“… Tarih sallamak için bir hamak,
oynanacak bir oyun olmalı, kedilerin oynadığı gibi…
Hepimiz kendimizce birer tarihçiyiz…”1
Kahramanımızın suratına atılan domates, hikayenin başlangıcı. Paskalyanın bir geleneğiymiş. Bu gelenek Sesil ile adını bilmediğimiz kahramanımızı bir araya getirir ve 15 yaşından 18’ine kadar aşkını dilinde ve defterinde şiiriyle, kulağında nice müzikle büyüten o kız çocuğu ile birlikte Sevileni yaratır.
Rumların ve Türklerin bir arada yaşadığı “yuvarlak” bir adada geçiyor Mahallemiz Eşrafından. Bir yandan tanıdık biri mi ölmüş diye merakla sela dinlenirken, öte yandan sonu “beyaz atlı prense” çıkan kahve falı bakıyor annesi kızına. Annesine kalsa ismi, aslında Süleyman mıdır Serkan mıdır bilinmez, “S” harfi belirmiştir kızının fincanında ama farkında değildir ki güneş ışığı anlamına gelen Sesil’in “S”dir o. Mahalle eşrafından Rum kızı Sesil…
Büyüme hikayeleri, sancı ve mücadeleye gebe. Berfin Ertan’ın yazıp oynadığı ve Hakan Emre Ünal’la yönettiği Mahallemiz Eşrafından oyunu bir çocuğun kendisine olduğu kadar ailesi ve mahalleliye de büyük gelen, kendi tarihini yazdığı bir hikaye.
Kahramanımız olan bu çocuk, iki sokak ötesinde yaşayan başka bir çocuğun suratına attığı domatesle Rumcayla, sirtakiyle ve kiliseyle ama en önemlisi Sesil ile tanışır. Domates oyunda bir arzu ve aşk sembolü. Kahramanımızın bir yanağına çarpıp allığına al katan domates, o meyveyi atan koca gülümsemeli, upuzun saçlı Sesil’i onun hayatına ve hayaline katmasının yanı sıra aile, okul ve din gibi kurumların nasıl hiyerarşik ve tahakkümcü yapılar olarak işlediğini diğer yanağına çarpar aslında.
Ve o da şiire sığınır; sevdiği Rum diye, Rumca yazmaya çalışarak ona ithaf ettiği şiire… Sonra yolu Arkadaş’ın Merhaba Canım’ıyla kesişir. Birileri böyle bir kural koymuş, necidir bunlar, nedendir bu kural bilinmez; başka milletten ve dinden biriyle arkadaş, “hemcinsine” aşık olamayacağını söyleyen ailesine karşı, sevdiği onu fark etsin diye şarkılara sığınır. Elbet Bir Gün Buluşacağız diyen Zeki Müren’den Vazgeçtim diyen Yıldız Tilbe’ye…
Oyunu izledikten sonra aklımın Rita Mae Brown’un Yakut Orman ve Jeanette Winterson’ın Tek Meyve Portakal Değildir kitaplarına gittiğini fark ediyorum. Meyvelerin sadece meyve olmadığı hikayeler… İster istemez bu hikâyeleri, bu hikâyelerin kahramanları Molly ve Jeanette’i hatırlatıyor bana Mahallemiz Eşrafından. Tesadüf olmasa gerek. Oyunun hikâyesi çok tanıdık ve samimi; benim gibi 30’larında bir lubunya için ise artık uzak bir geçmiş gibi. Ama oyunun nostaljiden ibaret olduğunu söylemek istemiyorum, bilakis bir çocuğun kendini, duygularını keşfetmesi, elalemin ne dediğine kafa tutarak arzusunun peşinden gitmesine dair olduğundan geçmişten daha çok o arzuya özlem mevzu bahis.
Peki neden kahramanımızın ismi yok, diye düşünüyorum. Bu genç bizi oyunun başında projeksiyona yansıtılan çocukluk haliyle tanıştırmışken, neden ismini söylemedi? Belki de sebebi bir aşk hikâyesi anlatmasında gizli: “Sevilen’in çoğu kez seven’in hayallerinin bir vücut bulması olduğunu söylersem belki de sinik bir yaklaşım içinde olduğum savunulacaktır. Oysa ki belki de bu kadarı yeterlidir. Esin veren birinin olması yeterlidir.”2 Yani demem o ki; kim olduğunun değil ne hissettiğinin öneminin peşinden koşuyor oyun.
Üstüne oturduğu taburesi, kendisini efkarlandıran şarkıları ardı ardına geçtiği radyosu, anne babasından gizli kafasına diktiği rakısı ve üstünde şiir karaladığı defteriyle bir çocuğun hislerini ortaya koyduğu tek kişilik ama birden fazla karakterli Mahallemiz Eşrafından, güçlü, duru anlatım dili ve oyunculuk performansıyla ilgi çekici.
Türkiye’de 2015’ten beri devletin LGBTİ+’lara açtığı savaşı, şiddeti ve baskıyı gittikçe artırarak sürdürdüğüne, keyfi yasak ve cezalarla lubunyaları kamusal alandan atmaya çalıştığına tanık oluyoruz. Öne sürülen ‘milli ve manevi hassasiyetler’ ya da Kürtçe sahnelenmesi sebebiyle olsun tiyatro oyunlarının gösteriminin yasaklandığını da hatırladığımızda Mahallemiz Eşrafından, anlattığı hikayeyle sansür, baskı ve zulme kafa tutar nitelikte. Oyunun her şeyden öte hikâyesiyle nice lubunyaya dokunabileceğini ve hikâyelerimizi anlatma cesaretini aşılayacağını düşünüyorum. Korku ikliminin hakim olduğu bu zamanlarda başımızı yaslayacağımız bir omuz niyetine….
Gösterime başlayalı çok olmadı, şayet IG hesabını takip ederseniz bir yerlerde oyunu yakalayabileceğinizi hatırlatmak ister, şimdiden iyi seyirler dilerim.
Mahallemiz Eşrafından
Künye:
Yazan – Oynayan: Berfin Ertan
Yönetmenler: Berfin Ertan, Hakan Emre Ünal ️
Hareket Tasarımı: Büke Erkoç
Reji Asistanı: Öykü Gökduman
Işık Tasarımı: Furkan Anıl Akbey
Işık Operatörü: Abrek Bayseç ️
Video Tasarımı: Ece Yazgı
İllüstrasyon: Eftal Deniz Gümüşkaya
Fotoğraf: Buse Nur Kocaaslan & Ezo Şara Uray
Dijital İletişim: Container Duo
Afiş Tasarımı: Öykü Eraslan
Topluluk: Kiki