İngiliz müzisyen, yapımcı ve besteci Dave Ball, 22 Ekim’de hayatını kaybetti.
Efsanevi synth-pop ikilisi ve “queer müzik” denince akla gelen ilk isimlerden biri olan, Tainted Love‘ı bir lubunya marşına dönüştüren Soft Cell’in kurucularından Ball, elektronik müzik ve pop dünyasında derin izler bırakan işlere imza attı.
Bu büyük müzisyeni, 50 yıllık dostu Marc Almond’un sözleriyle uğurluyoruz.
***
Bunu değil kabullenmek, yazmak bile çok zor… Dave ruhen öyle iyi bir yerdeydi ki. Odaklanmıştı, mutluydu; sadece birkaç gün önce tamamladığımız yeni albümle gurur duyuyordu. Her şey yolundaydı yani. Bu yüzden hissettiğim üzüntünün tarifi yok. 2026 onun için umut dolu, yepyeni bir başlangıç olacaktı. Bir nebze olsun tesellim, albümün bitmiş hâlini dinlemiş ve gerçekten güzel bir iş çıkardığımızı düşünmüş olması. Dave’in müziği her zamankinden güçlüydü; melodileri hâlâ ve her şeyiyle Soft Cell’e aitti ama o her seferinde işleri bir adım öteye taşımayı da bilirdi. Olağanüstü bir müzik dehasıydı.
Dave ve ben yaklaşık elli yıldır aynı yolculuğun iki yolcusuyduk. Başlangıçta arsız, asi, kendi bildiğini okuyan iki sanat öğrencisiydik. Hatalar yaptık belki, ama o zamanlar hiçbirini hata olarak görmezdik. Her şey maceranın bir parçasıydı. Dave’le aramızda hep bir zıtlık vardı, ama belki de bizi birbirimize bağlayan, yaptığımız müziğe ruh veren şey tam olarak oydu.
Ne zaman uzun bir aradan sonra yeniden bir araya gelsek, o tanıdık sıcaklık ve kimya hemen geri dönerdi. Aramızda derin ve karşılıklı bir saygı vardı; şarkılarımızın gücü de buradan geliyordu. Çok gülerdik, mizah anlayışımız aynıydı; filmler, kitaplar, müzik hakkında konuşurduk. Dave’in evi kitaplarla doluydu; müzik zevki hem şaşırtıcı hem ilham vericiydi. O, Soft Cell’in kalbi ve ruhuydu. Onunla birlikte yarattığımız mirastan sonsuz bir gurur duyuyorum.
Yeni (ve artık son) albümümüzün adının Danceteria* olması da bu yüzden çok anlamlı. Çünkü bizi, müzikal fikirlerimizin çoğunun doğduğu 1980’lerin başındaki New York’a ışınlıyor. O zamanlar bizi şekillendiren şehirdi orası. Tipik bir Britanya grubu olsak da, kendimizi hep biraz Amerikan hissederdik. Soft Cell’in hikâyesine, mitlerine, ruhuna yıllarımızı verdik ve Danceteria şimdi bu hikâyeyi tamamlayan, çemberi kapatan albüm olacak.
Keşke Dave biraz daha bizimle kalabilseydi… Birkaç yıl sonra 50. yılımızı birlikte kutlayabilmeyi çok isterdim. Ama hayranları onu hep sevecek, müziği ve anısı yaşamaya devam edecek. Dünyanın bir yerinde, şu anda bile, birileri bir Soft Cell şarkısıyla gülümsüyor.Hayatımın bu kadar büyük bir parçası olduğun ve bana bıraktığın müzik için teşekkür ederim, Dave. Sen olmasaydın, ben bugün burada olamazdım.
Çeviri: Bawer
Kaynak: softcell.co.uk