Hep Yek Hep Tek

Sezgin İnceel

Bu hayat benim, benimse eğer, kimse karışmazsa yaşamaya değer.”

Bu sözleri ne zaman duysam, aklıma önce ergenliğim, sonra müzik ve hayatla olan ilişkim gelir. Sıkışıp kaldığım, kendimi aradığım, bulamadığım, başka bir boyutun olduğunu bildiğim, ama kapıyı nasıl açacağımı bilemediğim dönemler. Özlem Tekin özgüveni, çok yönlülüğü, müzik tarzları arasında dolaşması, piyasanın kurallarını altüst etmesi ve güçlü kadın imajı ile adını Türkiye pop tarihinde önemli yerlere kazırken, benim de gönlüme cesaret, umut ve güç tohumları ekiyor ve çığlıkları ile yalnızlığıma ortak oluyordu o zamanlar. O yüzden aradan yıllar da geçse, arada sevemediğim işler de yapsa, kredisi kolay kolay bitmedi.

Kocaman dövmeleri, sürekli değişen görüntüsü ve pitbull sevgisi ile pek bizden biri gibi değildi Tekin. Bizi memnun etmek istediği için değil de, kendi hoşuna gittiği için oradaydı adeta. Bazen masum, bazen “kötü”, bazen seksi, bazen “erkeksi” kadın oluyordu. İçimizde bir değil binlerce kişi olduğunun vücut bulmuş haliydi. İstikrar ve “düzgün kadın” beklentilerinin üstünü çiziyor, ayrılıklarda ağlayan taraf olmayı reddediyor, dağları delip çölleri aşarken, ayrıldığı sevgilisine “sende yıkılmam” diyordu. Rock, alternatif pop, hiphop, heavy metal, psychedelic trans gibi birbirleri ile teğet geçmeyen tarzlar arasında yaptığı müzikal yolculuğunun ortak özelliği asla kendini tekrar etmemesiydi. Bir de tabii eşsiz vokalleri.

Özlem Tekin, popüler müzik dünyasının kurallarını bir bir yıkarken, içinden gelen müziği yapmak ve içinden geldiği kişi olabilmek için belli ki kız başına büyük bir savaş vermişti. Yaşadıkları, çok övündüğü “savaşçı” ruhu ile birleşince bizim payımıza asi şarkıları düşmüştü. İlker Hepkaner ile beraber hazırlayıp sunduğumuz Yine Yeni Yeniden 90’lar podcast’inin “Kötü Kadınlar” bölümünde de konuştuğumuz gibi, kusurları olmayan bir kraliçe değildi. Bugünkü gözlüklerim ile baktığımda anti-feminist olarak yorumlayabileceğim söylemleri, hatta şarkı sözleri (bkz: magazin malı, güllü dallı motorlar) olmuş. Bunlar da bana o dönem kadınları güçlendiren popüler müzik figürlerinin feminizme olan mesafeli duruşlarını anımsatıyor. O yüzden “o dönemde ‘erkek gibi kadın olmak’ ile bağdaştırılan güçlü kadın olmak olgusu, bugün Özlem Tekin müziğinde kendisine nasıl yer bulurdu?” diye sormadan edemiyorum.

Ben bugün onu, bana ilham ve güç vermiş, zor zamanlarda ayağa kalkmama yardımcı olmuş şarkıları ile anmak istiyorum. Kendisi olabilmek için savaş veren, içindeki farklı kişilere korkusuzca yer açan ve toplumun dayatmalarına boyun eğmeyen herkese selam olsun.

Radyo Velvele için Özlem Tekin’in müziğinin üzerindeki güçlendirici etkisini anlatan, sanatçının favori şarkılarını bir araya getiren Sezgin İnceel’le geçtiğimiz aylarda müzikal kariyeri ve projelerini konuşmuştuk. “Geçse de Yolumuz Orta Yaş Krizlerinden, Meydanlara Çıkar Sokaklar” başlıklı söyleşiyi şu linkten okuyabilirsiniz.