WNBA (Kadınlar Profesyonel Ligi), trans kadın oyuncuların ligde mücadele etmesine izin veren politikası nedeniyle bir süredir Trump liderliğindeki transfobik nefret dalgasının hedefinde.
Özellikle son haftalarda lige yönelik taciz çirkin bir seviyeye ulaştı. NBA’de ortalama bir oyuncu olmaktan öteye gidemeyen Gülen Cemaati üyesi Enes Kanter, kendisini bir süredir “Türkiye’deki iktidardan baskı gören bir hareketin üyesi” olarak pazarlayıp insan hakları aktivisti pozları kesiyordu. Bu personadan pek fayda görmemiş olacak ki geçtiğimiz günlerde Trump’ın trans nefreti gemisine kapağı attı ve nihayet adını arzu ettiği manşetlere taşımayı başardı. Aman ne büyük gurur!
Kanter, WNBA seçmelerine katılmak istediğini ve kendisine izin verilmesi gerektiğini, çünkü “beyanına göre kadın” olduğunu söyledi. Bu açıklamayla başlayan taciz dalgası, trans karşıtı basın ve sosyal medya hesaplarında anında karşılık buldu; hepsi WNBA’nin Kanter’i oynatmamasının kurallara aykırı olduğunu iddia etti. Günlerdir süren bu süreç, yalnızca trans kadınların değil natrans kadınların da aşağılandığı bir gündeme dönüştü.
Aldığı alkıştan sarhoş olan Kanter işi bir adım ileri götürdü ve geçtiğimiz gün oynanan Chicago Sky-Indiana Fever maçını üzerinde “KADIN isim. yetişkin dişi insan.” yazan bir tişörtle izlemeye gitti. Üçüncü çeyrekte, Kanter’in saha kenarındaki provokatif davranışlarına ve tacizkâr sözlerine daha fazla dayanamayan Chicago Sky’lı Natasha Cloud, üzerine yürüyüp işaret parmağıyla uyardı. Provokatör Kanter kollarını iki yana açarak sahaya doğru birkaç adım attı; güvenlik görevlileri ve Sky oyuncuları araya girerek iki tarafı ayırdı, Kanter güvenlik eşliğinde arenadan çıkarıldı.

Maçın ardından basın mensuplarıyla konuşmayan Cloud, sosyal medyadan trans topluluğuna ithafen bir dayanışma mesajı paylaştı:
“Her trans çocuğa/kişiye,
Siz benim topluluğumun ve kabilemin bir parçasısınız. Buraya aitsiniz. Seviliyorsunuz. Görülüyorsunuz. Olduğunuz gibi mükemmelsiniz. Ve her zaman benim tarafımdan korunacaksınız.”