Birlikte büyüdüğüm, kız kardeşim dediğim, 8 Mart gece yürüyüşlerine defalarca birlikte gidip “asla yalnız yürümeyeceksin!” diye haykırdığım kuzenim Ceyda Atay’la ilk albümü üzerine söyleştiğim için mutluluktan adeta Deliricem.
Müzik serüvenine İstanbul’da tek başına akustik gitar çalıp söylediği zamanlardan bu yana birinci elden tanıklık ettiğim Ceyda, hayli eril bir ortamda yol alan bir kadın müzisyen olarak deneyimlerini güçlü melodilere ve sözlere dönüştürdü ve bunlar ilk albümü Dün’e evrildi. Albümü çıktıktan birkaç gün sonra ona gönderdiğim bir mesajda dediğim gibi, her türlü zorluğa rağmen inat edip parçalarını bizimle paylaşma cesareti gösterdiği ve bana hayal kurmayı tekrar hatırlattığı için ona minnettarım.
Müzik yolculuğundan bahseder misin? Rock müzik çevresinde kendi bestelerini yapan bir kadın olmak nasıl bir serüven?
Çocukluktan beri müziğe yetenekli ve oldukça ilgiliydim ama gitar çalmaya lisede başladım. Sakarya Müzisyenler Derneği’nde çok güzel bir ortam vardı o zamanlar. Doğaçlama sahneler olurdu; ön grup olarak çıkardık, üniversite gruplarıyla bir araya gelirdik, vs. Daha sonra üniversite için İstanbul’a geldiğimde benim için işler biraz zorlaştı. Daha iyi olacağını hayal ediyorken, paylaşımcı ve eşitlikçi ortamın yerini rekabetçi ve çıkarcı bir ortam aldı. O dönem Taksim’de, Blues Live adında bir barda tek başıma akustik cover çalıyordum; orası çok destekleyiciydi. Amacım iyi bir müzisyen-gitarist olmak, kendimi geliştirmekti; fakat etrafımdaki müzisyenler –rock müzik etrafında dolaştığımız için– genellikle erkekti. Bir kadın olarak önerilerimi ya da fikirlerimi pek ciddiye almaz, başka yönlerimle ilgilenirlerdi. Açıkçası oldukça yalnız bir yolculuktu diyebilirim. Sadece solist olmak istemiyordum; “Mini etek giy çık işte, çok uğraşmana gerek yok,” diyenleri bile duydum… Bir an önce mezun olup mesleğimi (iç mimarlık) yapmaya ve İstanbul’da bir düzen kurmaya çalıştım; bu süreç oldukça uzun sürdü. Daha sonra hayallerimi daha fazla ertelememek için her şeyi bırakıp İstanbul Teknik Üniversitesi Müzik İleri Araştırmalar Merkezi’nde (İTÜ MİAM) müzik yüksek lisansı yaptım. Kendi parçalarımı besteledim ve sonunda ilk albümümle karşınızdayım. Kolay olmadı yani. 🙂
Bu albüme kadar tek başına akustik gitar çalıp söylediğinden bahsettin. Albümde ise daha sert ve geniş bir rock grubu sound’u var. Bunu tercih etmenin bir sebebi var mı?
Aslında ilk başta Pür Records’ta akustik ve canlı olarak bir kayıt yaptım, ancak sonra şarkıların daha fazla enerjiye ihtiyacı olduğunu hissettim. En azından bir garaj band ya da grunge sound’u; bir davul, bir bas ve elektro gitar… Fakat bir grup kurup birlikte ilerlemek, bu hayat mücadelesi içinde herkes için çok zorlaştı. Bir yandan iş, bir yandan yüksek lisans yaparken (şu an bir de akustik uzmanı olmak için ikinci yüksek lisansımı yapıyorum), her şeyi organize etmenin de zor olacağını bildiğimden, tecrübesine güvendiğim, aynı zamanda okuldan hocamız olan Hakan Kurşun ile çalışmaya karar verdim. Bu albümdeki sound’da onun büyük etkisi var.
İlk albümünü üretme sürecinde ne gibi zorluklarla karşılaştın? Hakan Kurşun ile yaptığın işbirliği albümün yönünü nasıl şekillendirdi?
Öncelikle kendi şarkılarımı yapmak, kendi sözlerimi söylemek, o kadar hayalini kurmuş olmama rağmen benim gibi bir karakter için çok zordu; kendimle savaştım diyebilirim. Sonrasında, onları insanlarla paylaşmak fikrinin yarattığı bir anksiyete hasıl oldu. Daha önce de bahsettiğim gibi bir grubum olmamasının eksikliğini çok yaşadım. İşim ve okulum dolayısıyla vaktimin az olması ve ilk albüm için daha fazla geç kalmak istemediğim için, kendi çevremdeki müzisyen arkadaşlarımla organize olmaktansa, zamanında albümlerini zevkle dinlediğim Hakan Kurşun’un prodüktörlüğünde ilerlemeye karar verdim. Davullar (Volkan Öktem) dışındaki tüm enstrümanları Hakan Kurşun çaldı. Ben de akustik gitar, bazı parçalarda elektro gitar ve bazı parçalarda perküsyonlara eşlik ettim. Tüm enstrümanlar ve vokaller, doğal akışında, canlı olarak kaydedildi. Parçaları Hakan Kurşun ile birlikte düzenledik ama tabii ki onun katkısı çok daha fazla oldu. Albüm, sound olarak benim kafamda tasarladığımdan farklı ama bir bütün olarak güçlü ve güzel bir albüm oldu. En önemlisi, çok keyifli, öğretici, kendi seviyemi ve potansiyelimi görmemi sağlayan bir süreçti.

Parçaların sözlerinde genel olarak bir isyan duyuyoruz ama özellikle Beybi lütfen git parçası için kadın hareketine atıfta bulunuyor diyebilir miyiz?
Tam olarak öyle diyebiliriz. 🙂 Gerek romantik ilişkilerde, gerek iş hayatında veya sosyal hayatta erkeklerin kadınlara yaklaşımını genel olarak sorunlu buluyorum. Bunu artık inkar edemeyiz. Bu yüzden de şarkının son cümlesi, “Beybi, çek elini üzerimizden; beybi lütfen git”. Burada kime ya da kimlere hitap ettiğim herhalde anlaşılıyordur. Bu parçada ortadaki eğlenceli gitar solosunu atan da benim; yani istersek onu da yapabiliyoruz.
Bu parça dışında Gelmedin şarkısından da bahsetmek isterim. Bu parçanın sözlerini Marmaris ormanları yanarken yazdım. Aslında, erkek devletin, tüm dünyada hâlâ devam eden, doğaya, kadına ve kendinden güçsüz insanlara olan şiddetine karşı bir yakarış bu da.
Türkiye’de artan toplumsal cinsiyete dayalı şiddet göz önüne alındığında, müziğini kadınlar için güçlendirici bir araç olarak görüyor musun? Bu konular şarkı yazımını nasıl etkiliyor?
Bu meseleler şarkı yazımımı doğrudan etkiliyor. Bu ülkede, istediğim gibi var olmaya çalışan bir kadınım. Belki birçok kadına göre daha şanslıyım ama bu hiç kolay bir iş değil. İlişkilerde birçok mesele, kadın-erkek değil, insanlık meselesi olmasına rağmen yaftalama çok fazla. Kararsızlık, tutku, öfke, uzaklaşma gibi hisleri kadınlar da hissedebilir. Ama bu duygular dile getirildiğinde, ya kadınlığınız sorgulanıyor ya da “cezanızı” buluyorsunuz. Bu haksızlık değil mi!? Madonna-whore (kutsal bakire-yollu) arasında sıkıştırılmışız… Özellikle parçaları dinleyen genç kadınların tepkileri beni çok mutlu ediyor; güç bulduklarını hissediyorum. Duygularını samimiyetle ifade edebilmenin bir güçlülük göstergesi olduğunu düşünüyorum. Şiddet, korkakların işidir. Gelmedin parçasına burada da referans vermek isterim.
Türkiye’de sanat -senin özelinde müzik- alanında kadınlar arasındaki dayanışma ne kadar önemli? Diğer kadın müzisyenlerden destek buldun mu?
Dayanışma, çok çok önemli. Bu çevrelerin ne yazık ki bir hiyerarşisi var ve çarklar belli bir düzende dönüyor. Başarıya ulaşmak elbette motive edici ve özgürleştirici; ancak ben “her yol mübahtır” diyenlerden değilim. Dayanışma ve gerçek bir mücadele ile birçok yolun açılacağına inanıyorum. Sadece kadınlara yönelik olan girişimleri, eşitliği sağlama çalışmaları adına çok değerli buluyorum; ancak ben aslında sadece kadın müzisyen diye anılmak ya da o kulvarda değerlendirilmek istemiyorum.
Diğer kadın müzisyen arkadaşlarımdan her zaman çok destek gördüm; umarım ilerde birlikte de bol bol müzik üretir ve çalarız.
Seni dinleyenlere veya henüz keşfetmemiş olanlara söylemek istediğin bir şey var mı?
Albümü baştan sona dinleyin. 🙂 Kendinizi yalnız hissettiğinizde, trende, metrobüste, evde son ses açarak, bağırarak eşlik etmenizi isterim. Albümün sosyal medyadan tanıtımına iş ve okul nedeniyle ağırlık veremedim; ama müziğin kendi yolunu bulacağına inanıyorum. Güzel konserlerde buluşmak dileğiyle!

Ceyda Atay’ın ilk albümünü Spotify ve Apple Music‘te dinleyebilirsiniz. Sanatçıyı sosyal medyada takip etmek isteyenler için:
Instagram
Facebook
Twitter/X
Fotoğraflar: Erkin Demir
Editör: Bawer