İsim, ilçe, semt adları ve bazı bilgiler kişinin güvenliği gerekçesiyle tarafımızdan değiştirilmiştir.
Geçtiğimiz günlerde bir eşcinsel erkek bana ulaştı ve sesini duyurmak istediğini söyledi. Korktuğunu, kırılganlaştırıldığını, aciz bırakıldığını, kimseyle konuşamadığını, başına onu fazlasıyla travmatize eden bir olay geldiğini ve nereye gideceğini, ne yapacağını bilemediğini belirtti.
Hornet adlı uygulamada tanıştığı bir profil tarafından şantaja maruz kalmış. İstenen parayı yollamadığı takdirde, şantajcılar, bu kişiyi ailesine ve yakın akrabalarına mahrem fotoğraflarını yollayarak “oğlunuz ibne” demekle tehdit etmişler.
Olayın detaylarını aşağıdaki röportajda uzun uzun anlattı. Bu röportajı verme amacının sesini duyurmak olduğu kadar başına bu olay geldikten sonra benzer deneyimleri yaşamış eşcinsel erkeklerin hikayelerinden çok etkilenmiş olması olduğunun da altını çizdi.
Bu röportaj, organize şantaj suçunun mağduru olan eşcinsel erkeklerin insan hakları hakkında bir röportajdır.
Bu organize suçu mümkün kılan birbirinden farklı çok fazla dinamiğin olduğu iddia edilebilir. Zamanında milyonlarca Türkiye Cumhuriyeti vatandaşının verilerinin internete sızmasından bu verilerin daha sonra çeşitli amaçlarla kullanılmak üzere kopyalanmasına kadar… Ya da “olay yeri” internet ortamı olduğunda şantaj suçunu önlemek için acil müdahalenin kendi içinde çeşitli zorlukları olacağından tutalım da şantaj suçunun çağımızın genel sorunu olan veri “güvenliği” meselesiyle yakından ilişkisine kadar… Birçok nedensellik öne sürülebilir.
Ancak gerekçeler, “mantıklı” veya cin fikirli açıklamalar ne olursa olsun insanca ve özgür yaşamı savunanlar olarak böyle bir olay karşısında sormamız gereken şu sorular günün sonunda buz gibi elimizde kalır:
Bir eşcinsel insan, neden eşcinsel olduğunu gizlemek zorundadır? Bir eşcinsel insanın can ve mal güvenliği, ailesinin ve akrabalarının onun eşcinsel olduğunu öğrenmesiyle neden tehlikeye girer? Eşcinsel aşk ve seks, neden eşcinsel insanların büyük riskler almak zorunda kaldıkları “özgürlükleridir”?
Röportajı yaparken çok öfkelendim. İnsanlık ve yaşadığımız çağ adına utandım. Aileler, devlet ve piyasalaşmış siber güvenlik üçgeninde ayaklar altına alınan insanlık onuru ve suç mağduru bir insanın çaresizliği yüzümü kızarttı.
Aşağıdaki okuyacağınız röportajda oğlu eşcinsel diye rezil ya da katil olacak kutsal geleneksel aile kurumu bir yanda duruyor. Diğer yanda, eşcinsellere karşı işlenen suçları cezalandırmayan ve onların can ve mal güvenliğini kasten korumayan homofobik devlet bulunuyor. Böylece, bu devlet yasalarıyla şimdilik cezalandıramadığı eşcinselliği cezalandırmayı başka güçlere devretmiş oluyor.
Hikayenin diğer yanında da homofobiyi ve dahası ikiyüzlü toplumsal ahlakı yasadışı gelir kapısına dönüştüren şantajcı çeteler ve o çetelere devletin yapamadığı acil müdahaleyi ne hikmetse hemen yapabilen “şantajdan hemen kurtulun” sloganlı tuhaf “firmalar” var. Tüm bunların tam karşısında ise başına gelenlerin, hatta daha kötüsünün başka eşcinsel insanların da başına geldiğini gördükten sonra ortak yaralanabilirlik bilinciyle harekete geçip sesini duyurmaya çalışan bir insan, tüm bu hikayedeki tek cesur kişi bulunuyor. Şimdi sözü o insana bırakıyorum.
Olay nasıl başladı?
9 Şubat 2024 akşamı, Hornet’te bana çok yakın mesafede görünen beğendiğim birine yazdım. O da bana geri yazınca nerede olduğunu sordum. Avcılar’dayım deyince şaşırdım; çünkü Ben Eyüp’te yaşıyorum ve Hornet’teki profilinin gösterdiği mesafe bana çok çok yakındı. Daha sonra benden Whatsapp numaramı istedi, verdim. Numarası Türkiye değil, ABD numarasıydı. Olabilir dedim, belki ABD şirketinde çalışan biridir vs.
Whatsapp’a geçtikten sonra kendini tanıttı; boyundan, kilosundan, tek yaşadığından bahsetti. “Sen de kendinden bahseder misin?” diye sorunca, aynı minvalde şeyler anlattım. Sonra bana “Özel resimlerini gönderir misin?” dedi. “Ekstra olarak XX fotoğrafın da var mı?” diye de özellikle sordu. Ben de XX fotoğraflarımı attım.
Hemen ardından “Gizli misin?” diye sordu, evet dedim. Sadece çok yakın arkadaşlarıma açık olduğumdan, maskülen olduğumdan bahsettim. “Başka XX fotosu atar mısın?” dedi bu kez. Bir tane de o -artık kendinin mi yoksa çaldığı bir profil fotoğrafı mı bilmiyorum tabii- yolladı.
Ben de tekrar “Bana çok yakın görünüyorsun. Ben Eyüp’teyim. Sen şu an tam olarak neredesin?” diye sordum. “Avcılar’dayım, evdeyim.” diye yanıtladı. Ben de, “Avcılar’da evde olduğunu söylüyorsun ama Hornet’te bana en yakın sen gözüküyorsun, bir gariplik var.” dedim. O da “Avcılar’dayım… Enteresan. Bugün indirdim uygulamayı” dedi. “Anladım, ama bana göre daha az foto attın.” diye devam ettim. “Şimdi bi’ Tekel’e gidip geleceğim, sana on dakikaya yazıyım mı?” deyince de “Foto atman için Tekel’e gidip gelmeni neden beklemem lazım ki?” gibi bir şey söyledim. “Ne tarz bir foto istersin?” dedi bunun üzerine. “İstediğin tarz… XX de atarsan sevinirim.” diye yanıtladım. Bir fotoğraf yolladı. Bu fotoğrafı attıktan sonra Hornet’teki profili bana daha uzak bir mesafede görünmeye başladı. “Uzaklaştın şimdi.” dedim. “Evet, çok uzağım Eyüp’e.” dedi. Ben de bunun üzerine “E, o zaman nasıl buluşacağız ki… Sen Avcılar’dasın ben Eyüp’teyim, uzağız.” deyiverdim. Bu son cümlemdi. Bu konuşmaların hepsi o gece çok kısa bir süre içinde olup bitti. Yani muhabbeti tanıştıktan kısa bir süre sonra bu noktada kapattık.
Uzak görünmesi dışında başka bir gariplik fark ettiniz mi bu profil hakkında?
Daha önce bu profile benzer tarzda profil sahipleriyle beraberliklerim oldu. O sebeple bir gariplik fark etmedim. Yani belki onun bulunduğu bölgede konumlar yanlış yazılıyor olabilir diye düşündüm. Ben de bazen konumumu attığımda aşağı sokakları gösteriyor çünkü O tarz bir durum olabilir, GPS’le alakalı bir problem olabilir diye varsaydım. Yani konuştuğumuz ilk gece bu teknik sorun dışında herhangi bir şüphe duymadım. Zaten tanıştığımız ilk gece üstüne de çok düşünmedim, çok kısa konuşmuştuk ve unuttum. Başka profillere geçmiştim zaten, onlarla sohbet ettim. Bu kişiye ve sohbete takılıp da kalmamıştım.
Peki, sonra ne oldu?
Ertesi gün, öğleden sonra, Whatsapp üzerinden “Merhaba…” diye bir mesaj yazdı. Daha sonra, ailemin ve akrabalarımın isimleri, soyadları, T.C. kimlik ve telefon numaralarını listeleyen bir mesaj daha attı. Mesaj şöyleydi:
“Panel
Bayilik
Telegrama Katıl
Discorda Katıl
Hayat Hikayesi Sorgu
SORGU SISTEMI
Mülk
Gelişmiş Sorgular
Vesikalar
İşyeri
Mernis 2023
Hastane
Gelişmiş Eğitim
Eğitim
Araç
Soy Sorgu
Telefon
Mernis 2015
2015 Adres
İnstagram
Akraba Sorgu
TC
Sorgula
YAKINLIK DURUMU TC AD SOYAD TELEFON
Kendisi (Burada T.C. yazıyor) (Burada Ad Soyad Yazıyor) (Burada Cep Numarası yazıyor) Kardeşi (T.C. numarası) (Ad Soyad) (Telefon) Kardeşi (T.C. numarası) (Ad Soyad) (Telefon)
Kardeşi (T.C. numarası) (Ad Soyad) (Telefon)
Kardeşi (T.C. numarası) (Ad Soyad) (Telefon)
Babası (T.C. numarası) (Ad Soyad) (Telefon)
Hala/Amca (T.C. numarası) (Ad Soyad) (Telefon)
Hala/Amca (T.C. numarası) (Ad Soyad) (Telefon)
Hala/Amca (T.C. numarası) (Ad Soyad) (Telefon)
Hala/Amca (T.C. numarası) (Ad Soyad) (Telefon)
Hala/Amca (T.C. numarası) (Ad Soyad) (Telefon)
Hala/Amca (T.C. numarası) (Ad Soyad) (Telefon)
Hala/Amca (T.C. numarası) (Ad Soyad) (Telefon)
Annesi (T.C. numarası) (Ad Soyad) (Telefon)
Teyze/Dayı (T.C. numarası) (Ad Soyad) (Telefon)
Teyze/Dayı (T.C. numarası) (Ad Soyad) (Telefon)
Teyze/Dayı (T.C. numarası) (Ad Soyad) (Telefon)
Teyze/Dayı (T.C. numarası) (Ad Soyad) (Telefon)
Teyze/Dayı (T.C. numarası) (Ad Soyad) (Telefon)”
Bu mesajdan hemen sonra, “Beni engellersen fotoğraflarını herkese atarım. Hiç şakam yok.” dedi.
Size yolladığı yukarıdaki mesajda yazan bilgilerin hepsi doğru muydu?
Evet doğruydu.
Ardından neler yaşandı?
Tehdit mesajından sonra, ben de dedim ki “Numaranı aldım.” Daha önce söylediğim gibi kendisi ABD numarasıyla bana ulaşmıştı. Ben de ABD numaralarının nasıl kontrol edildiğini biliyordum. Kâh doğru kâh yanlış, ama bir şekilde numaraları kontrol edebiliyorsun. Sonra ona şöyle yazdım: “ABD numaralarının kime kaydedildiğini gösteren siteler var, numaran bulunur.” “O halde izle şimdi…” diye yanıtladı. Yapmış olduğunun ciddi bir şantaj olduğunu, söyledim. O da fotoğrafları babama ve hatta herkese atacağı tehdidini savurdu. Ona bütün ekran görüntülerini aldığımı söylemem üzerine gerçekten de anneme mesaj attı. “Merhaba, oğlunuz Fatih’in resimlerini yollayacağım size.” yazan mesajın ekran görüntüsünü yolladı. Ekran görüntüsüne baktığımda annemin numarasını ve güncel profil fotoğrafının olduğunu gördüm.
Bunun üzerine ne yaptınız?
Ne yapmaya çalıştığını sordum. Hiç uzatmadı ve fotoğrafları yollamama karşılığında “Toplamda on bin, taksitle beş bin, beş bin istiyorum.” dedi. Ben de işsiz olduğumu, ev arkadaşlarımla yaşadığımı, düzenli ödemem gereken oda kiram olduğunu söylediğimde, “Yapacak bir şey yok, kardeşlerinden iste… Şimdi ödeme yapacak mısın ifşa mı yapalım, çabuk karar ver.” dedi ve bir süre bir şey yazmadı. Tüm bunlar beş dakika içinde oluyordu. Bir süre sonra “Peki, sen istedin!” diye tekrar mesaj attı. Hiçbir şey istemediğimi, şokta olduğumu ve paramın olmadığını, söyledim. Bunun üzerine fotoğrafları herkese atacağını tekrarladı. Ben de cidden paramın olmadığını, sağlıklı düşünemediğimi, şok olduğumu yineledim. “Bu benim sorunum değil, paran yoksa ailene atıyorum. Artık bir şey istemiyorum. Fotoğrafları ailene atıyorum. Tüm sülalene atıyorum.” diyerek tehditlerini sürdürdü.
Daha sonra dayıma “Merhaba, yeğeninin fotoğraflarını sana yollacağım.” diye bir mesaj yazmış. Bu mesajın ekran görüntüsünü de attı bana. Numarayı kontrol ettim, dayıma aitti. “Bak son şansın.” diye ekledi. Ben de “Param yok, arkadaşlarımı aramam lazım. Hangisinde bulurum bilmiyorum. Bu durumda en kötü intihara sürüklersin beni. Seni de bulurlar. Dahil olduğun şey para kazanmak değil, hayatla oynamak.” diyebildim. Bu mesajıma yanıtı şöyle oldu:
“Bok ye, nah bulurlar! Hadi para işini çöz yoksa iş kötü sonlanır. Bende acıma yok. Whatsapp grubu kuracağım sülalenden oluşan. Herkesin içinde olduğu gruba fotoğraflarını atacağım. Yazışmalarla beraber… Hadi karar ver.”
Bu süreçte kendisini oyalayıp aktivistlere ve devletin siber suçlarla mücadele eden birimlerine ulaşmayı planladım. Sizinle de bu sırada irtibata geçtim. Siber suçlarla mücadele birimini aradım. Siber suçlar direkt polise yönlendirdi. Polislerle görüştüm.
Peki, bu telefon numaranız E-Devlet’te kayıtlı mı?
Kayıtlı tabii.
Kaç yıldır bu numarayı kullanıyorsunuz?
On yıldan fazladır.
Sadece telefon numaranızı, isminizi ve konumunuzu bilen birinin bu kadar veriye nasıl ulaşmış olabileceğini düşünüyorsunuz? Türkiye özelinde bu nasıl olmuş olabilir sizce?
Bununla alakalı benim bir fikrim yoktu. Başıma bu olay geldikten sonra şantaja karşı mücadele eden ve paralı çalışan yerlerden birini aradım, durumu anlattım. Her şantajcı çetenin kendine has yöntemleri olduğunu söylediler ve maruz kaldığım şantajın detaylarını dinledikten sonra, “Bu Kıbrıs çetesi.” dediler. Bu da zamanında T.C. vatandaşlarının kişisel verilerinin sızmasıyla ilgiliymiş. O dönemde veriler şantajcılar vs. tarafından saklanmış. Böylece ellerinde data olmuş oluyor. Şöyle cevap verebilirim bu soruya, büyük bir ihtimalle ilk önce numaramı bu sitelerden birine yazdı. Hat uzun yıllardır benim üzerime olduğu için sızan verilerden tüm verilerime ulaşabildi.
O halde şu an şantajcı çeteler, Türkiye’deki bir kişinin sadece telefonunu bilerek ve sızdırılan verilerin saklandığı sitelere vb. yerlere bu telefonu girerek bütün bu bilgilere ulaşabilir diyorsunuz.
Evet.
Bu şantajcılarla Hornet’te karşılaştınız. Peki, Hornet’in kişileri onay mekanizması nasıl? Bu kişi onaylı bir profil miydi?
Onaysız bir profildi. Onaylı profiller ücretli olduğu için onaylı-onaysız sistemi tam oturmamış bir sistem. Yani onay işlemi paralı olduğu için herkes yapmıyor, ben de yaptırmadım hatta. Yani gereksiz bulunuyor.
Hornet’in bu süreçteki konumunu nasıl değerlendiriyorsunuz?
Hornet’in bir hatası olduğunu düşünmüyorum; ama Hornet’te profili olan arkadaşlarla konuştuğumda birden çok fazla kişinin bu şantajlara maruz kaldığını öğrendim. Kimisi kredi çekmek zorunda kalmış, kimisinin babası onu öldürmeye çalışmış. Kimisi terapi almaya başlamış. En azından Hornet şunu yapabilirdi; “Böyle bir tehlike vardır, şöyle şöyle teknikler, numaraları, yöntemler kullanmaktadır, Türkiye’deki geyleri tehdit etmektedir, şunlara şunlara dikkat edin…” gibi bir uyarı metnini güncel olarak akışta tutabilirdi. On yıldır aynı haberi koyacaklarına, böylesi önemli konularda bilgilendirme geçebilirlerdi.
Hornet’e ulaştınız mı?
Hayır olayın hızlı akışında ulaşmamıştım, fırsatım olmamıştı, ama daha sonra Hornet Team’e bir bilgilendirme maili attım. Ancak mesajımın üstünden birkaç gün geçmesine rağmen henüz bir dönüş alamadım. Hornet, en pratik ve en çok kullanılan uygulamalardan biri. Türkiye gibi bir ülkede gizli bir eşcinsel olarak, bir erkekten hoşlandığında gel bir çay kahve içelim diyemiyorsun, dışarda buluşmuyorsun. Belli zamanlarda insanlara yazıyorsun. Onlar da sana öyle yazıyor. Ve çok kısa bir şekilde buluşma ayarlamaya çalışıyorsun. Ve Hornet bunu sağlayabiliyor.
Sürecin devamı nasıl gelişti?
Ben onu oyalarken 112’yi aradım, siber suçlar birimine bağlandım. Durumumu anlattım. Siber suçlar birimi beni polise yönlendirdi. Durumu anlayamadım. Hızlı davranmam gerektiği için çok sorgulamadım. Evime yakın bir karakoldan bir polisle görüştüm. Durumu anlattığımda “Hangi uygulamada oldu bu?” diye sordu. Ben önce duraksadım. Çünkü bu ikinci bir dalga gibiydi. Kamuya açılıyorum diye düşündüm ve “Hornet” dedim. Ondan sonra… Burası biraz mide bulandırıcı; çünkü “Hornet üzerinden gelen şikayetleri biz savcılığa sevk etsek bile savcılık o dilekçelere bakmıyor. Doğrudan savcılığa gitmen gerekiyor.” dedi. Savcılığa gitsem de, davanın açılması dört ile altı ay arası sürüyormuş. Adam, on dakika içinde benden para istemiş. Sonra bana şantaj yapan numarayı araştırdım. Şahsa kayıtlı olmayan online bir hat olduğunu öğrendim. Dalgalara karşı yüzüyormuş ve boğuluyormuş gibi hissettim. Ya boğulacaktım ya birkaç kulaç daha atıp kıyıya çıkacaktım. Devletin siber suçlar biriminden, polisten ve savcılıktan umudumu kestikten sonra, Google’a siber suçlarla nasıl mücadele edilir diye baktım. Peş peşe firmalar çıktı.
Siber suçlarla mücadele eden birim size polise gitmenizi, polis de savcılığa gitmenizi söylüyor. Ancak aynı zamanda polis, savcılığın Hornet’le ilgili suçlarla ilgilenmediğini de belirtiyor. Burayı biraz açar mısınız?
Tabii ki. Polise gittiğinizde şikayet dilekçesi yazıyorsunuz ya, polis de dilekçenizi savcılığa sevk ediyor. Polis önce bana ilçemi sordu, mahallemi sordu. Sonra da biz şimdi şikayetini alsak, dilekçe yazsak ve savcılığa sevk etsek, normalde Hornet’le ilgili giden şikayet dilekçelerine savcılık çok da bakmıyor gibi bir şeyler söyledi. Zaten sadece nöbetçi savcılık açık olduğu için, polis de böyle deyince savcılığa başvurmaktan vazgeçtim. Nöbetçi savcılığa da gitmekten vazgeçtim. Adam, on dakika içinde beş bin lira istiyordu. Anneme yazmış, annemin numarası gerçek. Savcılığa gitmek için taksi tutsam bile yarım saat trafik. Zaten savcılığa kendimi anlatana kadar bütün akrabalarıma fotoğraflar ulaşmış olacaktı. On bin lirayı al düş yakamdan desem de sorunun çözülmeyeceğini biliyordum. Hornet’deki arkadaşlara da hemen sorduğumda onların da bu durumdan bezdiğini öğrendim; çünkü arkadaşlarının başına gelmiş aynısı. Ben bu zamana kadar en az beş vakayla karşılaştım. “Abi verdi parayı çocuk ama yine de peşini bırakmadılar.” dedi arkadaşım. Bunlardan biri artık demiş ki tamam, ne kadar istiyorsan vereceğim. Krediye düşmüş. Yine de ailesine fotoğraflarını yollamışlar. Zaten tüm bunlar iki üç saatte oluyor. Hızlı olmam gerekiyordu, ben de Google’e yaşadıklarımı yazıp neler yapabileceğimi araştırdım. Devletten umudumu kestim kısaca.
Devletten umudunuzu kesmeniz tam olarak neyle ilgiliydi?
Siber suçların polise, onların da, gitseniz de bakmazlar diyerek, savcılığa yönlendirdiği bir durumla karşılaştım. Polisin, bu davaya yani Hornet’le ilgili buna benzer bir davaya savcılığın bakmayacağını, baksa bile böyle bir davanın dört ila altı ay arasında çözüleceğini söylemesi devlete herhangi bir başvurunun anlamsız olduğunu gösterdi bana. Çünkü bir yanda adam benden para istiyor, diğer yanda hantal bir sistem biz bunu çözer miyiz bilmem, çözersek de altı ayda ancak çözeriz diyor. E, burada da bir gerçek var. Benim daha pratik düşünüp davranmam gerekiyordu güvenliğimi sağlamak için. Diyelim ki ben şikayetçi oldum ve savcılık dosyaya bakma kararı aldı. Davayı kazandım. Hatta çeteyi çökerttim diyelim. Yedi sülaleme fotoğraflar gitmiş, sakız olmuşum ağızlarında… Ne olacaktı ki? Ne anlamı kalacaktı ki?
Sonra ne yaptınız?
Google’da arama yaptıktan sonra birçok firma çıktı. İlk firmaya tıkladım. Oradaki numarayı aradım. Konuştuğum kişiye durumumu anlattım. Sorunu çözmek için benden 12 bin lira istediler. Ben de siz şantajcıdan daha çok para istiyorsunuz ama dedim. Adam telefonu yüzüme kapattı.
Başka bir firmayı aradım. Gene durumumu anlattım. Şantaj uygulayan çetelerin farklı yöntemler kullanabileceğini; kimisinin Facebook’tan da veri çekebileceğini, kimisinin de böyle devletin sahip olduğu bilgileri kullanabileceğini söyledi. Sonra tüm sosyal medya hesaplarımı kapatmamı tembihledi. Şantaja karşı nasıl bir yöntem kullanacaklarını anlattı. Bu sefer de on sekiz bin lira istedi. Ben de tüm parayı tek seferde ödeyemeyeceğimi söyledim. Taksitle ödeme teklif ettim çünkü bir an önce işleme başlasınlar ve kurtulayım istiyordum. İkinci aradığım yerdeki kişi, bunu kabul etti. Bir iki saat içinde bu işi çözeceklerini söyledi. Sonra ilk taksidi ödedim ve işleme başladık.
Peki, aradığınız “firmaların” yasal statüsü nedir? Bunlar vergi ödeyerek kayıtlı para alan yerler mi? İkinci firmaya para ödediğinizde size bir fatura kestiler mi? Bu konuda bir bilginiz var mı?
Bilemiyorum. İlk firmaya hiç bakmamıştım telefonu yüzüme kapattıktan sonra; ama ikinci firma işi çözeceğiz demiş olmasına rağmen anneme gene de fotoğraflar gitmiş bana şantaj uygulayan numaradan.
İkinci firmaya, size nasıl güveneceğim diye sorduğumda bana bir avukatın adresini ve telefonunu verdiler. O avukatın altında çalıştıklarını söylediler. Avukatı teyit etmek için aramadım. Bilemiyorum… Ancak bir fatura kesmediler.
Olayın çözüldüğünü düşünüyor musunuz?
Bana çözüldüğünü söylüyorlar; ama bunu çözmek ne demek? Şu an 24 saat geçti. Eğer annem dışında akrabalara fotoğraf gitseydi bu mesele olmuş olurdu.
Kendinizi nasıl hissediyorsunuz?
Ben kendimi bu süreçte şanslı hissediyorum. Anneme fotoğraflar mesaj olarak gitti. Nedir bu fotoğraflar diye sordu. Ben de bir şekilde yollamış olduğum XX fotoğrafları “makul olabilecek” bir kurgu içerisinde anlattım. “Haaa…” falan dedi. Ailemle bu meseleyi şu an kapattık; ama iş benimle çekirdek ailem arasındaki durumu aşıyor. Babama fotoğraflar gidebilir. Akrabalar ve ailem arasında bir durum haline dönüşebilir.
Benim şansım fotoğraflarımı açıklayabiliyorum, yüzme havuzuna gitmiştim, birileri çalmış, kötü niyetle kullanıyorlar diyebiliyorum. Sadece ben varım fotoğraflarda. Bana şantaj uygulayanlar gözümü korkutmak için daha önceki şantajlarının ekran görüntülerini yolladılar. Onların görüntüleri çok daha mahremdi. Öyle bir durumda çok daha zor olurdu benim için. Şu an annemleri ziyaret etmedim, henüz yüz yüze gelmedik. Garip olan babamın hiç aramaması. Böyle bir sessizlik olduğuna göre galiba babama da fotoğraflar gitti.
Annem ise bu ne terbiyesizlik demiş ve adamı aramaya çalışmış. Ama ona daha farklı ve daha mahrem bir fotoğraf gitmiş olsaydı şu an durum çok daha farklı olabilirdi. Gene de yüz yüze geldiğimizde nasıl bir tepki vereceklerini bilemiyorum. Her ne kadar kafamda kendimi kurtarma senaryoları geliştirmeye çalışsam da çok karamsarlığa kapılıyorum. Yıprandım, çok yıprandım. Ailem muhafazakar, kendilerine durumu açıklasam bile en iyi ihtimalle ekonomik özgürlüğüm baltalanacak ve epeydir işsizim. Diğer yandan geniş ailenin tepkilerine karşı onları da korumak durumundayım. Hayatım yeterince zorken bu durum beni daha da derin bir hengamenin içine soktu ve… Ahhhh!
Zaten ben şu an ikircikli bir dönemdeyim. Ailemden tam uzaklaşmış değilim kabul de edemiyorum onları. Bir hengamenin içinde zaten aileme karşı bir şeylerin içindeydim. Şantajcılar deseydi ki Fatih bu fotoğrafları arkadaşlarına yollayacağız, üniversite çevrene yollayacağız, zerre umurumda olmazdı. Açık olduğum insanlarla ya da bu konuların konuşulduğu çevrelerle beni tehdit etseler umurumda olmazdı. Kendi aramızda biz dayanışabilirdik, bununla mücadele çok daha kolay olurdu. Ama aile ve akrabalar öyle değil. Aile birçoğumuz için hâlâ yumuşak karın. Aileden tehdit edilmek çok iğrenç. Benden para alamadıklarında annemi tehdit ediyorlar kocana ve akrabalarına oğlunun fotoğraflarını paylaşacağız diye…
Kardeşlerin evli ise onların eşlerinin ailelerine de fotoğraflarını yollayacağız dediler. Oradan da vurmaya çalıştılar. Sağlığımın bozulacağını, kendime zarar verebileceğimi dahi söylediğimde şantajcılar bana dediler ki çok da büyük bir para değil, beş on bin için ortalık boş yere karışacak, değmez, kimsenin götünü görmesine gerek yok dostum, gibi laflar ettiler.
Eşcinselliğin marjinalleştirilmesinin ve eşcinsellerin gizli bir hayata mahkum edilmesinin sonuçlarını iyi bilen, homofobinin birçok suça zemin hazırladığının farkında olan bir çete bu. Türkiyeli LGBTİ+ insanlara, özellikle eşcinsel erkeklere buradan bir şeyler demek ister misiniz? Ya da özellikle benzer deneyimleri yaşamış insanlara?
Bazen diğer gizli eşcinsel arkadaşlarımla aramızda konuşuyoruz. Onlar diyorlar ki toplumun kurallarına uymalısın, eşcinsel olduğunu belli etmeyeceksin. Zaten hepimiz masküleniz, dışarıdan bakıldığında belli olmuyoruz. Feminen değiliz. Bunun ekmeğiyle yaşa işte diye bir mantık var, en azından benim görüştüğüm çevrede bu böyle. Bir kişi daha böyle bir şantaja maruz kalmış ve fotoğrafları babasına yollanmış. Babası da onu öldürmeye çalışmış. Aileler sevgiyi değil “haysiyeti” ve “itibarı” önemsedikleri için senin insan olarak hiçbir anlamın olmuyor.
Her ne kadar toplum normlarına uyduğumu zannetsem de artık bunun çok da işe yaramadığını görüyorum. Ben tabii ki karamsar olmamak için direnmeyi tercih etmeme rağmen oldukça gerginim. Olaydan sonraki ilk iki gün boyunca dört paketten fazla sigara içtim. Çok kötü hissediyorum.
Bu röportajı neden vermek istediniz?
Şöyle bir şey… Aslında ben tabiri caizse belki paçayı kurtardım. Ancak başıma bu olay geldikten sonra öğrendiğim diğer şantaj hikayelerinden daha çok fazla etkilendim, kendiminkinden ziyade. Özellikle babası tarafından öldürülmeye çalışılan veya şantajcılara para yetiştirmek için kredi çekmek zorunda kalan o insanların hikayeleri beni çok etkiledi. Ya da parayı verdiği halde ailesine ifşalanan insanın hikayesi… Bunu engellemek için biz bir şeyler yapmazsak kimse bir şey yapmayacak. Hornet dahi bu konuda bilgilendirme geçmiyor. Hiçbir yerde böyle bir şey duymadım, okumadım. Maalesef devlet de hiçbir şey yapamadı, yapmayacak. Burada bu röportajı yapma amacım başkalarının daha fazla zarar görmesini biraz olsun engellemek. Başına bu şantaj gelebilecek insanları bilinçlendirmek. Bunun yaşandığını bilmelerini istiyorum.
Ayrıca LGBTİ+ hakları savunucuları ve avukatlar da sesimi duysun istiyorum. Her ne kadar SPoD’la da iki kere bu konu hakkında konuşmuş olsam da kendilerinden hukuki destek konusunda hâlâ bir dönüş alamadım.
Diğer yandan TCK’da şantajın suçu iki yıl ve eğer şebeke Kıbrıs merkezliyse davanın uluslararası hukuka alanında ele alınması için cezanın minimum dört yıla tabi olması gerekmekteymiş. Şahsi başvurumda maalesef böyle bir tehlike de var. Ancak kişinden şantaj yoluyla para alındıysa ve mağdur sayısı birden fazlaysa durum değişebilmekteymiş. Bu bağlamda diğer mağdurların birbirinden haberdar olup örgütlenmesi bu ülkedeki varlığımız için oldukça önem arz etmekte. Maalesef Hornet şantajcılar için oldukça kârlı bir pazar. LGBTİ+ dernekleri Hornet’le işbirliği içinde mağdurlara ulaşıp bu çeteye karşı hukuk savaşı başlatabilirler.
Ayrıca bu konuda LGBTİ+ hakları savunucusu avukatlar bana yardımcı olabilirler, bana ulaşabilirler, hukuki yardımda bulunabilirler. Aktivistler de bu mağduriyeti yaşamış insanlara destek olabilirler. LGBTİ+ hak savunucuları arasında bu konuya dair bir bilinç oluşabilir. Bir şeyler yapabilirler. Ayrıca psikolojik destek için SPoD’da başvurdum, dönüş bekliyorum. Psikolojik desteğe de ihtiyacım, ciddi bir psikolojik şiddet ve travma yaşadım, hâlâ yaşıyorum.
Ben elimden geldiğince size her şeyi anlatmaya çalıştım. Tüm ekran görüntülerini de yollayabilirim. Gönlümden geçen hukuken bu şantajları yapanların yargılanması ve adalet önünde hesap vermesiydi; ama bu olmadı, olmuyor, olmasını hala istiyorum. Sesimin duyulmasını, bir şeyler yapılmasını istiyorum.
1 Comment
Comments are closed.