Pedro Almodóvar, Cannes Film Festivali’nin yarışma bölümünde yer alan son filmi “Amarga Navidad“ın basın toplantısında konuştu.
Yakasındaki “Özgür Filistin” rozetiyle katıldığı toplantıda İspanyalı queer yönetmen, Donald Trump yönetimi ve Fransa’da Canal+’ın, ana hissedarlarından birine karşı açık bir mektup yayınlayan sanatçılara yönelik kara liste tehdidinde bulunmasıyla ilgili tartışmalara istinaden sansürle ilgili bir soruya şu yanıtı verdi:
“Kimseyi yargılamak istemiyorum ama bence sanatçılar, çağdaş bir toplumda yaşadıkları koşullar hakkında konuşmalı. Bu ahlaki bir sorumluluk. Sessizlik ve korku, işlerin kötüye gittiğinin bir göstergesidir. Bu, demokrasinin çökmekte olduğunun ciddi bir işaretidir. Aksine, yaratıcı insanlar seslerini yükseltmeli… Olabilecek en kötü şey sessiz kalmak ya da sansürlenmek olurdu. Konuşmak gibi ahlaki bir yükümlülüğümüz var… Bu deliliğe karşı bir kalkan gibi hareket etmeliyiz.”
Toplantıda Trump, Vladimir Putin ve Binyamin Netanyahu’dan canavarlar şeklinde bahseden Almodóvar, 11 Mayıs’ta Los Angeles Times’da yayımlanan röportajında bu yılki Oscar ödül törenini de “apolitik” olduğu için eleştirmişti:
“Oscar törenini izlerken savaşa ve Trump’a karşı pek fazla itiraz yükselmemesi oldukça dikkat çekiciydi” dedi ve sözü arkadaşı aktör Javier Bardem’e getirdi:
“Belki o tek değildi ama hatırlayabildiğim tek gerçek örnek, lafı dolandırmadan ‘Özgür Filistin’ diyen Avrupalı bir arkadaşımdan, Javier Bardem’den geldi.”
Yönetmen sözlerine şöyle devam etti:
“İnsanlar çok korkmuş durumda. Bazıları ‘kusurlu bir demokrasi’ olarak bahsediyor ancak ABD’nin şu anda bir demokrasi ülkesi olduğunu düşünmüyorum. Üzücü ve ironik olan şey, demokrasinin, seçim aracılığıyla bu tür totaliter bir rejime yol açmış olması. Bu hem bir paradoks hem de inanılmaz derecede üzücü.”
Almodóvar geçen yıl değer görüldüğü Chaplin Ödülü’nü alırken de ABD’yi “insan haklarına saygı duymayan narsist bir otorite tarafından yönetilen bir ülke” olarak tarif etmiş, Trump’ın gelecekte bir felaket olarak hatırlanacağını söylemişti.
Los Angeles Times’ın, bu tür eleştirilerin kariyerine verebileceği zararlardan korkup korkmadığını sorduğu yönetmenin yanıtı şu oldu:
“Çok fazla korkum yok. İspanya’da genel olarak olayları oldukları gibi adlandırmaktan korkmuyoruz. Gazze’de yaşananları soykırım olarak nitelendiren bir hükümetimiz var ve İspanya halkı da bu tip konuları oldukları gibi adlandırmaktan korkmuyor.”
Yabancı olduğunu ve Hollywood dışında çalıştığı için inandıklarını daha açık bir şekilde ifade etmenin daha kolay olduğunu da altını çizdi.
Amarga Navidad, Cannes’daki prömiyerinin ardından 6,5 dakika ayakta alkışkandı.