Voleybol Milletler Ligi (VNL) grup maçları 12 Temmuz akşamı itibarıyla tamamlandı. 12 maçta 9 galibiyet ve 3 mağlubiyet alan Türkiye, 25 puanla 18 takımlı grup etabını ABD, İtalya ve Brezilya’nın ardından dördüncü sırada tamamladı.
ABD; Hong Kong, Osaka ve Belgrad’da oynanan maçların ardından 10 galibiyet/iki mağlubiyet/29 puanla ligi zirvede tamamlarken, 5 puan toplayabilen Bulgaristan önümüzdeki yıl VNL’de mücadele hakkını kaybederek Avrupa Altın Ligi’ne düştü.

Milletler Ligi oynamayan takımlar arasında en yüksek FIVB sıralamasına sahip olan Arjantin’in (No: 19) 2027’de VNL’de mücadele edeceği öngörülüyordu. Ancak Ukrayna işgali nedeniyle Rusya’ya getirilen yasağın geçtiğimiz hafta sürpriz bir şekilde FIVB tarafından kaldırılması bütün dengeleri değiştirdi. Sıralamaya dokuzuncu basamaktan tekrar dahil olan Rusya’nın gelecek yıl ligde yer alacağı öngörülüyor ancak işgalin devam etmesi nedeniyle Ukrayna ile olası bir eşleşmede neler olacağı hâlâ merak konusu.
Çin ise lig etabını dokuzuncu sırada bitirmesine rağmen finallere ev sahipliği yaptığı için sekizinci sıradaki Polonya’nın yerine son takım olarak çeyrek finale çıktı. Finallerde ev sahipliği yapan takımların sıralamasına bakılmaksızın ligden düşürülmemesi ve doğrudan çeyrek finale çıkması voleybol dünyasındaki en büyük tartışma konularından biri olmayı sürdürüyor.
Filenin Sultanlarının Osaka’da oynadığı maçlar ve aldığı sonuçlar şöyle:
Polonya 3-1
ABD 2-3
Japonya 3-1
Tayland 3-1

Voleybol severlerin “2023 Altın Yazı” diye nitelediği performansından uzak bir görüntü çizen Türkiye, buna rağmen 12 maçtan dokuzunu kazanarak önemli bir başarıya imza attı. Beklenen performanslarını sergileyemeyen tek takım olmadıklarının altını çizmekte fayda var. İtalya, Brezilya ve ABD gibi ekipler, tıpkı Türkiye gibi, turnuva sistemini iyi bilmeleri ve tecrübeleriyle grup etabından çıkmayı başardılar.
VNL sistemini sadece voleybol izleyicileri değil oyuncular da zaman zaman eleştiriyor. Dünyadaki tüm elit liglerin mayıs ayında sona ermesinin ardından, lig sezonu sürerken kıta şampiyonalarının araya girmesiyle üst düzey oyuncular birden fazla kulvarda ter dökmek zorunda kalıyor. Ligler biter bitmez pek dinlenemeden her yıl organize edilen Milletler Ligi’nin başlaması (bu yıl 3 Haziran’da başladı ama Olimpiyat yıllarında daha erkene alınıyor), iki yılda bir organize edilen kıta şampiyonaları ve yine iki yılda bir düzenlenen dünya şampiyonaları birçok oyuncunun sakatlanmasına sebep oluyor.
Geçtiğimiz senelerde Polonya’nın dünyaya armağan ettiği en büyük pasörlerden biri olan Wolosz’un milli takımı bıraktığını açıklaması, bu yıl yine Polonya’nın en etkili orta oyuncularından Kornelouk’un milli takımı bırakması, geçen yıl sakat olduğu için milli takımdan izin isteyen Pietrini’nin İtalya milli takımından aforoz edilmesi son yılların en sansasyonel olaylarıydı.
Milli takımlarda forma giymek her oyuncu için büyük bir prestij olabilir fakat sadece bu yıldan örnek vermek gerekirse VNL henüz başlamadan antrenman sırasında Çin’in yükselen yıldızı Wu Mengjie diz sakatlığı yaşadı ve ameliyat olması bekleniyor. Fransa milli takımının ve Vakıfbank’ın yıldızı Helena Cazaute ise Belgrad etabında yaşadığı sakatlık sebebiyle takımını Sırbistan karşısında yalnız bırakmak zorunda kaldı. Brezilya’nın dünyaca ünlü orta oyuncusu ve bu yıl ligde en çok blok yapan ismi Julia Kudiess ise son etapta bloktan inerken çapraz bağ sakatlığı yaşadı ve muhtemelen 6-9 ay kadar sahalardan uzak kalacak. Aynı sakatlığı Türkiye’nin yıldız orta oyuncusu Karmen Aksoy da ikinci ayak maçlarında bloktan inerken yaşamıştı.
Orta şiddetli sakatlıklarla birlikte bu liste uzar gider. Bir sporcunun aylarca sahalardan uzak kalması, parkelere döndüğündeyse eski formunu yakalaması çok zahmetli ve psikolojik olarak zor bir süreç. Voleybolcuların bu işi profesyonel olarak yaptıkları ve bundan hayatlarını kazandıkları düşünülürse sakatlık süreçleri sadece psikolojik ya da fiziksel değil, aynı zamanda maddi olarak da zorluklar getiriyor.

VNL grup etapları, genelde farklı kıtalarda düzenlenen üç ayaklı bir sürecin ardından sona erdi. Şimdi önümüzde, dokuz gün sonra başlayacak finaller var. Filenin Sultanları Osaka’dan pazar günü ülkeye döndü. En fazla bir iki gün dinlendikten sonra tekrar antrenman sürecine başlayacak ve sonrasında Çin’e uçacaklar. Ardından ağustosta düzenlenecek olan Avrupa Şampiyonası hazırlığı onları bekliyor. Eylül sonunda ülke ligleri başlıyor ve bu yıllardır böyle devam ediyor. Oyuncular, hem Türkiye Voleybol Federasyonu’nun hem CEV’in hem de FIVB’nin bu sıkışık takvime bir çözüm bulmasını bekliyor ancak FIVB’nin, çözüm bulmak şöyle dursun, takvime “kış turnuvaları” da eklemek istediği konuşuluyor.
Sözün özü, endüstriyelleşen spor dünyasında federasyonlar daha çok maç ve daha yüksek reyting peşinde koşarken, bu yoğun döngünün altında ezilenler, sağlığıyla, kariyeriyle ve emeğiyle hep sahadaki sporcular oluyor. “Altın Yaz”lar, kupalar ve madalyalar izlemesi keyifli birer şov sunsa da sürdürülebilir olmayan bu takvim, voleybolun geleceğini sakatlıkların gölgesine hapsediyor. Ancak tüm bu fiziksel ve zihinsel yorgunluğa, kıtalar arası uçuşlara ve elit takımların yeterince hazır olmayan form grafiklerine rağmen, voleybolun kalbi şimdi Makao’da atacak.

22-26 Temmuz 2026 tarihleri arasında Çin’in özerk bölgesi Makao’da oynanacak çeyrek final eşleşmeleri şöyle:
22 Temmuz
ABD – Çin
Türkiye – Kanada
23 Temmuz
İtalya – Hollanda
Brezilya – Japonya
Türkiye, Kanada’yı geçebilirse yarı finalde ABD-Çin eşleşmesinin galibiyle final bileti için mücadele edecek. Şimdiden iyi seyirler.
Voleybolu yeni izlemeye başladıysanız daha önce hazırladığımız terimler sözlüğüne bakmayı unutmayın.
Son okuma: Kadir Eser
Yayına hazırlayan: Bawer