Yeryüzü Ağacı’nın değerli okuyucuları, merhaba.
küçük İskender q u e e r’de şöyle der:
Biz kimleyiz ve tersten okunan
kıbleyiz yutkunduğumuz şekle, esrara;
esrarengiz sabırsızlığa
tüm haşmetiyle teğet geçen
sıradan, serseri, kundakçı bir sonbahar silahşoru.
veya tecelliyiz aslında sırılsıklam
ayyaş hikâyeleriyle, aritmilerle tamamlanan.
Bu ayki seçkinin ilk şiiri Yeryüzü Ağacı takipçilerinin aşina olduğu bir isim olan Mesut Kondu’dan. Şair, “yusufçukla çıtlık” şiirinde özlem duygusuyla hesaplaşıyor. Bengi Beng’in şiiri “SINIRLARLA BENİM ARAMDA” ise kendini sorgulamanın dış dünyayla ilişkisini göz alıcı bir içtenlikle okuyucusuna anlatıyor.
Bu sunuş yazısını içimi burkan bir haberle bitiriyorum. Normalde şiir seçkilerimizi “Gelecek Yeryüzü Ağacı’nda görüşmek üzere” cümlesiyle kapatırdım. Ancak 2020’den beri sürdürdüğüm edebiyat editörlüğü görevinden Şubat ayı itibariyle işimde aldığım yeni sorumluluklar editörlüğe zaman bırakmadığı için ayrılıyorum. Burada LGBTİ+ şair ve yazarlara açtığımız alanın bir parçası olabildiğim için her zaman büyük bir mutluluk duydum. Velvele’nin queer edebiyata yaptığı katkıyı artık dışarıdan fakat yine büyük bir heyecanla takip edeceğim.
Hoşçakalın,
İlker Hepkaner
Velvele Edebiyat Kolu
yusufçukla çıtlık
Mesut Kondu
her sabah saat 7.50’de ve her akşamüstü 16.45’te zamandan geçen bir kuşa rastlıyorum
bir bakıyorum trafiğin göbeğinde bir reklam trafiği panonun üzerinde
bir de bakıyorum avuçlarımın içinde
– kuş umut
umut kuş-
muş
diyorum içine
diyorum içinden
kulaklarıma açtığım son ses bir Sezen şarkısının içinden
– canım kuş, diyorum içine
uçup gidiyorsun
asfaltın kenarında boy vermiş
puslu sisli
duman duman günlere sarı sarı gülümsemiş bir çıtlığa varıp konuyorsun
yakışıyorsunuz
umut çıtını çıkarıyor yine
ben de çıkarıyorum sesimi
ve kendi etrafımda döne döne
sabahın ışığının an be an yükselişinde
akşam ışığın an ben an düşüşünde
uyku
telaş
çaba
çile
yorgunluk içinde ve
özleminde sıcak yataklarının ve
akşam yemeği buharının camları buğulandırdığı oturma odalarında koltuklarının
hayalinde belki bir kara sevdanın
tüm zamanlardan şu kuşla çıtlık gibi yüze yüze geçen
Mecidiyeköy’ün orasında dönüverişime bir an
bir an bakıveren
bütün insan kardeşlerimin içine içine
ta en içlerine
çıt diye bir ses açıp
çıt diye bir ses açıp
– ç ı t
diye bir ses açıp
ka
di
fe
d e n
dallanıp budaklanıp kanatlanasım var bahtiyar
Mesut Kondu kimdir?
İstanbul Üniversitesi İngiliz Dili ve Edebiyatı mezunuyum. “Çikolata Dağları’da Günbatımı”, “Vahşi İnsanlar”, “Go!” adlı romanları İngilizceden Türkçeye çevirdim. 2023 yılı içinde ardiskitap‘tan “Bu Güzel Hayvan“ adlı şiirsel düzyazı formunda bir kitap yayınladım.
SINIRLARLA BENİM ARAMDA
Bengi Beng
Bedenimin sınırlarını her gün yeniden çizerken
Bir kedi bir dişi gibi kendimi yeniden
Yeniden doğururken
Doğumla ölüm arasındaki bulanık çizgilere
Çizgilere basmadan yürürken
Kendime soruyorum
Aynaya
Etrafımda dönerken
Başım
Dünya
Dönmeler çarktan
Askerler harpten dönerken
Soruyorum
Vuran kim, vurulan
Seven ve sevilen
Üzümlerin dövüle dövüle
Şarap oluşunu izliyorum
Sarhoş oluyorum
Midem
Sınırlar bulanıklaşıyor sonra
Döven de benim dövülen de
Doğan da benim ölen de
Birilerinin katiliyim bir yerlerde
Neslimin üstüme kustuğu hiddetin
Esiriyim
Biliyorum nesiller arası bu yalnızlık
Her yana örülmüş
Her yana örülmüş örtüler
Kaldırıyorum bir bir
Korkarak kızarak zevkten
Zevkten dört köşe olarak
Örtüleri kaldırıyorum bir bir
Bacıkolimin eteğini kaldırır gibi
Babam çıkıyor askermiş
Annem çıkıyor esirmiş
Komşum çıkıyor sürgünmüş
Gerilla çıkıyor küskünmüş
Hepsi de etrafımda dönüyor şimdi
Bu nedir diyorum bir emir mi
Bir emir mi büyüklerden
Savaş bitti
Zevk, şehvet, aşk meşk vakti
Her yer dönüyor şimdi
Herkes dönüyor
Döven dövüleni alıyor
Seven sevilene tapıyor
Bir başkası tepiniyor kulağıma
Kulağıma
Bu dans diyor
Bu dans mecburi
Elbet bu dansla öpüşülecek
Sevişilecek ve ötüşecek kuşlar
Elbet ölünecek ve doğulacak yine
Bu dans bu dans diyor
Mecburi
Değil mi ki
Bengi Beng kimdir?
Ben her göbek bağımı şiirin kıyısına gömdüm. Tonlarca kez doğdum, binlerce kez öldüm. Kendimi her sabah kabuk kabuk soydum. Annemin fallusu, babamın namusu, hakikatin namlusu oldum. Şiir beni hep doğurur, hep öldürür. Bu böyle sürer gider, bengi bir döngüdür. Gelin beraber dönelim. @gereksiz_izm_ instagram hesabımda da şiirlerimi bulabilirsiniz. Sevgiler.
Velvele’nin notu: Bu vesile ile İlker Hepkaner’e Velvele’ye katkıları için teşekkür ediyor; hayatının bu yeni döneminde, yeni işinde ve edebiyat kariyerinde başarılar diliyoruz.
LGBTİ+ şairlerin şiirlerine yer verdiğimiz Yeryüzü Ağacı’na Ocak seçkisiyle bir virgül koyuyor, yeniden yapılanma sürecimiz tamamlandığında güzel haberlerle dönmeyi umuyoruz. Bu molada şiirlerini Velvele’ye yollamayı düşünen tüm şair dostlarımızdan özür diliyoruz. Yakında aynı ağacın gölgesinde tekrar buluşmak üzere.