Türkiye’deki şiddet sarmalı, şiddetin kendisi kadar ona direnme azmini de dalga dalga büyütüyor. Katil Semih Çelik’in İkbal Uzuner ve Ayşenur Halil’i öldürmesinin ardından, sistem fail aklama mekanizmalarını devreye sokmayı denese de çok daha büyük bir tepki dalgası oluştu. Bir yandan, mizojini ve şiddeti internet üzerinden örgütleyen incel ağlarının sivil ve resmi girişimlerle patlatıldığı, bir yandan da insanların birbirlerinden aldıkları cesaretle başlarına gelenleri yeniden aktardıkları bir süreç içerisindeyiz. Fakat, eş zamanlı olarak kadınlara, lubunyalara ve hayvanlara yönelik nefret eylemleri ve katliamlar sürekli gündemimizin parçası. Bu tür toplumsal patlama anları oldukça yıpratıcı olabiliyor. Bu yoğun gündemde mücadeleyi, safları güçlendirmeyi ve korku duvarlarını devirmeyi becerebilmek için özbakım ve özsavunma stratejileri üzerine düşünmemizde fayda var.
Tam bu noktada, mevzulara derinlemesine dalmadan evvel “özbakım” sözcüğünü, bugün popülerleştirildiği bireyselci halinden ziyade, kesişimsel feminizmin ve siyah özgürlük hareketinin miras bıraktığı yerden ele aldığımı belirtmek isterim. Günümüzde performatif bir yerden pazarlanmaya başlanan bu sözcük, esasında kolektif bir iyi oluş için ihtiyaçlarımızı karşılamamızın elzem olduğu fikrinden geliyor. Audre Lorde, 1988’de yayımlanan “A Burst of Light“ isimli deneme derlemesinde, ikinci defa kanser tanısı aldıktan sonraki sürecini şu sözcüklerle aktarıyor:
“Sınırlarının ötesine genişlemenin, bağışıklık işlev tahlillerimde olduğu kadar hayallerimde yarattığı yıkıcı etkileri incelemek durumundayım. Kendimi sınırlarımın ötesine genişletmek, kendimi esnetmekle aynı şey değil. İkisi arasındaki ayrımı yapmanın ne kadar zor olduğunu vurgulamak zorundayım. Fakat bu ayrımı yapabilmek benim için şekeri kesmek kadar elzem. Zaruri. Fizyololik. Psikolojik. Özbakım kendini şımartmak değil, kendini koruyabilmek demek, ve bu yüzden de bir politik mücadele eylemi.”1
Esnemek yerine sınırlarımızı aşmamak, politik mücadeleleri anlık duygusal patlamalardan sıyırarak sürdürebilir kılabilmek için özbakım, hayatta kalmak için özsavunma elzem kavramlar. Aşağıda, mümkün olan her şeyi kapsamasa bile, 15 yıldır cinsel şiddetle ve fiziksel şiddetle örgütlü bir mücadele sürdüren birisi olarak birkaç öneri sıraladım. Aşağıda okuyacağınız maddelerin kaynağı başta kendim olmak üzere pek çok kadın, çocuk ve lubunyanın deneyimlerine dayanıyor. Bu her ihtimali kapsayan bir liste değil. Fakat tecavüz ve şiddet kültürleriyle ve yarattıkları sarmallarla nasıl savaşabileceğimize dair uygulanabilir taktikler içeriyor. Bunların bir kısmı çok iyi bildiğimiz şeyler olsa da hatırlamanın ve birbirimize hatırlatmanın, bireysel ve örgütlü iyileşmemiz için faydalı olduğunu düşünüyorum.
Özbakım önerileri
1. Hayatta kalanların deneyimlerini küçümsemeye, alay konusu yapmaya veya onlara karşı kullanmaya çalışanları susturun, ifşa edin; bilhassa sistematik olarak bunu yapanları bulunduğunuz alanlara kabul etmeyin. Affedici olmak önemli; elbette rehabilitasyona inanmak zorundayız ama bu sürekli masaya sürülebilecek bir kart olmamalı. Dayanışmaya zarar veren herkese günlük hayatınızda hayır diyerek kendiniz ve başkaları için güvenli alanlar yaratın.
2. Cinsel, fiziksel veya psikolojik şiddet sonrası insanlar, kendilerinin farklı bir versiyonuna dönüşebilirler. Kendinize ve/veya diğer hayatta kalanlara ve seçimlerine karşı anlayışlı olun. Travmaya tepki vermenin tek biçimi, şiddetle mücadele etmenin tek bir yöntemi yoktur.
3. Hepimiz bir noktada susmuş, fark edememiş veya en doğru adımları atamamış olabiliriz. Kendinizi affedin; özellikle daha küçük yaşlardaki deneyimleriniz söz konusu olduğunda kendinize anlayışlı davranın. O deneyimlerden aldığımız derslerle bizden sonraki kuşakları koruyabilecek bilgi ve cesareti edindiğimizi her zaman hatırlayın. Keşke hiç olmasaydı ama oldu ve bundan öğrenebildiklerimiz, kolektif mücadelemizin benzinidir.
4. Kendi failliklerinizle de yüzleşin; bunlardan bahsetmeye çalışın. Bir bahane olarak değil, bir suç ortaklığı olarak hiç değil; ama bir eleştirel mekanizma olarak saklamak yerine yüzleşmek ve eylemlerinin sorumluluğunu almak, sistemle yüzleşip kültürü dönüştürmenin çok efektif bir yöntemidir. Anlatın, kabul edin ve dönüşün ki gerçek failler arkanıza saklanmaya çalışmasın. Zor olabilir ama iyi gelecek.
5. Tetiklenmek, aktarımlardan etkilenmek normal şeyler. Bazen bir molaya ihtiyaç duyabiliriz. O mola hakkını kendinize tanıyın; bu, her zaman umursamadığınız anlamına gelmez. Bazı insanların genel umursamazlığı ve apolitikliği, sizde onlar gibi olma korkusu uyandırabilir. Ama kendimizi ve birbirimizi sağaltmak, aynı zamanda bir politik sorumluluktur ve bu, bazen gündeme birkaç saat veya birkaç gün ara vermek anlamına da gelebilir.
6. Nasıl içerikler takip ettiğinize ve yaygınlaştırdığınıza dikkat edin. Unutmayın: korkuyu değil cesareti yaymak zorundayız. Sizi rahatsız eden, travmatize eden ve korkutan şeyleri takip etmek bir zorunluluk değil. Zarar göreceğiniz yerde bir şeyleri takip etmemek, bilhassa sansürsüz şiddet içeriklerinden kaçmak, pekala sorumlu bir davranış olabilir. Kronik olarak çevrimiçi olmadan ve ikinci el şiddete maruz kalmadan da şiddetle mücadele edebiliriz.
7. Hepimiz biricikiz ve mental sağlığımız oldukça kıymetli. Psikolojik ve sosyal destek ihtiyacınızı fark ediyorsanız destek alın. Mental sağlığınızı daha iyi bir yerde tutacak adımlar atmaya çalışın. İdeal olan elbette profesyonel destek; ama terapiye gidecek maddi kaynakların herkeste olmayabileceğinin bilincindeyim. Yine de herkes nefes egzersizleri yapmayı öğrenebilir veya arkadaşlarıyla dertleşebilir. Öfkemizi örgütlemek güçlü bir silah; ama bu öfkeyi yönetmek için mental sağlığımızı da gözeterek hareket etmeliyiz. Hem kendimiz hem de parçası olduğumuz hareketler için.
8. Tıpkı mental sağlığınız gibi fiziksel sağlığınızı da önemsemeye çalışın. Şiddet, gerek bireysel, gerek toplumsal olarak bizde kendimizi cezalandırma hissi ve iyi şeyleri hak etmeme duygusu tetikleyebiliyor. Yeterli ve sağlıklı beslenmek, meditasyon yapmak, sevdiğimiz bir sporu icra etmek veya kötü kararlar alırken bile bedenimizle ceza değil, ödül ilişkisi kurmayı öğrenmek, bedenlerimiz üzerinde pek çok talebi ve kontrol mekanizması olan patriyarkaya nanik çekmenin etkili bir yoludur.
9. Şiddetin genel bir çerçeveden bakıldığında bize verdiği en büyük zararlardan biri, kontrol isteğimizi kaybetmiş gibi hissettirmesidir. Hayatta kalanlara, kendi yaşamları üzerinde kontrol sahibi oldukları bir kültür inşa etmeye yardımcı olun. Kendinize ve/veya başkalarına ihtiyaç duydukları zamanı, mekanı, araçları sağlamak için çaba gösterin.
10. Eğer deneyimlerinizi kişilere kelimelerle aktarımda zorlanıyorsanız, bir çizime, öyküye, şiire, müziğe; kısacası yaratıcı gücünüz nereye daha eğilimliyse o yöne aktarın. Paylaşmak zor olabilir ama iyileştiricidir.

Özsavunma önerileri
1. Deneyimlerinizi paylaşın. Deneyimleri olan insanları dinleyin. Deneyimlerin aktarılabildiği ve hayatta kalanların korunduğu alanlar yaratmak için aktif katkı sunun. Deneyimlerimiz birer politik silah; utandırılıp paylaşmaktan çekinmemiz, patriyarkanın bizi silahsızlaştırmak için kullandığı bir yöntemdir.
2. Fiziksel anlamda özsavunma bir reflekstir. Toplumun kadınlara ve lubunyalara öğrettiği temel davranışsal eğilim, susmamız, kaçmamız ve korkmamızdır. Refleks olarak bağırmayı, tekmelemeyi, yumruk atmayı ve tepinmeyi kendinize öğretmeye çalışın. Her şeyde olduğu gibi özsavunma da bir alışkanlıktır; ne kadar pratik yaparsanız, o kadar gelişir. Tehlike anında iki ayağınızı yere sağlam basmayı, çantanızı gülle olarak kullanmayı, günlük objeleri silaha dönüştürmeyi ve pisleşmeyi kendinize tekrar tekrar hatırlatın. Bedensel ve mental provalar yapın.
3. Fiziksel hazırlık gibi bilgi de bir güçtür ve bilgiyi kuşanmak da güçlendiricidir. Şiddet biçimlerini öğrenin ve öğrendiklerinizi kadınlara, çocuklara ve lubunyalara aktarın.
4. Aynı şekilde şiddet, ısrarlı takip ve cinsel saldırı gibi konularda yasal haklarınızı öğrenin. Sistemde pek çok aksaklık var; fakat inandırıldığımızın aksine tamamen tıkanmış durumda değil. Uzaklaştırma kararı gibi koruyucu tedbirler almanız, yaygın kanının aksine çoğunlukla faillerin gözünü korkutuyor. Koruyucu karar alınması bir tür suçlama değil, önleyici bir hukuki adım olduğu için çoğu zaman (polis aksini savunabileceği için savcılığa gitmeniz gerekse bile) bir dilekçe yeterli. Şiddet döngüsünün uzaklaştırma ile kırılamadığı durumlarda, uzaklaştırma ihlalleri yasal mücadelede dayanak niteliğinde ve size kanıt temin eden unsurlar olabilir.
5. Herkes fail ve/ya erkeklikten muzdarip olabilir elbette ama failliğin genelde cis-heteroseksüel erkeklerin tekelinde olduğunu aklınızdan çıkartmayın. Onları “eğitmeye” kalkmayın. Şiddeti uygulayan kesimlere değil, şiddete maruz kalan kesimlere odaklanın. Geçmişte bir sürü fail, feministlerden öğrendikleri bilgileri daha iyi saklanmak, izlerini daha iyi gizlemek ve failliklerinin hedefini daha iyi belirlemek için birer taktik olarak kullandılar.
6. Failler, kendilerini korumak için sosyal ve hukuki mekanizmaları çok hızlı bir biçimde uygulamaya koyuyorlar. Hedef seçtikleri insanları itibarsızlaştırmak, erkek dayanışmasının devreye sokmak ve karşı tarafın mental sağlığının manipülasyonla sorgulanacak duruma getirmek çok sık yaşanan durumlar. Bu yüzden birisi, durup dururken üzerinde romantik, profesyonel veya çevresel bir güce sahip olduğu bir kişiyi itibarsızlaştırma girişiminde bulunuyorsa, gerekçelerini her zaman sorgulayın. Resmi kararların failler lehine olduğu durumları mutlaka sorgulayın.
7. Kendinizi savunmasız göstermişken yapacağınız ani ve güçlü hamle, esas failleri savunmasız kılacaktır. Kafa karıştırıcı bir savunma sürdürmek, fiziksel saldırıda da, manipülasyonda da koruyucu etkilere sahiptir; çünkü karşı tarafın ön hazırlık süreçlerini altüst edersiniz. Şiddete maruz kaldığınız ilk anda kışkırtıcı olmak bazen iyi bir seçenek olmasa da, yeri gelince pisleşmekten korkmayın. Sizi şoka sokarak üstünlük elde etmeye çalışan birisinin planlarını onu şaşırtarak altüst edebilirsiniz.
8. Sınırlarınızı öğrenin, bunları başkalarına aktarın ve koruyun. Sınırlarınıza saygı duymayan insanlarla mesafelenmeye özen gösterin. Belki en başta basit şeyler olduğunu düşünebilirsiniz; ancak sizi yoklayan failler her zaman basit şeylerle başlarlar.
9. İçgüdülerinize güvenin. Eğer tehdit altında hissediyorsanız, tehlikenin gerçek olma ihtimali, durumu yanlış anlıyor olma ihtimalinizden çok daha fazladır. “Ayıp olmasın” diye kendinizi tehlikeye atmak yerine, gerekirse haksız çıkmayı göze alarak kendinizi koruyacak hamlelerde bulunun. Sürekli tetikte olmaktansa, gerçek tehlike anlarında defansa geçebilmek, hayat kalitenizi de yükseltir.
10. Çevrenizde failliği olan insanlarla yüzleşin, gerekiyorsa mesafe koyun. Elinizdeki bilgi ve bağlama göre özeleştiri talep edin, sosyal yaptırım uygulayın veya hayatta kalanla dayanışmak için örgütlenin ve yöntemler geliştirin. Doğru bağlamda, dedikodu bile örgütlü bir mücadele biçimi haline gelebilir.
Cinsel ya da fiziksel şiddet yaşadığınızda arayabileceğiniz bazı numaralar:
Cinsel Şiddetle Mücadele Derneği
Hafta içi pazartesi, salı, çarşamba, perşembe günleri
11:00 – 17:00 saatleri arasında
0549 599 15 19 numaralı telefondan bizi arayabilir ya da
basvuru@cinselsiddetlemucadele.org üzerinden bize ulaşabilirsiniz.
SPoD LGBTİ+ Danışma Hattı
LGBTİ+ Danışma Hattı, Türkçe dilinde anonim hizmet vermektedir. Hattımız resmi tatiller, pazartesi, salı ve cumartesi günleri hariç çarşamba, perşembe, cuma ve pazar günleri 12.00-18.00 saatleri arasında 0850 888 54 28 (0850 888 LGBT) numaralı telefondan sözlü ücretsiz destek sunmaktadır. Ayrıca, danisma@spod.org.tr e-posta adresinden yazılı olarak ücretsiz destek sunmaktadır.
Mor Çatı Kadın Sığınağı Vakfı
Kocatepe Mah. Cumhuriyet Caddesi, Cumhuriyet Apartmanı No.:17 Kat 5 – D: 11, Beyoğlu İstanbul
Telefon :(212) 292 52 32
Fax : (212) 292 52 33
E-mail : morcati@morcati.org.tr
Web : www.morcati.org.tr
Twitter : @morcativakfi
Facebook: @MorCatiVakfi
Instagram: morcati_vakfi
Mor Çatı’ya hafta içi 10.00-16.30 saatleri arasında ulaşılabilmektedir. Acil durumlar için lütfen 155, 183 ve 0212 656 96 96’yı arayınız.
Pembe Hayat LGBTİ+ Derneği Psikolojik Danışma Hattı
Pazartesi, Salı ve Çarşamba günleri 12:00-18:00 arasında 0549 100 06 88 numaralı telefon ve psikolojikdanisma@pembehayat.org e-posta adresinden psikolojik destek sağlamaktadır. Bazen yoğunluk sebebiyle aramalara ve e-postalara hemen cevap verilememektedir ancak daha sonra geri dönüş sağlanacaktır. WhatsApp üzerinden iletişime geçebilirsiniz.
- “I had to examine, in my dreams as well as in my immune-function tests, the devastating effects of overextension. Overextending myself is not stretching myself. I had to accept how difficult it is to monitor the difference. Necessary for me as cutting down on sugar. Crucial. Physically. Psychically. Caring for myself is not self-indulgence, it is self-preservation, and that is an act of political warfare.” ↩︎