Yazar ve felsefeci Dr. Vartan Halis Yıldırım, Mardin’deki Kanco Konağı’nda bulunan yaklaşık bir ton ağırlığındaki taş kapı ve bazı başka mimari parçaların, tarihî bir kilise ya da manastırdan gelip gelmediğinin uzmanlarca incelenmesi için 8 Temmuz’da UNESCO’ya başvurdu.
Yıldırım, kamuoyunun gündemine “Ahmet Türk’ün ailesinin evi” olarak giren konaktaki mimari unsurların kökeni, tarihî değeri ve korunma durumunun araştırılmasını talep ediyor.

Yıldırım, başvurudan önce X hesabında yaptığı paylaşımlarda Kanco Konağı’nın geçmişi, mülkiyet tarihi, konaktaki taş unsurlar ve bu konuda kamuoyunda gördüğü sessizlik üzerine sorular yöneltmiş, konağın yalnızca güncel siyasi tartışmalarla değil, Mardin’in Ermeni, Süryani ve genel olarak Hristiyan kültürel mirasıyla ilişkisi bakımından da ele alınması gerektiğini savunmuştu. Bu nedenle yaptığı başvuru, sosyal medyada başlayan bir tartışmanın kurumsal inceleme talebine dönüşmüş hâli olarak da okunabilir.
Yıldırım, dilekçesinde kamuya açık fotoğraflar, yerel anlatılar ve görsel izlenimlere dayanarak konaktaki anıtsal taş kapının ve diğer mimari parçaların tarihî bir manastır veya kiliseden getirilmiş olabileceğini belirtiyor. Bu unsurların uzmanlarca belgelenmesini, incelenmesini ve tarihî değerleri doğrulanırsa kültürel miras olarak resmen korunmasını istiyor.
“Kanco Konağı’nın önemli sayıda özgün tarihî mimari unsur içerdiği tespit edilirse mülkiyet durumundan bağımsız olarak tüm yapının kültürel miras alanı olarak değerlendirilmesi ve korunması gündeme alınmalı.”

Mardin, Mezopotamya ovasına bakan taş mimarisi, çokdilli geçmişi ve Müslüman, Süryani, Ermeni, Arap ve Kürt hafızalarının iç içe geçtiği tarihsel dokusuyla tanınıyor. UNESCO’nun Dünya Mirası Geçici Listesi’nde “Mardin Kültürel Peyzajı” yer alıyor; ayrıca Tur Abdin bölgesindeki geç antik ve Orta Çağ kilise ve manastırları da ayrı bir geçici liste başlığı altında değerlendiriliyor.
Bu nedenle konaktaki taş kapı iddiası yalnızca bir yapının mimari ayrıntısıyla ilgili değil. Mardin ve çevresinde yıkılmış, terk edilmiş, işlev değiştirmiş ya da başka yapılara eklemlenmiş Hristiyan mimari parçalarının nasıl belgeleneceği sorusuyla da ilgili.

Tarihçiler bu tür yeniden kullanımları “spolia” olarak adlandırıyor. Bir taş, bir yazıt, bir sütun ya da kapı bazen yüzyıllar boyunca farklı yapıların içinde yaşamaya devam edebiliyor. Ancak böyle parçaların ne zaman, nereden ve hangi koşullarda taşındığını belirlemek çoğu zaman arşiv çalışması, mimari karşılaştırma, saha incelemesi ve uzman raporu gerektiriyor.
Yıldırım’ın talebi de tam bu noktaya odaklanıyor: kapının kökeni kanıtlanmadan hüküm verilmesin, ama olası tarihî değeri de görmezden gelinmesin.
Henüz kamuoyuna açıklanmış resmî bir uzman raporu bulunmuyor. Kapının gerçekten bir kilise ya da manastırdan gelip gelmediği, konaktaki diğer parçaların özgün tarihî unsur olup olmadığı ve yapının koruma statüsüne alınması gerekip gerekmediği ancak yetkili uzman incelemesiyle belirlenebilir.

Dr. Yıldırım’ın UNESCO’ya yazdığı mektubun Türkçe çevirisi:
Sayın Yetkili,
Türkiye’nin Mardin ilindeki kültürel mirasın korunmasına ilişkin bir hususu dikkatinize sunmak amacıyla yazıyorum.
Söz konusu yapı, 2024 yerel seçimlerinde Mardin Büyükşehir Belediye Başkanı seçilen Ahmet Türk ile ilişkilendirilen tarihî bir konak olan Kanco Konağı’dır.
Kamuya açık bilgiler, fotoğraflar ve yerel anlatımlara göre Kanco Konağı’nda, yaklaşık bir ton ağırlığında olduğu bildirilen ve tarihî bir manastır ya da kiliseden geldiği düşünülen anıtsal bir taş kapı bulunmaktadır. Ayrıca, tarihî kilise ya da manastırlara ait başka mimari unsurların da yapının farklı bölümlerine dâhil edildiği bildirilmektedir.
Eğer bu unsurlar özgünse, bölgenin kültürel mirasının önemli bir parçasını oluşturmaktadır ve usulüne uygun biçimde belgelenmeleri, incelenmeleri ve korunmaları gerekmektedir. Bu nedenle, söz konusu unsurların kökeni, tarihî önemi ve mevcut durumunun alanında yetkin uzmanlar tarafından değerlendirilmesini saygıyla talep ederim. Kültürel ve tarihî değerlerinin doğrulanması hâlinde, manastır kapısının ve diğer tarihî mimari parçaların kültürel miras olarak resmen tanınmasını ve koruma altına alınmasını rica ederim.
Bunun yanı sıra, yapılacak inceleme sonucunda Kanco Konağı’nın özgün tarihî mimari unsurlar bakımından önemli bir yoğunluğa sahip olduğu tespit edilirse, mülkiyet durumundan bağımsız olarak gelecek kuşaklar için korunmasını sağlamak amacıyla, yapının tamamının kültürel miras alanı olarak tanınması ve koruma altına alınmasının değerlendirilmesini saygıyla talep ederim.
Bu başvuru, yalnızca insanlığın ortak kültürel mirasının profesyonel belgeleme, koruma çalışmaları ve uygun görüldüğü takdirde ulusal ve uluslararası miras standartları uyarınca yasal koruma yoluyla muhafaza edilmesini desteklemek amacıyla yapılmaktadır.
Taş kapıya ve Kanco Konağı’na ait fotoğraflar, bilginize sunulmak üzere bu yazının ekinde yer almaktadır.
Bu konuya gösterdiğiniz ilgi için teşekkür ederim. Daha ileri belgeleme çalışmaları veya iş birliği için izlenmesi gereken uygun prosedürler hakkında tarafıma bilgi verilmesini memnuniyetle karşılarım.
Saygılarımla,
Dr. Vartan Halis Yıldırım