Kuir ilişkilerde cinsellik, çoğu zaman heteronormatif kalıpların yeniden üretildiği bir alana dönüşebiliyor. Özellikle de anal ilişkinin merkezde olduğu, penetrasyon odaklı anlayışlar birçok lubunya için hem baskılayıcı hem de dışlayıcı olabiliyor. Birçok kişi, istemediği halde, sırf öyle olması gerektiği için anal seks yapıyor, penetrasyonsuz cinselliği anlatmak için uzun cümleler kurmak zorunda kalıyor. Yurt dışında bir süredir kullanılan bir kavram olan ‘Side’ (sayd şeklinde okunur) tam da bu noktada, deneyimlerinin adını koymakta zorlanan bazı Türkiyeli lubunyaların imdadına yetişti. Terim, 2013 yılında kendisini side olarak tanımlayan kuir seks terapisti Dr. Joe Kort tarafından ortaya atıldı. ‘Guys on the Side: Looking Beyond Gay Tops and Bottoms’ başlıklı makalesinde Kort, tarafların penetratif anal seks istememenin sorun olmadığını fark etmelerine yardımcı olmak ve side terimini popülerleştirmek istediğini yazdı. Kort, bunun bir kişiyi daha az eşcinsel ya da daha az cinsel bir insan yapmayacağını vurguluyor; yani anal veya vajinal penetrasyon istememekte yanlış bir şey yok, diyor. Ayrıca, teriminin top (üst, yani aktif) ve bottom‘a (alt, yani pasif) doğal bir alternatif olarak ortaya çıktığını söylüyor. Bir kişinin üstte ya da altta olmamasına karşılık üretilmiş çok akıllıca bir alternatif.

Side, birçok dile İngilizce olarak girdi. Henüz Türkçe bir çevirisi yok. Urban Dictionary, terimi “anal penetrasyondan (verme veya alma) hoşlanmayan ancak aynı cinsiyetten diğer aktiviteleri uygulayan eşcinsel erkek” olarak tanımlıyor ancak bu tanım eksik ve kapsayıcılıktan uzak. Çünkü side‘ın kapsama alanı yalnızca cis-erkeklerle sınırlı değil ve sadece eşcinsel erkeklere özgü bir deneyime işaret etmiyor. Anal ya da vajinal penetratif sekse ilgi duymayan, farklı cinsel yönelimlere veya cinsiyet kimliklerine sahip kişiler de kendilerini side olarak tanımlayabilir. Bu nedenle daha kapsayıcı bir tanım, side kavramının yalnızca belirli bir cinsiyet veya yönelimle sınırlı olmadığını; farklı bedenlere, arzulara ve deneyimlere sahip bireyler için de geçerli olabileceğini kabul etmeli.
“Aktif” ve “pasif” tarafın olmadığı cinsel pratiklere aslında Türkiye’de de rastlıyoruz. Örneğin, tanışma uygulamalarında “aktif aktife sevişme” arayan lubunyalara denk gelmişsinizdir. Bu kişiler, bir araya geldiklerinde -genellikle- anal ilişki yaşamadan diğer cinsel pratikleri gerçekleştirip tatmin olurlar.

Side tanımı, geçtiğimiz yıllarda yurt dışında çokça kullanılan tanışma uygulaması Grindr’a eklendi. Söz konusu uygulama Türkiye’de yasaklı olduğu için, tabii ki biz bu gelişmeden haberdar olamadık. Aktif, pasif, dom, sub gibi birçok etiketin yer aldığı tanışma uygulamalarına side‘ın da eklenmesi çok önemli bir adım. Aslında insanlar, bu tanım ortaya atılmadan önce de anal sekssiz ilişkileniyordu. Tanışma uygulamalarında Side terimi yaygınlaşmadan önce “noanal”, “analsız” gibi etiketlerle, anal penetrasyon içermeyen ilişkilenme biçimlerini ifade ediyorlardı.
Anal seks bir zorunluluk mu?
Elbette hayır. Ancak toksik bir hâle gelmiş olan “gey kültürü” bize bunu, tıpkı saçma beden algıları gibi, dayatıyor. “Aktif misin, pasif mi?” sorusuna “İkisi de” dersen iyi, ancak “İkisi de değilim” diye cevap verdiğinde lubunyaların tepkisi genellikle şu şekilde oluyor: “Nasıl ya?”, “O nasıl oluyor?”, “Analsız olmaz!”, “Aktif de mi değilsin?” Penetrasyonu seksin bitirici aşaması, asıl amacı ve “gerçeği” olarak görmek, heteronormatif seks kurallarını ne kadar içselleştirdiğimizin kanıtları.

Peki, neden penetrasyon yaşamıyoruz?
Aslında bunun için özel bir nedene gerek yok. Sevmemek ya da istememek, tek başına yeterli bir gerekçe. Bunun yanı sıra, anal seksi sağlıkla ilgili kaygılar, dini inançlar ya da travmatik deneyimler nedeniyle (ya da sayısız farklı nedenle) tercih etmeyen kişiler de var. Kimi insanlar için anal seks basit bir eylem olabilirken, bazıları için bu deneyim her zaman kolay (ya da erişilebilir) olmayabilir. Unutmayalım: Hiç kimse, anal seks yapmama nedenini açıklamak zorunda değildir ve kimseyi bu açıklamaya zorlamamalıyız.
Madem öyle bu tanıma neden ihtiyacımız var?
Aslında bir şeyin varlığı, ona mutlaka “ihtiyacımız” olduğu anlamına gelmez. Bazen sadece var olması yeterlidir. Ya da uzun süredir yaptığımız, çoğu kişinin deneyimlediği bir şeyi adlandırmak isteriz. Kendi sınırlarımı tanımamda, cinsel pratiklerimde tercih ettiğim ya da etmediğim şeylerin bir isme kavuşması elbette bana yardımcı oluyor.
Ana akım pornolardan öğrenilen, tek ve alışılagelmiş cinsel pratiklerin “gerçek” olan tek yol olduğu düşüncesi sorgulanmalı. Side kavramı da tam da bu noktada cinselliği deneyimlemenin birden fazla yolu olduğunu fark etmemize olanak sağlıyor.
Side yalnızca bir etiket ya da moda bir tanım değil; cinselliğin tek tipleştirilmesine, özellikle de anal penetrasyonun merkezde olduğu heteronormatif seks anlayışına, karşı bir duruş biçimidir. Lubunyaların uzun süredir deneyimlediği ve çeşitli yollarla ifade ettiği artık bir ismi olan bu pratik, yalnızca görünürlük kazanmakta. Bu da kişilerin kendi arzularını, sınırlarını ve haz alma biçimlerini daha rahat ifade edebilmelerine olanak tanıyor.
Herkesin cinselliği kendine özgüdür; seksin ne olup ne olmadığına dair kesin yargılar yerine, rıza ve karşılıklı haz üzerinden kurulan ilişkilenme biçimleri daha kapsayıcı ve özgürleştirici bir zemin sunar. Side gibi tanımlar da bu çoğulluğu anlamamıza ve yaşamamıza katkı sağlar.
Editör: Bawer
Ana görsel: Jaime Hayde