Hakan Kalgıdım: Cesur, Yaratıcı ve Burada! Alışın, Bir Yere Gitmiyor!

Söyleşi: İlker Hepkaner

Hakan Kalgıdım geçtiğimiz günlerde ilk teklisi Derin Hatıra’yı klibiyle birlikte yayınladı. Şarkının ve videonun her yanı ayrı bir güzellik, övmeye nereden başlayacağımıza bir türlü karar veremedik. Bu heyecanı Velvele okurlarıyla da paylaşalım istedik ve sanatçının posta kutusunu çaldı. O da sağ olsun bizi kırmadı, sorularımıza içten yanıtlar verdi.

Neler konuşmadık ki? Derin Hatıra’nın arkasındaki güçlü ekip, performans sanatı, moda ve tabii ki lubunyalar… Ezberden değil, hatırlayarak, dersini çıkararak ve en önemlisi kişisel mücadelesini toplumsaldan ayırmayarak yol almış sanatçının pop sahnesinde yapacaklarını heyecanla bekliyoruz.

İyi okumalar.

Öncelikle ilk teklin Derin Hatıra konusunda seni kutlayarak başlayayım. Çok emek verildiği ortada. Bu tekliden önce müzisyen Hakan Kalgıdım neler yapardı?

Çok teşekkür ederim. Üniversitedeyken şan dersleri almaya başladım. Opera sanatçısı soprano rahmetli Leyla Demiriş ile çalıştım bir dönem. Karnıma yumruklar vura vura bana diyafram nefesini öğretmişti. Bir dönem kontrtenor Kaan Buldular ile çalıştım. İkisinin de çok emeği var üzerimde. Sonra bir akademide caz vokal programına katıldım. Amatör gruplarda söyledim. Hayalim hayatımda sadece müzik düşündüğüm, müzik yaptığım bir düzlüğe çıkmaktı. Buradan cesaretle kendi şarkılarımı yapmaya başladım. Demolarımı hazırlayıp ulaşabildiğim aranjörlere dinlettim. Ersen Kutluk ile yolum kesişti ve onunla çalışmaya başladım. Derin Hatıra Ersen’le çalışmaya başladığım süreçte ilk yükseldiğimiz ve yayınlamaya karar verdiğim şarkı oldu ve nihayet sizle buluştu.

Nasıl vardın bu şarkıya, onu kısaca bize anlatır mısın?

Bu şarkıya eski sevgilim sayesinde vardım. Altı yıllık beraberliğimizde her şeyi onunla keşfettim, öğrendim. Benim için çok zor birisiydi ama bir şey oldu ve gidemedim, kaldım onda. Bir süre anlamadım, kabul edemedim. Gitsem gidemiyorum, kalsam nasıl olacak bu iş derken altı yıl geçti. Beni çok zorlayan dinamikleri vardı o ilişkinin ama öyle garipti ki tüm zorluklarına rağmen bir an geliyordu ona dokunmak, yanında olmak kendimi en iyi hissettiğim, en güvende olduğum hale dönüşüyordu. Hani en iyi, en korunaklı, en sıcak hissettiğin anlar vardır bir şey olur ve tekrar o sıcak, güvenli anları hatırlarsın birden iyi hissedersin tam da bu, şarkıda bahsettiğim derin hatıralar. Beni uzun yıllar çok güzel sevdi, bana çok güzel baktı. Olmasa tüm bunları yapamazdım ama ne fena ki onun yanında onun istediği gibi kalmaya devam etsem de hiçbir zaman kendimi gerçekleştiremezdim. “Sen sandığım şey belki benim yüreğimdi…” Benim hikayem biraz olduğun gibi sevilme, kabul görme mücadelesi.

Ne güzel bir hikâye. Peki şarkının o güzel sözlerinden devam edelim. Hatırladıkça sevindiren anları herkesle yaşamak mümkün mü? Türkiyeli lubunyalar derin hatıralarını sence nasıl biriktiriyor? 

İnsanın müthiş bir aidiyetlik ihtiyacı olduğunu düşünüyorum. Benim için hatırladıkça sevindiren anlar hep o anı paylaştığım insanlara, mekanlara, o döneme olan aidiyet duygumla paralel. Hatırlayınca iyi hissediyorum çünkü o hatırladığım anın içinde ait hissettiğim bir sürü şey var. Ne kadar kendimizi tam bağımsız bireylere dönüştürmek gayretinde, mücadelesinde olsak da bazı sabitliklere ihtiyacımız var sanırım. Lubunyalar hayatın sunduğu aidiyetliklerden çok erken vazgeçmek zorunda kalıyor. Kendi aidiyetliklerini bulmak, yaratmak durumundalar. Dolayısıyla herkesle yaşanmıyor hatırladıkça sevindiren anlar maalesef. Aslında bunu bir taraftan çok kıymetli buluyorum. Yetişkin birey olmak, kendini keşfetmek, var etmek için şahane bir fırsat. Tabi 6-7 yaşında bununla yüzleşmek çok sert oluyor ama uzun vadede, kazanılmış özgürlüğün çok kıymetli olduğunu düşünüyorum. Türkiyeli lubunyalar tüm bu varoluş mücadelesinde direnerek, ayakta kalarak, gullüm gücüyle çok değerli derin hatıralar biriktiriyor.

Bu anılar için bize harika bir şarkı vermiş oldun. Biraz klipten de konuşmak istiyorum. Bu klip şarkının hikayesini nasıl tamamlıyor? Karar verme aşamasında yönetmenle nasıl bir süreç gelişti aranızda? 

Klibin yönetmeni Çağla Çağlar. Çağla ile beraber çalışmaya karar verdikten sonra düzenli görüşmeler yapmaya başladık. Bu görüşmelerde beraber hayal etme pratiğimiz gelişti. O bir şeyler söyledi, ben söyledim. Bu enerjiyi yakalayabilmiş olmaktan çok mutluyum. Öncelikle mekâna karar verdik. Doğada bir mekân olması konusunda hemfikirdik. Şarkının hikayesini oluşturan ilişkiyi mevcut tanıdığımız, bildiğimiz yerlerde anlatmaya çalışmak hikâyenin önüne geçebilirdi. İstediğimiz bakir, nötr bir yer bulmaktı. Dağ tepe gezmedik yer bırakmadık. Hayal ettiğimizin ötesinde bir yer bulduk diyebilirim. Şahane bir fon verdi bize bulduğumuz mekân. Şarkıda anlattığım ilişkilenme halini dansla performe etme fikri Çağla’yı da beni de çok heyecanlandırdı. Ardından partnerim Nazlı Durak bize katıldı. Şarkıya ilham olan hikayemde ona dokunmanın, yanında olmanın, varlığını hissetmenin şifalı bir etkisi vardı üzerimde. Fakat bir yandan beni alaşağı eden dinamikleri vardı ilişkinin. Çok köklü bağlarına rağmen, tam dengesini bulup şahane gidecek derken birden devrilen iki kişiydik hep. Nazlı ile bu duyguları paylaştıktan sonra hemen karşılığını buldu onda da. Bundan sonraki süreçte geçirdiğimiz buluşmalarda bu duygular nasıl hareketlere dönüşürü araştırdık.

Klipten bahsedip, koreografiden bahsetmemek olmaz. Klipte hem tek hem de bir dansçıyla yaptığın danslar var, onlar da çok dikkat çekici. Dans hayatında olan bir şey miydi? Değildiyse figürler ve koreografi nasıl çıktı? 

Nazlı ile defalarca ev provası yaptık. Bu provalarda, süreç içerisinde koreografinin gelişmesini istedik. Ev provalarında Nazlı beni şahane yönlendirdi. Elim, kolum, zihnim açıldı. Birbirimizi tanıdık. Bedenlerimizi tanıdık. Şarkıya ilham olan duygularımı bedenimle ifade etmem konusunda bana çok yerinde direktifler verdi. Sonrası benim de ilk kez deneyimlediğim bir şeydi. Dans etmeyi çok seven ama her hangi bir akademik donanımı, pratiği olmayan biriydim. İstemsizce elim, kolum kendi hareketlerini buldular. Bir süre sonra ev provalarımıza Çağla da eşlik etmeye başladı onun da yönlendirmeleriyle Nazlı ile yarattığımız dünya şekillenmiş oldu. Aramızda kurduğumuz enerji çok yerindeymiş ki klipte gördüğünüz çoğu sahne doğaçlama gerçekleşti. Mekân, o anın enerjisi, Çağla’nın direktifleri, gözü hepsi bir arada benim de çok içime sinen görüntüler ortaya çıkardı. Kendi başıma dans ettiğim sahneler de tamamen doğaçlama. Aslında bizim koreografimiz birbirimizi tanımaya, anlamaya ayırdığımız vakit oldu. Belirli ölçüler içerisinde yapılan hareketleri öğrenmektense, hareketleri üretmeyi öğrenerek süreci geçirdiğim için çok mutluyum. Çağla’ya da Nazlı’ya da sonsuz teşekkür.

Klip hakkında son soru, bence okuyucularımızın da oldukça merak ettiği bir konu. Harika bir gardırobu var klibin. Bu güzel kıyafetlerin kaynağı nedir? Biz de benzer şeyler istersek kimin kapısını çalalım, kimin mesaj kutusunu aşındıralım?

BENİM! 🙂

Klipteki kostümlerin hepsini kendim aradım, taradım buldum. Styling bana ait. İki kostüm Kurtuluş’ta çok sevdiğim, adı Dönem Kostümleri olan bir vintage butikten, diğer kostüm Instagram’dan takip edip tanıştığım Tuğçe Demir’den.

İstanbul’a bir daha geldiğimde Dönem Kostümleri’ne kesin gidiyorum o zaman. Müziğe geri dönüyorum. Şu aralar kimi dinlediğini sormak istiyorum ama esas merak ettiğim halakimleri dinlediğin. Yıllardır vazgeçemediğin müzisyenler var mı? 

Herkesi dinleyip takip ediyorum. Yerli yabancı aklınıza kim gelirse hepsiyle alakalı az çok fikrim var. Billie Eilish’e sarmıştım yakın zamanda. Dua Lipa radarımda. Yerlilerden Melike Şahin, Mabel Matiz, Merve Çalkan, Kalben… Kalben’in yeni albümünü ayrı, kendisini ayrı seviyorum. Vazgeçemediklerim 90’lar divaları sanırım. Sertab Erener aşığıyım. Dön dolaş yine onda bulurum kendimi. Sezen Aksu keza aynı şekilde. 

Söylediğin herkesi seviyorum ama Merve Çalkan’ın yeri bende apayrı. Müzisyenlere sadece diğer müzisyenler sorulur ama ben perspektifi biraz daha genişletmek istiyorum. Türkiye’de ve dünyada kimin sanatını takip ediyorsun? Sana bir müzisyen olarak ilham veren isimler kimler?

Son dönemde queer performans sanatçılarından çok ilham ve cesaret alıyorum. Şahane şeyler yapıyorlar, özellikle İstanbul’da. Onların etkinliklerine gitmek paralel evrene geçip ütopyamı yaşamak gibi. Sertab’ın sahnede kıyamet kopsa beni buradan indiremezler hali beni hep çok gazlıyor. Konserin her dakikasında her şarkıyı, aynı enerjiyle dibine kadar yaşamasından hep çok etkilenmişimdir. Mabel Matiz’in cesareti büyük ilham.

Peki bundan sonra bizleri neler bekliyor? Yeni projelerini çıtlatma ihtimalin var mı?

İkinci yayınlamak istediğim parça aranjman sürecinde. Belki Derin Hatıra’ya bir versiyon gelebilir emin değilim. Kıyamet kopmazsa arayı çok açmadan ikinci şarkıyı Mayıs gibi yayınlamak niyetindeyim. Bir an önce de canlı performanslar yapabilmeyi çok istiyorum. Salgın olmasaydı Nisan gibi akustik performanslara başlayacaktım. Olsun hayatımızda çok fazla virüs gördük evde, okulda, sokakta, işte. Bunu da halleder yolumuza bakarız elbet.

Kesinlikle katılıyorum. Son sorum Türkiye’de queer olmak üzerine. Birçok queer müzisyen piyasaya girerken yeniden dolaba girmek zorunda kalıyor Türkiye müzik piyasasında. Sense aksine açık bir queer müzisyen olarak bir adım öne çıktın. Bunun senin için neden önemli olduğunu anlatır mısın? Ve mesela bu kararında LGBTİ+ mücadelesinin nasıl bir payı var? 

En başında da dediğim gibi mücadelem içimden geldiği gibi olabilmek adına. Yıllarca bunun travmalarıyla boğuştum. Şimdi bir de en sevdiğim işi yapmaya başlamışken hiç uğraşamam. Özgürce nasıl hissediyorsam öyle yaşamak, davranmak üretmek istiyorum. Yıllarca bunun mücadelesini çok sert vermiş, hayatını ortaya koymuş insanları düşününce kendimi öne çıkmış gördüğümü söyleyemem. Hepimizin bu coğrafyada gönlümüzden geldiği gibi üretme, var olma cesaretini gösterebilmesini dilerim. Her birimiz adına en büyük kazanımın bu olduğuna inanıyorum.