Çalıştığı yerde gözaltına alınan ve kendisinden günlerce haber alınamayan Azerbaycanlı kuir feminist, vegan aktivist Nanaxanım Babazade’den (Nana) uzun süre haber alınamamış, daha sonra sınır dışı edilmek üzere Çatalca (İnceğiz) Geri Gönderme Merkezi’ne sevk edildiği ortaya çıkmıştı.
21 Ağustos’tan bu yana alıkonulan İstanbul Üniversitesi Antropoloji yüksek lisans öğrencisi, haftalar süren tutsaklığın ve kötü muamelenin ardından yaklaşık üç hafta önce sınır dışı edildi. Özgür Gelecek muhabiri Yusuf Çelik’e ulaşan Nana, Azerbaycan’dan ayrılmayı başardığını ve güvende olduğunu söyledi.
Nana, GGM’de ve sınır dışı edilirken yaşadıklarını şöyle anlattı:
“Elektronik kelepçeyle serbest bırakılmak için dilekçe yazdım. ‘Yabancı Terörist Savaşçılar’ koduyla ilgilenen memur, ‘Zaten kazanamayacaksın,’ diyerek tehdit etti. Bu konuşmanın ardından süreç olağandışı bir biçimde hızlandırıldı. Normalde insanlar GGM’de 8–9 ay kalıyor, mahkeme dosyalarına bile bakılmıyor. Ancak benim davam hemen sonuçlandı ve red cevabı geldi.
Sınır dışı edilmeden önce bilgilendirilmedim. ‘Sürpriz deport’ denilen uygulamayla gece saatlerinde hücremden alındım. Duştan yeni çıkmıştım, terliklerim ayağımdaydı. Güvenlik çağırdı. Müdürle görüşeceğimi sandım ama doğrudan çıkış odasına götürüldüm. Orada beş jandarma bekliyordu. Daha önce bana ajanlık teklif edenler de oradaydı. Sınır dışı edildiğimi o anda anladım.
Eşyalarımı toplamama izin verilmedi. Psikiyatri ilacımı bile alamadım. Beni hastaneye götürüp doktor raporu aldırdılar ve hemen havalimanına götürdüler.
Havalimanında regl oldum. Kadın personele pedim olmadığını söyledim. Getirdikleri pedin son kullanma tarihi geçmişti, mecburen kullandım.
GGM müdürü, YTS memuru ve İstanbul Valiliği’nden yetkililer havaalanına gelmişti. Beni güle oynaya uğurladılar; keyifleri yerindeydi.
Sınır dışı edilirken beni bağladılar. ‘Elini ayağını kapatacağız’ dediler. Ters kelepçe sandım ama siyah bir kumaşla tüm vücudumu sardılar. Erkek jandarma tüm gücüyle sıkıyordu. Ayağımı bağladılar, ipi sırtımdan yukarı çektiler. Kaplumbağa gibi yürüyebiliyordum. Köpeklerin ağzına takılan şeye benzeyen bir aparatı yüzüme geçirdiler. Nefes alamadım, panik atak geçiriyordum. İlacımı alamamıştım, korkuyordum. Kadın jandarma son anda çıkarmaya karar verdi ama sonra arabada yine taktılar.
Bir süre sonra Valilik’ten bir yetkili geldi ve ‘Pişman mısın?’ diye sordu. ‘Yaptığım hiçbir şeyden pişman değilim,’ dedim.
Beni bir odaya sokup, oradaki diğer göçmen kadınlara ibret olsun diye gösterdiler. ‘Bakın, isteğinizle gitmezseniz böyle gidersiniz,’ dediler. Kadınlar korkuyla bakıyordu. Çok aşağılayıcı bir andı.
Azerbaycan’a giden uçakta yalnızca ben ve üç jandarma vardı. Uçağın arka bölümü tamamen boştu. En arkaya oturtuldum. Uçuş boyunca elim kolum bağlı, ağzım kapalıydı.”
Azerbaycan’da güvende olmadığı için bir an önce ayrılmak isteyen Nana, Yusuf Çelik’e pasaportunun geçersiz olduğunu öğrendiğini, uzun uğraşlar sonucu bu sorunu çözüp dün (10 Kasım) akşam saatlerinde ülkeden ayrılmayı başardığını söyledi.
Velvele için derleyen: Bawer