Yakın zamana kadar Walthamstow, Doğu Londra’da pek kimsenin umursamadığı semtlerden biriydi. Ancak bölge son yıllarda hızlı bir “dönüşüm” (bu konuya birazdan geleceğiz) yaşıyor. Soho Theatre da bu değişimin bir yansıması olarak Walthamstow’a, eski bir sinemayı baştan yaratarak adım attı. Programındaki LGBTİQ+ içerikli işleriyle her zaman queer topluluğun radarında olan tiyatro, bu hafta sonu Jonny Woo’nun üç gün süren Un-Royal Variety Show’u sayesinde dar gelirli, kenarda kalmış mahalleyi kısa süreliğine bir queer “cennete” çevirdi.
Gösteri eskiden Hackney’de sahneleniyordu. Walthamstow’a taşındığında bin kişilik salonun dolup dolmayacağı ciddi bir soru işaretiydi. Ancak ikinci gün salona girdiğimde neredeyse hiç boş koltuk olmadığını gördüm. Jonny Woo, bunca yılın ve olayın ardından insanları bir araya getirme gücünü kaybetmemiş gözüküyor.
Gösteriyi “gender-bending” olarak tanımlamak hafif kalır; çünkü sahnede yapılan şey cinsiyet normlarını esnetmek değil, tüm toplumsal kuralları komple devre dışı bırakmak. Gösteri Jonny’nin şarkılarıyla başlıyor, ardından “yaşlı” drag sanatçısı Myra DuBois sahneyi devralıyor. Sonra hiçbir açıklama yapılmadan Gary Starr, tamamen çıplak bir “hayalet” olarak beliriyor. Seyirci hem şokta hem büyülenmiş durumda. Karakter, çekici fiziksel görüntüsünden aldığı özgüveninin etkisiyle sahnede dilediği gibi davranıyor ve o ne yaparsa seyirci çılgınlar gibi alkışlıyor. Starr, kendine ayrılan süreyle yetinmiyor; gösteri boyunca tekrar tekrar geri dönerek herkesten rol çalıyor. Belli ki seyircinin bu karakteri seveceği daha en baştan çok iyi hesaplanmış.
Ardından queer bir şarkıcı eşliğinde olağanüstü pole dansçı Lisette Krol sahneye çıkıyor. Herkesin tepkisi özetle şu: “Böyle bir şeyi daha önce izlemedik.”
Gösteri, İskoçya’daki Fringe Komedi Festivali’nden ödüllü trans kadın komedyen Sam Nicoresti’nin sahneye çıkmasıyla direksiyonunu daha politik bir yöne kırıyor.
Nicoresti kendi hikâyesini ve trans kadınların maruz kaldığı baskıları anlatmaya başlıyor. Bu noktada seyirci gülmeyi bırakıp dikkat kesiliyor. Çünkü artık sahnede yalnızca mizah değil, trans kadınlara adeta savaş açmış Britanya’nın karanlık gerçekleri var. Gösterinin dansçı kadrosu da oldukça zengin: RuPaul’s Drag Race UK yıldızlarından Asttina Mandella sık sık sahneye beliriyor; ona Margo Marshall ve Mimi Chanel eşlik ediyor.
İkinci yarıda işler tamamen “kontrolsüz eğlence” moduna geçiyor. Yunan drag sanatçısı A Man To Pet, arkasında çıplak erkeklerle iki şarkılık bir performans sunuyor. Jayde Adams ve Dina Martina izleyicilere şok üstüne şok yaşattıktan sonra şov efsanevi Peaches’a teslim ediliyor. Yıllardır sahneleri alt üst eden feminist müzisyen ve prodüktör Peaches, burada da cinsiyet rollerinin yanı sıra toplumun ve sektörün yaşçı (ageist) bakış açısıyla da alay ediyor. Soyunup memelerini gösterirken arkasındaki dansçı ordusu, dev ve sarkmış yapay memelerle yaşlanan kadın yıldızlara yönelik toplumsal baskıları tiye alan sanatçıya eşlik ediyor. Seyirci ise sahnedeki kaosa tamamen teslim olmuş durumda.
Finalde Jonny Woo tüm ekibi sahneye çağırıyor ve dev tiyatro bir anda kulüp atmosferine bürünüyor. Sonrası alkış kıyamet…
Ama bu büyük, ışıltılı ve gürültülü queer şovun arkasında rahatsız edici bir gerçek de var: soylulaştırma. Walthamstow’un büyük bir değişim geçirdiğini söylemiştim. Semtin geçmişinin yerinde yeller esiyor; zincir restoranlar, yükselen kiralar, yeni “cool” mekânlar her yerde. Soho Theatre’ın gelişi queer topluluğuna yeni bir alan açıyor gibi görünse de aynı zamanda yerel halkın yerinden edilme sürecini de hızlandırıyor.
Queer mekânlar için de durum farklı değil. Woo’nun uzun yıllar ortağı olduğu Doğu Londra’nın queer kalbi The Glory, binayı satın alan inşaat şirketi nedeniyle kapandı. Yerine Divine açıldı. Evet, kağıt üzerinde “yeni bir alan yaratılmış” olsa da herkes odanın ortasındaki filin farkında: Londra’daki queer sahne giderek daha kırılgan bir hâl alıyor.
Bir diğer kritik mesele ise siyaset. Un-Royal Variety Show, İngiltere Sanat Konseyi (Arts Council England) tarafından destekleniyor. Bu kadar açık, radikal ve queer bir işin devlet fonu alabiliyor olması -şimdilik- hâlâ mümkün. Ancak yaklaşan seçimlerde Reform UK’in, yani Nigel Farage’ın, iktidara gelme ihtimali konuşuluyor. Aşırı sağ, popülist bir hükümetin LGBTİQ+ alanlarına ve üretimlerine destek vermeyeceği çok net. Bu yüzden o gece salonda herkes eğlenirken bir yandan da şunu düşünüyordu:
“Bunlar bizim son özgür partilerimiz olabilir mi?”
Sonuç olarak Un-Royal Variety Show, sadece eğlenceli bir performans değil; Londra’nın hızla değişen yapısı içinde queer kültürün hâlâ nefes aldığını hatırlatan bir iş. Aynı zamanda Birleşik Krallık’ın politik atmosferinde kişisel özgürlüklerin ne kadar sınırda olduğunun da altını çiziyor. Çelişkisi ise kendiyle menkul; zira istemeyerek de olsa yoksul bir mahallenin milyonerler tarafından işgal edilme sürecini hızlandırıyor.
Umarız bunlar Londra LGBTİQ+ topluluğunun son özgür günleri olmaz. Ve Jonny Woo sınır tanımayan, alaycı ve eğlenceli işleriyle sahnede olmaya devam eder.
Editör: Bawer
Şovdan videoları Instagram hesabımızda izleyebilirsiniz