Yerli sahnenin en iyi albümleri: 8’den 4’e

E.T. Phone Home albümü, bıyık altından gülerek uzay yolculuğundan eve dönen bir çocuğun hikayesi. İlk şarkıda, hem bir hava yolu şirketinin adını taşıyan hem de mitolojide kanatlı at anlamına gelen Pegasus’a binip, uçuş sonrası güç bela taksi bulduktan sonra kendini arka koltukta rahatça sigara içerken bulan bir yeni nesil gurbetçi görüyoruz. Şarkılar boyunca, belki de sadece uzun bir süre yurtdışında kalıp memlekete döndükten sonra fark edilen detaylar görüyoruz: Arnavut kaldırımları, plastik sandalyeler, siyah tekel poşetleri, pilav arabaları, Cihangir merdivenlerindeki dilenci çocuklar… Yeni yeni jet sosyeteye girmeye başlayan kahramanımız kürkçü dükkanına dönmüş durumda.

Şarkının çift dilli Türkçe-İngilizce sözleri de bu uluslararası (ya da albümünü ismini ve son şarkısı Soluk Mavi Nokta’yı hesaba katarsak gezegenler arası) hareketliliği tasvir ediyor. Frank Ocean’in channel ORANGE albümündeki gibi, burada da yeni ortamlara ve konforlu bir sınıfsal pozisyona yeni yeni alışan birini görüyoruz.

Tropikal reggae ve Tame Impala’nın hafif saydoselik tarzıyla albümün en güçlü şarkılarından Under the Sun’da enflasyon ve hızla değişen kur farkı gibi ekonomik sorunlara hızlıca gönderme yapıp, bunları nasıl bile isteye dikkate almayarak yaşamayı seçtiğini anlatıyor: “Leave me buried in the sand / I don’t want to hear no plans / If it ain’t about a dance / Under the sun.” Fikret Kızılok’un Egoist Kumsal şarkısı gibi, zevkine düşkün bir gencin itiraflarını dinliyoruz.

Solgun yüzü, yer yer androjen giyim stili ve tarzındaki hafif gotik dokunuşlarla, alışkın olduğumuz rapçi profiline pek benzemiyor Mavi. Bu albümle, müzikal olarak da akranlarından bambaşka bir yerde olduğunu ispatlıyor. Şeytanın bile aklına gelmezdi, Türkçe sözlerle böyle bir 2000’ler R&Β albümü yapmak. Ama Mavi’ninkine gelmiş işte. Albümün gizli cevherlerinden Naptın Ki? ve Dokunmadan gibi şarkılar gerçekten bugün piyasada olan hiçbir şeye benzemiyor. Timberlake veya D’Angelo bile bu tür şarkılar yapmıyor artık, hele 2024’e uygun bir prodüksiyonla. Sahiden, Mavi’nin çalıştığı prodüktörlere de şapka çıkarmak lazım. Yerli sahne, ancak böyle denemeler yapıldıkça zaman zaman içine hapsolduğu döngülerden çıkıp gerçekten yeni yerlere evrilebilir. 18 yaşındayken rap, 20’sindeyken de R&B yapan Mavi, 22 yaşında kim bilir daha neler başarır? 

Albüm aynı zamanda oyunbaz bir dille aşkın olumlu taraflarını da tasvir ediyor. Türkiye’deki rapçilerin büyük bir kısmı tacizvari ve mizojen sözleri erotik zannederken Ezhel bunun aksine sağlıklı ve karşılıklı bir cinselliği işaret ediyor şarkılarında. Açık saçık bir şekilde seksi anlatan eski şarkısı Küvet gibi, bu albümde de karşılıklı zevki yücelten dizelere rastlıyoruz, mesela: “Hep mi düşünüp duracağım? / Gelip yüzüme oturman lazım / Olmalısın benim cancağızım.” Ya da yine Derman veya Sakatat gibi eski şarkılarında da tekrarlanan metaforlar gibi, bu albümde yer alan Doyamam şarkısında erotik coşkusunu arka arkaya yemek ve tatlı kültüründen gelen kelimelerle anlatıyor. “Kız teni güllaç gibi, dili reçel” gibi dizeler ilk bakışta çoğu kişiye komik gelse de, divan şiirinin aşk manzumları gibi aynı metaforu bir şarkı boyunca kullanmak gerçekten bir söz sanatı.

Editör: Bawer

Yerli sahnenin en iyi albümleri: 13’ten 9’a – Geleneğe yeni yorumlar“ı okumak için tıklayın. “Top 3 – Modern başyapıtlar” 24 Aralık Salı günü velvele.net’te.

1 Comment

Comments are closed.