Sanat, yalnızca güzellik ve estetik kaygılarla sınırlı bir alan değil; aynı zamanda toplumsal adaletsizliklere karşı bir direniş biçimidir. Özellikle militarizm, devlet şiddeti ve sömürgeci yapılar altında şekillenen coğrafyalarda sanat, sadece bir ifade aracı değil; aynı zamanda tanıklık, yüzleşme ve mücadele alanına dönüşür. Kürdistanlı sanatçı Hogir Ar da bu anlayışla, estetiği politik bilinçle birleştiren üretimleriyle öne çıkıyor. Onun pratiği; bastırılmış hafızayı görünür kılmak, hegemonik anlatılara karşı alternatif bir bakış geliştirmek ve izleyiciyi tanıklığa davet etmek üzerine şekilleniyor.
Bu söyleşide Hogir Ar ile sanatın militarizme karşı nasıl bir direniş alanına dönüştüğünü, politik bilincin estetik dile nasıl yansıdığını ve barış tahayyülünü konuşuyoruz.

Hogir Ar’ın sanat pratiği, toplumsal eleştiri ve politik duruşu bağlamında nasıl tanımlanabilir? Sanatçı kimliği ile politik bilinç arasında nasıl bir ilişki kuruyorsunuz?
Benim için sanat hiçbir zaman sadece estetik bir arayış olmadı. Sanat pratiğim, devlet şiddeti, militarizm ve sömürgeci yapılar karşısında doğrudan politik bir duruş alanı. Sanatçı kimliğim ile politik bilincim arasında kesin bir sınır yok; ikisi birbirini besleyen ve iç içe geçmiş alanlar. Sanat, hegemonik anlatıların dışına sızan görünmeyeni görünür kılmak ve kolektif hafızayı yeniden kurmak için güçlü bir araç benim için.
Militarizmle mücadelede sanatın rolü nedir ve bu alana dair düşünmeye nasıl başladınız?
Sanat, militarizme karşı hem bir direniş hem de hafıza alanı. Kürdistan’da büyüyüp, günlük hayatın içinde şiddeti birebir yaşamak, politik bilincimin temelini oluşturdu. Sanatı; bastırılan hafızaları açığa çıkaran, faili teşhir eden ve izleyiciyi tanıklığa davet eden bir araç olarak kullanıyorum.

“Anatomy of Occupation” (İşgalin Anatomisi) çalışmanızda militarizmin simgeselliğini dönüştürme açısından ne tür eleştirel anlamlar var?
Bu çalışmada, koltuk değnekleri ve yere temas eden kısımlarındaki silahlar, şiddet ile iyileşme arasındaki paradoksu gösteriyor. İzleyiciyi bu değnekleri tutmaya çağırarak, bireysel ve toplumsal düzeyde şiddet döngüsüne nasıl dahil olduğumuzla yüzleşmeye davet ediyorum.
Kürdistan gibi bir çatışma coğrafyasında sanat yapmak ne gibi zorluklar ve sorumluluklar getiriyor? “Dergûş (Beşik)” çalışmanız bu bağlamda nasıl okunabilir?
Böyle bir coğrafyada sanat sadece estetik değil, aynı zamanda politik bir sorumluluk. Sanat, görünmez kılınanların sesi, bastırılmış hafızanın taşıyıcısıdır. “Dergûş (Beşik)” çalışmam, faili meçhul cinayetler ve hafıza mücadelesini temsil eder. Beşik formu hem yaşamı hem ölümü simgeler; bu, hafızanın bedenselleşmesinin ve devlet inkârına karşı direnişin bir ifadesidir.

Roboski Katliamı ve yerel güvenlik güçlerine yönelik projelerinizde hangi politikmotivasyonlar ön planda? “State and Coffin: The Pressure of Power and the Role of the Media” (Devlet ve Tabut: İktidarın Baskısı ve Medyanın Rolü) çalışması nasıl okunabilir?
Temel motivasyonum, devlet şiddeti ve medyanın kurduğu hegemonik söylemleri teşhir etmek. “State and Coffin” iktidarın toplumsal baskısını ve medyanın bunu nasıl meşrulaştırdığı görünür kılar. Ayaklar, toplumun baskı altında ezilen kesimlerini ve bastırılan kültürel kimliği simgeler. Kırmızı çizgi, yaşam ve ölüm, hakikat ve inkâr arasındaki sınırı gösterirken, aşılabilirliğine de işaret eder.
Türkiye’de resmi dilde adlandırılmayan ya da inkâr edilen süreçler hakkında sanatçı olarak nasıl bir duruş sergiliyorsunuz?
Sanat benim için inkâr edilenlerin görünür kılınması ve hafıza pratiği. Sessizleştirilengerçekleri ortaya koymak, faili teşhir etmek ve izleyiciyi politik yüzleşmeye çağırmak temel görevim. Sanatın bu kör noktalarla mücadelede önemli bir alan olduğunu düşünüyorum.
Barışa dair politik ve estetik tahayyülün nedir? Sanatın barış kültüründeki rolü nasıl görüyorsunuz?
Barış sadece silahsızlanma değil, adalet, hakikat ve toplumsal onarım süreçlerini içeriyor.Sanat, bu süreçlerde yüzleşmeyi kolaylaştırıyor, kolektif hafızayı yeniden inşa ediyor ve barış kültürünün somutlaşmasına aracılık ediyor. Estetik, politik dönüşümün duygusal ve kavramsal dilidir.
Editör: Bawer
Hogir Ar, Heidelberg’de yaşayan, kavramsal sanat, enstalasyon, performans ve heykel alanlarında çalışan disiplinler arası bir sanatçıdır.
Instagram
Twitter
Sanatçının fotoğrafı: Yasîn Kocadüz / Paris
Eser fotoğrafları: Dirk Rose / Köln