Post-COVID dönemine kısa bir punk derlemesi

Pandemi raporlarında COVID’in olağan süresini aştığı dönemi tanımlamak için kullanılan “Post-COVID” ifadesini, 2022’nin genel haletiruhiyesiyle de bir parça örtüştürebiliriz. Zira Post-COVID aslında her ne kadar “COVID sonrası” anlamına gelse de aynı zamanda virüsün etkilerinin tamamen yok olmadığına, parça parça devam ettiğine de işaret ediyor. 2022’nin çalkantılı teması benzer şekilde hem düşüşlerin (mesela Türkiye ekonomisinin) hem de artışların (mesela aşı sonrası sosyal-sanatsal etkinlik bolluğunun) dramatik etkileriyle ilgili gibiydi. Bu anlamda 2022’yi tanımlamak zorlaşıyor. Hem kıtlık hem bereket bir arada nasıl bir ortam yaşatır? En çok bu ikilemle anılan Post-COVID temasını, ikilemlerle halihazırda en çok içli dışlı olmuş sanat alanlarında, yani altkültür ve ana akım arasında kalma durumunu inceleyen işlerde bulmak mümkün. Burada bilhassa belli altkültürel müziklere bakıyorum, çünkü aslında bu yazının arka planında, COVID döneminde Çatlak Zemin’e yazdığım punk, queer ve feminist politika üçgenindeki iki bölümlük yazı metnini Velvele’ye taşıma fikri vardı; bunu yapmaya bahanem de Bawer’in yorumu oldu: “Yıl sonu iyi bir vesile”.

Geride bıraktığımız yılda ana akım İngilizce medyada punk’a dair veya punk perspektifinden incelenen çokça haber ve gelişmeyle karşılaştık. Örneğin punk’ın 1970’lerin sonunda Londra’daki halinin, popülerleşen televizyon “streaming” formatına uyarlandığındaki formülize hali, FX ve Trainspotting (1996) ile tanınan yönetmen Danny Boyle tarafından kurmacalaştırılan ve Disney+’da gösterime giren Sex Pistols dizisi PISTOL’dan gözlenebilir. Aynı zamanda 2022 yılının bitişi punk altkültürünün (özellikle İngiltere’de) oluşma/değişme/popülerleşme sürecinde etkili olmuş Pete Burns[1] ve Vivienne Westwood[2] gibi iki önemli figürün yaşamlarını yitirmesiyle damgalandı (30 Aralık 2022). Punk’ın neden/nasıl hala kimi çevrelerde etkisini sürdürdüğüne ya da feminist politika ve LGBTİA+ hareketiyle tarihsel iç içeliğine ayrıntılı değindiğim kaynakları aşağıda bulabilirsiniz.

Bir yandan 2021 tarihli bu metinleri (özellikle içerdiği müzik listelerini tekrar ziyaret etmek için) derleme haline getirme düşüncesi, 2022’nin sona ermesiyle kendini “katarsis” ve “mix” kavramlarında buldu. Zaten COVID döneminde uzun süredir “derleme” mantığıyla hareket eden birçok kaynaktan ne kadar etkilendiğimizi fark etmem “Queer Catharsis” (ya da Türkçesi’yle “Kuir Katarsis”) ismiyle başladığım radyo programıyla oldu (şu ana kadarki programların bazılarını ROOT Radio’nun sitesinden ve radyonun soundcloud sayfasında bulabilirsiniz). COVID döneminde Zoom partileri, podcast’ler, internet radyoculuğu gibi üretimlerin artmasına paralel olarak ses/görüntü kaydı ve düzenlemesi, derleme, arşiv ve “mix” gibi aktiviteler zaten halihazırda hayatını bunları yaparak geçirmeyen insanlar için de ayrı bir erişilebilirlik kazandı.[3]

Bu “mix” ile kafayı bozan COVID döneminde “Queer Catharsis”e ilham veren, 1980lerin sonunda Kanada’da patlak verir gibi yapan “Queercore” akımını (punk bir tür olarak) tanıtmak için yaptığım çeviriye dair Punk, Feminist Politika ve Queer Kesişimler Üzerine – Bölüm 2’den (Çatlak Zemin, 11 Haziran 2021) alıntı:

“Bu yazı, 2020’de Amerika’nın popüler alternatif müzik ve haber kanalı NPR’da çıktı. Siyah Hayatlar Önemlidir (Black Lives Matter) hareketiyle Onur Ayı’nın (Pride Month) kesiştiği bir dönemde iki Amerikalı Siyah kültürel çalışmalar akademisyeni tarafından yazılan bu aşağıdaki metin, aslında bu akademisyenlerin kültür, kimlik ve queer teori alanında akademik çalışmalarının popüler medyaya uyması için damıtılmış bir örneği. Yazarlardan biri Jayna Brown, Britanya’da Poly Styrene ve Annabella Lwin gibi beyaz olmayan figürlerin Britanya punk’ının beyaz kültüründeki yeri gibi genel olarak cinsiyet ve etnisite odaklı kültürel çalışmaların kesişiminde konumlanan araştırmalar yapıyor. Metnin diğer yazarı, Tavia Nyong’o ise gey ve Afrikan-Amerikan yeraltı kültürünün punk’la kesişimlerini hem dil hem de görsel temsil alanında inceleyen çalışmalarıyla beyaz ve heteroseksüel odaklı ana akım tarih yazımlarının problemlerini ortaya çıkaran akademisyenlerden biri. Bu iki yazarın aynı zamanda “Punk ve Punk’ın Ölümden Sonraki Yaşamı” isimli makale derlemeleri mevcut. Bütün bu çalışmalar göz önüne alındığında, aşağıdaki çeviri aslında büyük bir külliyatın sadece en popüler örneklerinden yola çıkarak oluşturulmuş bir prototip. Punk ve queer’in iç içeliğine odaklanması bir yana kesişimsellik (intersectionality) kavramının feminist politikalarca neden önemli olduğuna dair de fikir veriyor. Zira, heteronormatif ve erkek egemen toplumun içinde tüm ayrımcı ve dışlayıcı mekanizmalara rağmen kendi alanlarını yaratan üretken öznelerin ve kolektiflerin pratikleri, belli sınırlı feminizmlerin diretebildiği homojen bir tek seslilikten ziyade farklılıktan doğan bir çokseslilik içeriyor.”[4]

Punk-feminizm ilişkisine içkin olan “riot grrrl” kavramı ise yukarıdaki açılımın ilk bölümünde, Punk, Feminist Politika ve Queer Kesişimler Üzerine – Bölüm 1 (Çatlak Zemin, 3 Mart 2021) yazısında inceleniyor:[5]

“Riot grrrl ve queercore hareketlerinin Amerika ve Kanada merkezli ilk dalgaları 90larda kalmış olsa da bu iki hareketin organize olma ve üretme metotları, “Girls to the front” (kızlar öne) politikası, queercore’un yerinden etme taktiği ve fetiş-tabu çizgisindeki cinselliklere odaklanan pornografik estetiği günümüzde üstlenilmeye ve uygulanmaya devam ediyor. Bu yazı için yaptığım playlist, bu bahsettiğim izlekte 70’lerden 90’lara, 2020’lerden tekrar 80’lere müzik türlerinin ve bu oluşumların birbirlerini bir anti-kronoloji içinde etkilemesine örnek bir listeleme olarak düşünülebilir.” 

Farklı türlerden kendini queer (ve riot grrrl) olarak tanımlayan ya da tanımlamayan birçok parçayı “katarsis” temasında “mixlemek”, queer’in deconstruction (yapısöküm), ya da yerinden etme pratiği ile birlikte düşünülebilir belki de (bu bağdaştırmayı bazı insanların “aşırı yorum” olarak okuyabileceğini de hesaba katarak). Çatlak Zemin’deki yazılara konu olan “queercore”, nasıl punk’a ve alt türü hardcore’a homoseksüelliği yeniden sokacağız düsturuyla harekete geçtiyse, Queer Catharsis programı da COVID-öncesi/COVID-sonrası zaman ayrımını karıştırmaya çalışıyor. Bu katartik tema doğrultusunda mix hazırlamak isteyen ve programı yerinden etmek isteyen olursa iletişime geçebilir.

Görsel: 1990’larda ABD’de çıkan Meandyke fanzininden (tarih belli değil). Kaynak: Queer Zine Archive Projesi Websitesi.

Notlar

[1] Pete Burns’ün müzikal olarak punk altkültüründen ziyade pop müzikle anılması tam da bu anaakım/altkültür ikileminin punk’ın etkileşimlerine nasıl yansıdığına dair bir örnek olarak verilebilir. Burns’ün Dead or Alive isimli disco grubunun “You Spin Me Round (Like a Record)” isimli ’80ler’ dans müziğiyle bağdaştırılan parçasını hala klüplerde duyabilirsiniz (bu arada Dead or Alive’ın 80lerdeki veya yıllar sonra derleme olarak çıkan albümlerinin kapaklarına baktığımızda punk’ın görsel referans olarak kullanıldığını da görüyoruz). Pete Burns’ün kimliğine dair birçok söylemi non-binary olduğuna işaret ederken aynı zamanda plastik cerrahi uygulamalarının transgender kimliklerin bir şartı olarak algılandığı söylemleri de sorgulamamıza önayak oluyor. Punk hakkındaki düşüncelerine dair şu video izlenebilir.

[2] Bir moda tasarımcısı ve dahası ikonu olarak ünlenen Vivienne Westwood’un punk’la olan karmaşık ilişkisi üzerine çokça metin ve farklı mecralarda kaynak mevcut. Bunların arasından en güncel ve erişilebilir kaynak olarak Westwood: Punk, Icon, Activist (2018) belgeselini gösterebiliriz.

[3] Queerwaves, Velvele’nin podcast serisi, ROOT Radio’da yapılan 8 Mart (“Smash The Patriarchy” Special) ve Onur Haftası (“Queerwaves pride takeover”) özel programları, Club CoWeed gibi oluşumlar örnek verilebilir.

[4] Bölüm 2’ye dahil ettiğimiz Tavia Nyong’o ve Jayna Brown’un “queer punk’ın jeneolojisini düşünmek” amacıyla hazırladıkları müzik listesi bu Spotify linkinden dinlenebilir. Bu müzik listesindeki her bir şarkı için yazdıkları kısa anekdotların çevirilerini de queer-punk iç içeliğine dair örnekler olarak Bölüm 2’de okuyabilirsiniz (Spotify’ı tercih etmeyenler için listenin tamamı yazıda mevcut).

[5] Bölüm 1’in teması feminist punk ve riot grrrl’e dair hazırlanan müzik listesine buradan ulaşabilirsiniz:

Yazar hakında

Temmuz Süreyya Gürbüz, University College Dublin’de doktora-sonrası projesi Judith Butler ve Film üzerine çalışıyor. 2021’de University of Galway’de bitirdiği doktora çalışması punk hareketleri, queer tarihçeler ve altkültürel sinema üretimi üzerineydi. Bu alanda dersler ve atölyeler verdi. Akademik ve değerlendirme yazıları, Journal of European Popular Culture, Punk and Post-Punk, Jump Cut, Kaos Q+, LOUD WOMEN, Çatlak Zemin, Avrupa Sineması, Prekarya Dergi gibi mecralarda yayımlandı. 2006’dan bu yana farklı punk ve noise gruplarında davul çaldı (Velvele’nin podcast jeneriğinde, Emaskülatör’den tanıdığımız Fulden Ibrahimhakkıoğlu ve Bahr’dan tanıdığımız Ceren Bettemir ile birlikte 2008’de kurduğu Secondhand Underpants grubunun bir parçasını duyabilirsiniz).

Email: temmuzsr@gmail.com
Twitter