Avrupa Birliği Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen, 17 Mayıs Uluslararası Homofobi, Bifobi ve Transfobi Karşıtlığı Gün için bir mesaj yayımlamış; “Mücadelenizde her zaman yanınızda olacağım.” demiş. Toplumsal cinsiyet karşıtlığının, aşırı sağın ve yeni faşizmin yükseldiği; LGBTİ+’ların, özellikle de transların dünyanın birçok yerinde açıkça hedef gösterildiği bir dönemde bu sözler, ilk bakışta kıymetli görülebilir elbette.
Lakin;
- Gazze’de on binlerce insan katledilirken İsrail’e, bırakın yaptırım uygulamayı, doğru düzgün iki kelam etmeyen,
- İran’da kadınlar, LGBTİ+’lar, gençler, Kürtler ve hak savunucuları öldürülürken yalnızca “çok endişeliyiz” türünden diplomatik açıklamalarla yetinen,
- Suriye’de barbar Colani rejimi Alevilere, Dürzilere, Hristiyanlara, Kürtlere, kadınlara ve LGBTİ+’lara saldırırken ses çıkarmayan, hatta bu rejime oluk oluk para akıtan,
- Türkiye’de AKP-MHP iktidarı yıllardır kadınlara, LGBTİ+’lara, Kürtlere, Alevilere, insan hakları savunucularına, gazetecilere, siyasetçilere; ezcümle tüm muhaliflere baskı uygularken birkaç kuru diplomatik açıklamanın ötesine geçmeyen, üstelik göç politikaları nedeniyle rejimle çıkar ilişkisini sürdüren,
- LGBTİ+ mülteciler şiddet, ayrımcılık, sınır dışı edilme ve geri gönderilme tehdidiyle karşı karşıyayken buna karşı gerçek bir siyasal tutum almayan
bir siyasetçinin “yanınızdayım” sözleri ne kadar samimi olabilir?
Çünkü mesele tam da burada düğümleniyor: İnsan hakları söylemi çoğu zaman evrensel bir etik ilke olarak değil, jeopolitik çıkarların vitrin süsü olarak kullanılıyor.
Ah Bayan von der Leyen, bizim liberal insan hakları vitrininize değil; LGBTİ+’lar, kadınlar, göçmenler ve herkes için gerçek bir özgürlük ve radikal eşitlik siyasetine ihtiyacımız var.
Edmond Rostand’ın Cyrano de Bergerac oyunundaki Cyrano’nun o meşhur tiradındaki gibi:
“İstemem, eksik olsun” desteğiniz.