşti. 23 Ekim. Ferhuş’u kaybettik.
Side’deyim. Ferhan babaannem acılar içinde kıvranırken bana gülümsüyor. Onu son görüşüm. ‘olduğunu bilir gibiyim. Sonrası ambulans ve hastane. Berlin’deyim. Babaannem eve çıkıyor, hayatla cebelleşmeye devam. Uzaktan izliyorum onu. Sonrası hastane. Hasenhaide’den bildiriyorum. 23 Ekim’den iki hafta önce. Durumu kritikleşti.
Hoş kal
Hoş kal şiirleri dökülür şimdi ağıt ağıt dudaktan
her giden hoş kalmayı diler
uzaktan
uzaktan
uzaktan
ol diye bakan
ve ol diye başlar her söze baştan
sonunu bilir mi insan?
hani o son nefes çıkıverir de dudaktan
yaşamaya veda edebileni bilir misin?
Babaannemin sarıydı saçları
diğer babaannem sarıya boyardı diğer babaannemin saçlarını
aheste aheste yürür, kimselere koşturmazdı
Ayhan ona söylenir, Ferhan susardı.
o narin gülümsemesini, babaannemin, unutmasınlar.
…
23 Ekim 2023. Çocukluğumun yoldaşı. İlk oyun arkadaşım. Hoşça-kal.
…
23 Ekim 2024. Çocukluğumun yoldaşı. Sen. Kim bilir nerelerdesin? Ben. Bıraktığın gibi. Aynı yerde.
İlke İmer kimdir?
Meraklı bir cadı. Şimdilerde Berlin’de yaptığı antropoloji doktorası vesilesiyle gülün sırrını kokluyor. Yaşamını farklı dünyalar/ düşünceler/ oluşlar arasında mekik dokuyarak sürdürüyor. Karanfili elden ele büyütmelerin, dansın, şiirin ve aşkın tutkunu.
Instagram / Twitter