Mor Çantadaki Ağırlıklar

Gizem Sertel

Bu yazı Unbreakable Kimmy Schmidt dizisini izlemeyenler için spoiler içerebilir.

Bir süredir şiddet, şiddet içeren ilişkilenmeler, bu ilişkilenmelerin etkileri ve yarattığı travma üzerine düşünüyor, konuşuyor ve bunları mümkün olduğunca diğer insanlarla da paylaşıyorum. Bu düşünme ve üretme sürecinde kendi yaşadığım ya da başkalarından duyduğum travmatik olaylar oldukça etkili. Sanırım benim için bir şeylerle başa çıkmanın yolu bu. Bir düşünce, bir ses ya da söz üretmek bana öyle ya da böyle iyi geliyor, kendimi yeniden hatırlamama, hatta bazen kalan parçalarımdan yeni bir kendilik inşa etmeme yardımcı oluyor. Üretmenin yanında kullandığım bir başka yöntem de mizah. Yeri geldiğinde boğazımızı düğümleyen, bizi öfkelendiren ya da korkutan şeylerle dalga geçilebileceğini sevdiğim bir dostumdan öğrendim, o gün bugündür bu yöntemi kullanıyorum.

Düşündüğüm, konuştuğum, hatta sıkça katarsis yaşadığım bu dönemde, bir gün evde “Ne izlesem?” diye düşünürken karşıma Unbreakable Kimmy Schmidt çıktı. Travma ve mizah ilişkisine güzel bir örnek olabileceğini düşündüğüm Unbreakable Kimmy Schmidt, Tina Fey ve Robert Carlock tarafından yaratılan ve 2015-2019 yılları arasında yayınlanan beş sezonluk bir komedi dizisi. Dizinin Kimmy, Rahip’e Karşı isimli interaktif özel bölümü ise geçtiğimiz günlerde Netflix’te yayınlandı.

Dizi, Richard Wayne Gary Wayne adında bir rahibin bir tarikat kurup nükleer bir kıyametin koptuğunu, yeryüzünün kavrulduğunu, ateşten göller oluştuğunu ve onları kurtarmak istediğini söyleyerek kandırıp kaçırdığı dört kadının, bu sığınakta geçen 15 yılın ardından bulunup kurtarılmasıyla başlıyor. Ardından bu kadınlardan biri olan Kimmy Schmidt’in kendine yeni bir hayat kurmaya çalışmasına ve bu süreçte yaşadıklarına tanık oluyoruz.

Görünmeyen bariyerler

Unbreakable Kimmy Schmidt, bir komedi dizisi olsa da tutsaklık travmasını ve bu travmayı yaşayan Kimmy’nin iyileşme sürecini çok başarılı bir şekilde sembolize ediyor. İlerleyen bölümlerde geçen bazı repliklerden anlıyoruz ki Rahip Wayne bu kadınları alıkoymakla kalmamış, aynı zamanda cinsel ve psikolojik şiddete maruz bırakmış. Zaman zaman sığınağa canavarların geleceğini söyleyerek kadınları korkutması yaşattığı psikolojik şiddetin örneklerinden biri. Bunun yanında sığınakta hijyen koşullarının da hiç iyi olmadığını öğreniyoruz. Kimmy dizinin bir bölümünde sığınakta idrarlarını bir balkabağının içine yaptıklarını söylüyor, hatta Cadılar Bayramı için girdiği bir hediyelik eşya dükkanında gördüğü plastik bir balkabağını bu amaçla kullanmaya çalışıyor.

Travmatik stres ve ensest üzerine çalışan ABD’li psikiyatrist Judith Herman, Travma ve İyileşme adlı kitabında tekrarlayıcı travmanın yalnızca tutsaklık şartlarında görülebileceğini, kurban failin kontrolü altında olduğunda ve kaçamadığında bunun travmayı uzun soluklu kıldığını belirtir. Yine Herman’a göre, tutsaklıkta bazı bariyerler görünmezdir. Sözgelimi kadınlar ekonomik boyundurukla tutsak edilirler. Kimmy ve sığınaktaki diğer kadınların yaşadığı şey tam olarak budur, bariyer Rahip Wayne’in anlattığı, dışarıda kopmuş o kıyamettir. Bu şekilde yıllarca sığınakta kalırlar ve çıkmayı asla düşünmezler, yapabildikleri tek şey orada hayatta kalmaya çalışmaktır.

Herman’a göre tutsak olan kişi baskıcı kontrol yöntemlerinin farkındaysa dengede kalmak için özel bir çaba harcar. Sığınak zamanlarını anlatan sahnelerde Kimmy’nin diğer kadınlar için koruyucu, kollayıcı bir lider görevi üstlendiğini görürüz. Rahip Wayne sığınağı canavarların basacağını söylediğinde diğer kadınları koruyan kişi Kimmy’dir; sığınakta kadınların eğlenmesi için komiklikler yapar, bireysel iyi oluş halini korumak için çeşitli yöntemler bulur… Bunun en belirgin örneği kendisini kaygılı ya da üzgün hissettiğinde bu his geçene dek ona kadar saymaktır. Kimmy’e göre bir insan on saniye boyunca her şeye katlanabilir. O 10 saniye bittiğinde, yeni bir 10 saniye başlar. Kimmy’nin dengesini korumak için bulduğu yöntem budur, kendisiyle birlikte diğer kadınlara da kol kanat germek… Bunun yanı sıra Rahip’e karşı oldukça öfkeli olduğunu görürüz.

Kurban değil, hayatta kalan

Dizi, bir travma sonrasında yaşanan iyileşme sürecini, bir komedi dizisinde anlatılabilecek en güzel şekilde anlatmış. Sığınaktan kurtarıldıktan sonra tüm ABD medyası onları konuşmakta, sığınaktaki kadınlar bu süreçte birçok televizyon yayınına konuk olmaktadırlar. Bu süreçte konuk oldukları medya kuruluşlarındaki bazı insanların onlara davranma biçimi oldukça dikkat çekicidir. 15 yılın sonunda kurtarılan bu dört kadının tabiri caizse bir “reyting malzemesi” yapıldığına, deneyimlerinin bir drama dizisi gibi servis edildiğine ve kurban psikolojisine sokulduklarına şahit oluruz.

New York’ta yapılan bir programdan sonra Kimmy, sığınaktan önce de yaşadığı yer olan Indiana’ya dönmek yerine şehirde kalmaya karar verir. Indiana’ya gidecek arabaya binmekten ani bir kararla vazgeçen Kimmy, New York’un arka mahallelerinde kendine bir daire kiralar ve burada bir Broadway yıldızı olmaya çalışan Titus ve ev sahibi Lillian ile yaşamaya başlar. Burası aslında Kimmy’nin iyileşme sürecinin başladığı yerdir. Kimmy bir kurban olmayı, hayatının sonuna kadar bu damgayla yaşamayı reddeder ve ayağa kalkmayı seçer.

Dizinin bundan sonrasına dair önemli bir detay ise Kimmy’nin sığınaktan önceki zamanlardan beri kullandığı, aynı zamanda hayali arkadaşı olan mor bir çantadır. Sığınaktan beri yanında olan bu mor çantayı New York’a ilk geldiği gün kaybeden Kimmy, onu çok sonra bulacaktır. Travmadan hayatta kalanların “kendisi değil gibi” hissettiği bilgisini düşünürsek, kaybolan ve tekrar bulunan o mor çanta hikâyede büyük bir anlam kazanır. Çanta Kimmy’nin kendilik algısıdır aslında. Kendisini kaybeden baş karakterimiz, zaman içinde kendilik algısını yeniden inşa eder.

Dizinin ilerleyen bölümlerinde Kimmy’nin New York’ta kendine yeni bir hayat kurmasını ve bunu yaparken giriştiği maceraları izleriz. Üniversite sınavlarına girer, iş bulur, yeni arkadaşlar edinir, hatta bazı romantik ilişkiler yaşamaya başlar. Ancak tutsaklık travmasının etkileri uzun süre peşini bırakmaz. Partnerleriyle yakınlaştığında en yakınındaki sert cisimle refleksif bir biçimde onları dövmeye kalkışması gibi irritabilite tepkileri; olaylar hakkında konuşmak istememesi, kim olduğu anlaşılmasın diye uzunca bir süre başka bir soyadı kullanması gibi inkâr evresine yorulabilecek tepkiler görürüz Kimmy’den. Yaşadığı öfke patlamaları ya da uyku problemleri de karşımıza çıkan önemli travma sonrası tepkileri olur.

“Oldukça etkileyici bir dönüşüm”

Dizinin geçtiğimiz günlerde yayımlanan interaktif bölümünde ise Kimmy’nin Rahip Wayne ile yüzleşmesini ve onun yarattığı başka bir sığınaktan başka kadınları da kurtarmasını izleriz. Buradaki yüzleşme sahnesi oldukça basit görünse de aslında önemli bir şey anlatır bizlere. “Neden yaptın?” diye soran Kimmy’e Rahip Wayne’in cevabı oldukça nettir: “Çünkü yapabiliyordum”. Herman, olağandışı suçların normal görünüşlü insanlarca işlendiğine pek az insanın inandığını, oysa paranoid faillerin dahi sosyal normlara fazlaca duyarlı olduğunu söyler. Rahip şüphesiz ki bir psikopat ya da sapık değildir, alelade bir insandır sadece. Bir sürü kadını sığınaklara kapatıp onları yıllarca istismar etmesinin tek nedeni, buna muktedir olmasıdır. Özellikle toplumsal cinsiyet temelli şiddetteki güç ve iktidar ilişkilerini odağa alarak bu sahneyi incelediğimizde, aslında kafamızdaki birçok sorunun yanıtlandığını fark edebiliriz.

Diziyi izlerken kendi düşünme sürecimde neler olduğundan bahsedecek olursam, ilk olarak bu dizinin benim için epey güçlendirici olduğunu söyleyebilirim. Şiddet içeren bir ilişkilenmeden çıkabildiğimde, kendime ve arkadaşlarıma en çok kurduğum cümle “Kim olduğumu hatırlamıyorum”du. Aynı Kimmy gibi, ben de kendi mor çantamı kaybetmiştim, bulmam ise epey zaman aldı. Bulduktan sonra da çantayla işim bitmedi, bazen o çantayı aynı Kimmy’nin yaptığı gibi içine taşlar koyup denize atmak istedim fakat onun gibi bunu ben de yapamadım. Travmatik bir olay sonrasında yeniden kendiliğinizi inşa edebilmek, güçlenebilmek oldukça çaba isteyen bir şey, en azından ben kendi deneyimimde bunu gördüm. Bu gözle izlediğimde, Kimmy’nin hikayesi benim için müthiş bir hayatta kalma hikayesiydi, düğün sahnesinde seyircilerden birinin söylediği gibi, “oldukça etkileyici bir dönüşüm”dü. Kimmy’nin hikayesi ben ve benim gibi olan herkese iyi gelsin, hepimize ilham versin isterim. Belki bir gün çantamızdaki o son ağırlığı da atarız, kim bilir?