Ben hayatımda sadece bir defa öpüştüm. Filmlerde öpüşüyorlar, görüyorum ama ben öpüşmeyi saçma buluyorum. Ne o öyle, tükürükler bir insandan diğerine geçiyor. Öpüşmek istemememi de insanlar saçma buluyor. Ne yani, tükürüklenmek istememek hakkım değil mi? Ben onlara karışıyor muyum? Bütün bunlara rağmen, bir defa öpüştüm. Nasıl oldu, anlatacağım.
Çok gençtim. Bir adam evine çağırmıştı. Şarap doldurdu kadehime; salata, makarna tabağıma. Ne güzel sohbet ediyorduk yemek yerken, gülüyorduk birlikte. Kanepeye geçtik. Yanıma oturdu. Elini omzuma attı, ne güzel bir andı.
Sonra dudaklarını uzattı. Dudakları şaraptan kıpkırmızıydı. Ben başımı diğer yana çevirip kadehimden koca bir yudum aldım. Zannettim ki güler geçeriz, ben tükürüklenmek istemediğimi anlatırım, laf lafı açar. O sorar da sorar, belki ben de bu vesileyle kendimi anlarım biraz. Öyle olmadı tabii. Adam bozuldu epey. Yanakları, dudaklarının rengini aldı sinirden. Sohbet edemez, gülemez olduk. Akşamın tadı kaçtı. Çıktım, gittim evinden. Bir daha, erkeklerle sohbet bile etmedim çok gerekmedikçe. Bence öpüşmeye haddinden fazla önem veriyorlar. Evet “bir defa öpüştüm” dedim ama o akşam değil.
Erkeklerle iletişimi asgariye indirdikten yıllar yıllar sonrasıydı. Bir akşamüstü Gülsen beni aradı. “Hadi, güneş çok güzel batacak belli ki, rakı içelim.” dedi. Hemen “olur,” dedim tabii, kırk yıllık arkadaşımı kıracak değildim ya. Hem teklif de pek güzeldi. Güneşi batırmayalı epey zaman geçmişti.
Adada denize karşı oturup mezelerimizi seçtik. Bir de 70’lik rakı söyledik yanına. Uzun zamandır görüşmemiştik. 70’lik ancak yetecekti, anlatacak çok şey birikmişti belli ki. Gülsen heyecanla anlatıyordu aradan geçen zamanda olanları. Ben araya girip “Yaaa, hı hı, öyle miiii,” diyordum, lafını çok kesmeden. Öyle tatlı anlatıyordu ki. Gözlerinin içi gülüyordu. Ne anlattığını hiç hatırlamıyorum ama anlatışını hatırlıyorum.
Şişenin dibini gördük. Kendi rakısı bitince Gülsen, benimkine musallat oldu. Benim bardağımdan koca bir yudum aldı. Tekrar önüme koydu. Ruj olmuştu bardağım -ve tabii tükürük. Bardağa baktım, bardak da bana baktı sanki. Gülsen anlatmaya devam ediyordu kahkahalar atarak. Ben de ona gülümsüyordum.
Bardağı elime aldım. Dudaklarımı tam ruj lekesiyle tükürüklenmiş kısma denk getirip bir dikişte içtim. İşte ben o an, ilk defa öpüştüm. Bir rakı bardağı aracılığıyla Gülsen’le. Bunu Gülsen’den bile sakladım. Siz de söylemeyin.